Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Yenilikçilik Sanatı: İnovasyon / Halil Çalışkan

Bu Yazıyı Paylaşın:
Yenilikçilik Sanatı: İnovasyon / Halil Çalışkan

İnovasyon nedir? İnovasyon niçin gereklidir? İnovatif düşünmeye neden ihtiyaç duyarız?

Mevlana’nın dediği gibi, “Dün dünde kaldı cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.” Bu sözü inovasyona uyarlayacak olursak, yeni şeyler yapmaktır inovasyon.

Dünya, sanayi devriminden sonra 1930’lara kadar üretimin odakta olduğu, sonrasında arzın talepten fazla olması nedeniyle satışın ve kalitenin önemli hale geldiği, 1970’lerden itibaren de müşteri odaklı modern pazarlama kavramının etkin olduğu dönemleri yaşadı. Yani geçen yüzyılın başlarında ekonomide “ne üretirsem satarım” anlayışı geçerliydi ve kral üreticilerdi. Yüzyılın sonlarına doğru iş dünyası rekabetin arttığı ve müşterinin kral olduğu bir hale evrildi. Son 20 yılda teknoloji, küreselleşme ve internet gibi faktörlerden dolayı rekabet çok daha acımasız bir hale gelince, kalite ve modern pazarlama anlayışına ek olarak, müşterileri elde tutabilmek için farklılaşmak ve yenilik yapmak firmalar için hayati önem kazanmaya başladı. İşte tüketicinin ve dolayısıyla firmaların sürekli yenilik ve farklılık peşinde koştuğu bu dönemde, inovasyon kavramını her alanda çokça duymaya başladık. Türk Dil Kurumu tarafından “yenileşim” gibi bir kelime türetilse de geç kalındığından ve “inovasyon” sözcüğü iş dünyası tarafından içselleştirildiğinden bu kavramı kullanmaya devam ediyoruz. İnovasyon kitâbi olarak; yeni veya önemli ölçüde değiştirilmiş ürün veya hizmetin, sürecin, yeni bir pazarlama yönteminin ya da işyeri organizasyonunda yeni bir organizasyonel yöntemin uygulanmasıdır. Ama kısa ve net bir tanımla “ticarileştirilebilen yenilik” diyebiliriz inovasyon için. Bu kavramla ilgili yaygın yanlışlardan biri inovasyonun icatla karıştırılması. Her icat inovasyona dönüşmeyebileceği gibi (inovasyon olabilmesi için satılabilir veya fayda sağlayan bir yenilik olmalı) her inovasyon da mutlaka yeni bir icat veya ürün olmak zorunda değil. Hatta her inovasyon teknolojik olacak diye bir şart da yok. Örneğin hard-discount marketlerdeki dekorasyon masrafını ve personel sayısını azaltan sistem, bir süreç inovasyonudur ve bu uygulama maliyetleri azalttığından dolayı müşterilere daha uygun fiyata ürün satabilmeyi mümkün hale getirmekte ve firmaya avantaj sağlamaktadır. Genel olarak inovasyon türleri; ürün inovasyonu, hizmet inovasyonu, süreç inovasyonu, pazarlama inovasyonu ve organizasyonel inovasyon şeklinde sınıflandırılabilir. Ayrıca inovasyonun getirdiği yeniliğin derecesine göre de adımsal inovasyon ve radikal inovasyon olarak ikiye ayrılır. İnovasyon yapabilmek için yenilikçi yani inovatif düşünmeye (iş dünyasında yaygın diğer bir isimle yaratıcı düşünme) ihtiyaç vardır. Bu düşünme becerisini sadece iş hayatında inovasyon yapmak için değil, sosyal hayatımızda karşılaştığımız problemleri sıradışı bir şekilde çözebilmek veya parlak fikirler üretebilmek için de kullanırız. Bu nedenle öğrenciden mühendise, öğretmenden girişimciye, ev hanımından profesyonel yöneticiye kadar herkes inovatif düşünceye ihtiyaç duyar.

Kimler daha inovatif düşünür?

Reklamcılık, tasarımcılık, girişimcilik, sanat gibi alanlarda inovatif düşünme şart olduğundan bu meslek sahiplerinin daha inovatif olduğu veya olması gerektiğini söyleyebiliriz. Ya da tersinden söyleyecek olursak inovatif düşünebilen insanlar bu mesleklerde daha başarılı olur. Ancak inovatif düşünme, her meslek grubunun az veya çok kullandığı ve herkesin iş hayatında veya sosyal hayatındaki başarısını artıran bir beceri. Bu kabiliyet, birçok başka özelliğimizde olduğu gibi genetik özellikler, çevre koşulları ve eğitimimizle şekilleniyor. “Her çocuk sanatçıdır, önemli olan büyüdüklerinde de öyle kalabilmelerini sağlamaktır.” diyor Picasso. Çocukken hepimiz yüksek bir hayal gücüne ve sıradışı düşünme becerisine sahibizdir. Ancak merakımızın ve sorularımızın engellenmesi, eğitim sistemimizin analitik düşünmeye odaklanarak hayal gücümüzü törpülemesi ve hayat şartları nedeniyle, büyüdükçe daha mantıklı ve kurallı düşünen, hayal gücünü ve yenilikçi düşünme becerisini büyük ölçüde kaybetmiş bireylere dönüşürüz. Bu becerilerimizi kolayca geri kazanmak mümkün olmasa da geliştirmenin yolları elbette mevcut.

