Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Zaman Durmaz / Antika Saat Ustası Nuri Yücesoylu

Bu Yazıyı Paylaşın:
Zaman Durmaz / Antika Saat Ustası Nuri Yücesoylu

Tam 63 yıl dile kolay, peki işe başlamanız nasıl oldu? Duyduğumuz kadarıyla sizi bu mesleğe verdiği için babanızı eleştirenler olmuş.

Tabi Avrupa’nın taktiğidir. Gavur mesleği diye halk arasında söylenti çıkarmışlar. Haramdır, günahtır, gavur mesleğidir... Fotoğrafçılık, televizyonculuk, saatçilik gibi meslekleri öyle tanıtmışlar. Bizde revaçta olan meslekler tellaklık, berberlik, nalbantlık... Onları layık görmüşler bize. Halbuki dinde terakkiye mani yok. Keşke aya biz çıksaydık, herkesten evvel televizyonu biz bulsaydık. Daha yeni yeni uyanıyoruz. İleriye gitmeye başladık. Maalesef bizim memleketin makus talihi. Böyle diye diye, böyle yapa yapa vatandaşı sanattan, ilerlemeden alıkoymuşlar. Bende şu an 100 çeşit marka saat var. Bunlardan 1 tane al, 2 tane al, olmadı kendin yap. Avrupa’yı zenginleştirmenin ne alemi var. Bu çeşidin 100’ünü de ithal eden gayrimüslimler vardı, geneli de Ermeni’ydi. Türk’lerden ya bir ya da iki kişiydi. Bahçekapı’da Eminönü’nde o civarda bulunurlardı.Şimdi onlarda tükendi, muhtemelen başka işlerle uğraşıyorlardır. Dolayısıyla bizi ileri gitmekten alıkoymuşlar, babamı o yüzden çok eleştirmişler “Yahu oğlunu gavur mesleğine verdin” diyerek. Ama babam ileri görüşlü insandı. Memurdu, devlet demiryollarında tren şefiydi. Çok vilayetler gezdiği için bu ihtiyaçların farkındaydı. Dolayısıyla kimsenin lafını sözünü dinlemeden beni ustamın yanına verdi. Allah rahmet eylesin ustam vefat etti, epey de oldu. Onun sayesinde mesleği öğrendik ve bugüne kadar ekmeğimizi bu meslek sayesinde yedik.

Genellikle size çok eski saatler geliyor galiba değil mi?

Mekanik olanları tamir ediyorum, çoğu da antika zaten. “Nacar, Hislon, Arlon, Cortobert...” gibi bir çok marka var. Yeni saatleri yapmaya değmez zaten. 5-10 liraya alıyorsun, yapsan 20-30 lira tutar, atıp yenisini alıyorlar zaten. Benim tamir ettiklerim antika sınıfına girdiği için daha çok koleksiyoncular tamire getirir. Mesela şu saat (gösteriyor) kapaklı 150 senelik saat, arkadan kurmalı.

Peki sadece Konya’dan mı tamir için saat getiriyorlar, başka yerlerden de geliyor mu?

Memleketin her tarafından geliyor ama artık geçti benden. Dürüst çalışan bu meslekte ilerleyemez. Kimseyi itham etmek istemiyorum, aman yanlış anlaşılmasın. Yani “Biz parayı çok kazanıyoruz, gayrimeşru mu kazanıyoruz.” diyerek dava açmasınlar, bir de davalık olmayalım. Şu kadarla iktifa ediyorum bu konuyu; dürüst çalışıp haram lokmayı sevmeyen insan, bu meslekte zengin olamaz. Kalıbımı basar, konuşurum.

Sizin ustanız kimdi?

Saatçi Abdurrahim Efendi, iyi bir ustaydı. Konya Bozkır’lıydı, genç vefat etti, 55-60 yaş arası. Ustam bana her zaman doğruluğu tavsiye ederdi. Allah gani gani rahmet etsin. Ustamın babası vardı İbrahim Okuryazar isminde, Bergamalı Hoca diye anılırdı. Evliyadandır kendisi, Evliyaullahtan.

Okuryazar soy ismi mi?

Evet öyle geçiyor. Çok muhterem bir zatmış. Karşıdan gelen kişinin ne halde olduğunu veya ne niyetle geldiğini daha o konuşmadan bilir, cevabını verirmiş. İlginç bir hadise anlatayım, kendilerinden duydum. Birgün oturduğu yerde oğluna; “Abdullah gel, şimdi tavan arasına çık. Tavan arasında bir genç var, eziyet yapmadan al gel” der. Saklanan gencin niyeti hırsızlık yapmakmış, getirmiş huzuruna. Genç, bacadan gireceğim diye uğraşmış, her yeri kurum olmuş, simsiyah olmuş adam. Gence “Oğlum şu hâline bak, yazık değil mi, al şu parayı da bir daha yapma.” der. O genç bir daha yapmadığı gibi hayatının dersini almış. Öyle bir kişiydi. Konyalı Tahir Hoca (Büyükkörükçü) her zaman methederdi o hocayı. Bir de Hacı Veyiszade Hocamız vardı, Evliyaullahtandı.

Hacı Veyiszade Hocaefendi’yi görmüşmüydünüz?

Tabi tabi, hatta şöyle bir anımı anlatayım. Birgün Aziziye Camii’nin yanında denk geldim. Geriden gördüm şöyle 50-100 metre vardı. Zaten o mübarek gözü kapalı yürürdü. Ben de yanına yaklaştım, hocamın bir elini öpeyim, musafahada bulunayım dedim. Tabi beni tanımaz, 1960’ların Konya’sı ama nüfusu da az değildi. Yanına gidince bana dedi ki: “Saatçi saatçi! Dünya saatlerini çok iyi çalıştırıyorsun ama ahiret saatin bozuk.” Beni tanımaz bilmezdi mübarek. İşte böyle insanlar gördük. Vefatında da bulundum, bir Cuma günüydü, hava kar-kış, eskiden kar da çok yağardı. Kapı Camii’nin önünde mübareğin tabutunu koymuşlar. Sanki yeni yıkanmış da sıcaktan soğuğa yeni geçmiş gibi tabuttan buğum buğum buhar çıkıyordu. Halbuki sabah yıkamış getirmişlerdi, benim dediğim öğleye doğru. Bir de tam giderken, şadırvanın yanından geçerken çok kişi görmemiş ama vallahi ben gördüm, tabutun baş tarafından yukarı doğru bir nur-u ilahi çıkıyordu. Öğle namazından sonra defnedilecekti ama o kadar kalabalıktı ki akşama yakın ancak defnedildi. Üçler mezarlığına defnedildi, böyle güzel insanlardı.

Sizin tamir edemediğiniz saatler oldu mu?

Hiç olmadı. Hangi saati elime aldıysam sonuca gitmişimdir.

Peki saatlerde yedek parça sorununu nasıl çözüyorsunuz?

Çok parçalarını elde yaptığım olmuştur. Muadilini bulurum, ondan diğerine aynen ayarlarım. Başka saatlerden çıkan parçaları uydurmaya çalışırım.

Yetiştirdiğiniz çıraklarınız çok mu?

Var var, Konya’nın neredeyse yarısı benim çırağım ama vefalı olan çok az, birkaç tanesi istisna. Şunu da söyleyeyim, ustam vefat edeli (1954’te) her 5 vakit namazımda ustamın ecdadına Fatiha yollarım. Çünkü bana meslek öğretti, emek verdi...

Yurtdışından yabancıların gelip saatlerden alıp götürdüğünü söylüyorsunuz?

Maalesef hâla var, antik değeri olanları toplayıp götürüyorlar el altından gizlice. Avrupa bu işlerde bizden önde. Ata yadigarı, ata hatırası diye alıyor adamlar. Baş tacı ediyorlar, bizim gibi değiller.

Saatlerle ilgili bir hatıranız var mı?

Hangisini anlatayım, hepsi ayrı hatıra onların. Hatırasız yaptığım iş yok ki. Altından kalkılamayacak işleri yaptığım zaman ayrı bir zevk duyarım, o benim için paradan çok daha önemli. Bana Konya’yı verseniz, dünyayı verseniz tercih etmem, o daha makbuldür. Tamir etmek bana zevk veriyor. Zaten artık para için değil, hem zevk hem de meşgale olsun diye yapıyorum.

Son olarak tavsiye edeceğiniz bir şey olur mu?

Tavsiyem şu: Gençler vakitlerini boşa geçirmesinler. Ebeveynler çocuklarına sahip olsunlar. Çocuklar anne babalarına sahip çıksınlar. Ben eşimi kaybedeli 3 yıl oldu, şimdi yalnız yaşıyorum, çok arıyorum ama... Allah kimsenin başına vermesin. Hayatın anlamı Yaradan’a kul olmaktır. Ömür çok uzun değil, bir anda yaşlandık.