İnovasyon nasıl bir süreç izler?

Bu hangi tür inovasyondan bahsettiğimize bağlı. Her şey bir fikirle başlar. Fikirleri tetikleyen şeyse problemdir. Yalnız burada problem kavramını biraz farklı tanımlıyoruz. Problem, çözülmesi gereken negatif bir durum, yani bir sorun olabileceği gibi iyileştirmeye açık bir alan da olabilir. Yani fikir üretmek için sorduğumuz soruya problem diyoruz. Problemimiz “Bölgemizdeki çevre kirliliğini nasıl azaltabiliriz?” gibi bir sorun olabileceği gibi, zaten kârlı bir firma tarafından sorulan “Satışlarımızı artırmak için nasıl bir kampanya yapabiliriz?” gibi bir iyileştirme ve fikir arayışı da olabilir. Eğer teknolojik ürün inovasyonundan bahsediyorsak mutlaka bir ar-ge süreci gereklidir. Genel olarak bütün inovasyonlarda problem tanımlandıktan ve gerekiyorsa konuyla ilgili bilgi toplandıktan sonra, beyin fırtınası yapılır ve üretilen fikirler değerlendirilerek fikirlerin kalitesi ve uygulanabilirlik açısından elemeye tabi tutulur. Seçilen fikir veya fikirler için daha detaylı uygulanabilirlik/fizibilite çalışması yapılarak gerekli kaynaklar sağlanır ve uygulama aşamasına geçilir. Uygulama aşamasında gerekli görülürse fikirde değişiklikler ve iyileştirmeler yapılabilir. Literatürde inovasyon süreci ile ilgili “pazar çekimli inovasyon” modeli ve “teknoloji itimli inovasyon” modeli ayrımı mevcut. Günümüzde daha yaygın olan görüş ise; inovasyonun hem teknoloji tarafından tetiklenen hem pazar tarafından çekilen ve arada başka birçok faktörden de etkilenen bir süreç olduğunu kabul eden sistemik inovasyon modelidir. Yani inovasyon süreci hem pazardan hem teknolojiden hem de uygulama aşamasındaki birçok faktörden etkilenerek gerçekleşir.

Beyin nasıl çalışır? Beyin fikir ilişkisi nasıl olur?

Beynin çalışma sistemiyle ilgili söylenebilecek çok şey var. Aslında bilinenlerin yanında, beyinle ilgili hala öğrenilmeyi bekleyen sırlar daha fazla. Beynimiz, yüz milyar civarında nöronun yani sinir hücresinin birbiriyle elektrokimyasal bir şekilde iletişime geçmesi sayesinde düşünüyor. Düşünme aşamasında daha önce kaydedilmiş bilgiler arasında ilişkiler kurularak yeni sonuçlara ulaşılıyor. Zekânın bir tanımı da “farklı nesneler ve olaylar arasında ilişki kurabilme yeteneği” zaten. Zekâ genetik, yaşam tarzı ve eğitimle şekillenen bir özellik; yani insanın her yaşta zekasını daha verimli kullanabilmek için yapabileceği şeyler var. Dil ve matematikle uğraşmak zekâ gelişimine katkısı olan çalışmalar. Bol bol okumak, farklı alanlarda etkinliklere katılmak, bulmaca çözmek, fikir üretme çalışmaları yapmak hem zekâmızı hem de inovatif düşünebilme yeteneğimizi geliştiriyor.

Kişi nasıl daha inovatif olur? Yeni fikirler üretmek adına kişi neler yapabilir?

Daha inovatif bir insan olabilmek için, yaşam tarzında yapılması gereken değişiklikler olduğu gibi yeni fikirler üretebilmek için de öğrenilmesi gereken teknikler var. Çeşitli üniversitelerde ve sivil toplum kuruluşlarında verdiğim “İnovatif Düşünme ve Fikir Üretme Teknikleri” eğitiminde hem daha yenilikçi bir insan olabilmek için yapmamız gerekenleri hem de beyin fırtınası sırasında tıkandığımızda parlak fikirler üretmeye devam edebilmek için kullanabileceğimiz teknikleri anlatıyorum. Daha yenilikçi olmak için yapmamız gerekenlere bir örnek verecek olursak farklı alanlarda bilgi sahibi olmaya yönelik okuma ve araştırma yapmaktan bahsedebiliriz. Günümüz dünyası, dikey uzmanlığı, yani kendi alanında mümkün olduğunca fazla bilgiye sahip olmayı zorunlu kılıyor. Ancak inovatif düşünmede bunun yanısıra uzmanlık alanımız dışındaki konularda sahip olduğumuz bilgiler de önem kazanıyor. Örneğin Steve Jobs Macintosh bilgisayarı tasarlarken, yıllar önce gittiği kaligrafi kursunda öğrendiklerinden esinlendiğinden bahseder. İlgisiz gibi görünen konuların bir araya getirilmesinden devrim niteliğinde ilginç çalışmalar çıkabilir. Bir arkadaşım İTÜ’de Elektronik Mühendisliği okuduktan sonra Amerika’nın mühendislik alanında en önemli üniversitesi olan Massachusetts Institute of Technology’ye (MIT) doktora çalışması için gittiğinde, bir yıla yakın biyoloji çalıştıktan sonra dokuların kendi kendini yenilemesini ve büyümesini sağlayan bir algoritma üzerinde çalıştı ve doktora teziyle Tissue Engineering (Doku Mühendisliği) alanında çok önemli bir başarıya imza attı. Yani inovasyon, daha çok farklı konulardaki bilgilerin bir araya getirilmesinden ve disiplinler arası çalışmalardan besleniyor. Genel olarak, gerektiğinde parlak fikirler üretebilmek için ilgi duymadığımız alanlarda bile bilgi edinmeye çalışmamız yararlı olacaktır diyebiliriz. Ayrıca farklı konularla ilgilenmek, beynimizin kullanmadığımız nöronlarının da kullanılmasını sağlayacak ve bakış açımızı genişletecektir. Ön yargılarımızdan kurtulmak, eleştirilmekten korkmamak ve tek bir çözümle yetinmek yerine mümkün olduğunca alternatif üreterek aralarından en iyisini seçmeye çalışmak da diğer önemli prensipler.

İnovasyon konusuna ilgi duymaya ve eğitim vermeye nasıl başladınız?

MBA projemi inovasyon konusunda yaptım. Yakında bu alanda eğitim almak üzere ABD’ye gitmeyi planlıyorum. Ama aslında inovasyon ve inovatif düşünceye olan ilgim çok daha eskiye dayanıyor. Aslen makine mühendisiyim ve mühendislik eğitiminde analitik düşüncenin ön planda olduğu bir ortamda yer aldım. Ancak hayal kurmayı, fikir üretmeyi ve herhangi bir konuda farklı alternatifler üretmeyi her zaman seven biri olarak yenilikçi düşünme ilgi ve becerimi hiç kaybetmedim. Bunda sayısal konuların yanısıra edebiyat, müzik ve işletme gibi farklı alanlara olan ilgimin de payı büyüktür. Üniversite son sınıftayken İTÜ’de öğrenci temsilciliği yaptım ve bir kültür-edebiyat dergisi çıkardım. Beyin fırtınası yapmaktan ve gerek bireysel, gerek takım olarak fikir üretme çalışmalarından büyük keyif alıyordum. Genel mühendislik yaklaşımının aksine, tek bir doğru fikri bulmaya çalışmak yerine birçok alternatif fikir üretmek ve bunları tartışarak en faydalı olanını seçmek bana daha uygun geliyordu. Sonra biraz araştırma yapınca bu konuda bazı yabancı kaynaklarda çeşitli teknikler olduğunu ve insanın daha yenilikçi düşünebilmek, daha güzel fikirler üretebilmek için kendisini geliştirebileceğini öğrendim. Bu alanda ülkemizdeki kaynak ve eğitimler maalesef çok yüzeyseldi. İnovasyondan ve yaratıcı düşünceden bahseden çok sayıda insan olmasına rağmen, inovasyon yapmanın anahtarı olan inovatif düşünme ve fikir üretmenin nasıl yapılacağını anlatan kimse yoktu. Birçok yabancı kitap ve makale okuyarak yenilikçi düşünme prensiplerini ve fikir üretme teknikleri öğrendim ve bu tekniklerden işe yarar olanları derleyip adapte ettim. Bu eğitimi küçük seminerler şeklinde, öncelikle çalıştığım şirketlerde ve yöneticilik yaptığım derneklerde verdim. Beğenilip ilgi görünce formatı daha da geliştirerek kapsamlı bir eğitime dönüştürdüm. Yaklaşık 5 yıldır çeşitli üniversitelerde ve sivil toplum kuruluşlarında eğitim veriyorum. Bu konudaki bilgilerimi kitaplaştırma çalışması da devam ediyor. Bilgiye ulaşmanın eskiye göre çok kolay olduğu günümüzde, inovatif düşünmenin ve bilgiyi işleyerek işe yarar fikirlere dönüştürmenin hayati öneme sahip olduğuna inanıyorum. Bunu yapabilen bireyler ve toplumlar ilerlerken diğerleri ayakta kalmakta zorlanacak. Bu nedenle yenilikçi düşünme ve fikir üretme tekniklerini her zaman büyük bir keyif ve özveriyle anlatıyor, her eğitimde ben de katılımcılardan birçok yeni şey öğreniyorum.