Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Yeni Dönemde Girişimciler Nereye Odaklanmalı? / Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi Direktörü İbrahim Elbaşı

Bu Yazıyı Paylaşın:
Yeni Dönemde Girişimciler Nereye Odaklanmalı? / Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi Direktörü İbrahim Elbaşı

Bilgiyi ticarileştirmekten kasıt nedir, ne anlama geliyor?
Bilginin ticarileştirilmesi aslında bilginin uygulamaya dökülmesini anlatan bir süreci temsil ediyor. Ticarileştirme burada iktisadi bir anlam taşımanın yanı sıra, aynı zamanda pazarda uygulanabilirliği de anlatıyor. Girişimcilik tarafında ise, bilginin ticarileştirilmesi bir fikrin hayata geçmesi, ölçeklenebilir ve sürdürülebilir bir hale gelmesini ifade ediyor. Bu noktada girişimcilik; geleneksel girişimcilik ve inovatif girişimcilik olmak üzere ikiye ayrılıyor. Geleneksel girişimcilikte bir işin hayata geçirilmesi, onun ölçeklenmesi, riski maliyeti ve faydası gibi unsurlar söz konusu. Bir diğer tarafta ise inovatif girişimcilik ve startup’lar var. Bu girişimlerin geleneksel girişimcilikten farkı ise, yenilikçi bir iş modeline dayanan, hızlı büyüme potansiyeline sahip girişimler olması.
Girişimcilik neden bu kadar popüler hale geldi?
Bugün başarılı olarak gördüğümüz birçok marka çok uzun ve çok zahmetli yollardan sonra bugünlere geldi. Ancak günümüzde startup’lar geliştirdikleri projelerle, o zahmetli yollardan geçerek başarıya ulaşan markaların üç dört kuşak sonra gelebildikleri yerlere birkaç yılda hızlıca gelebiliyor. Eskiden girişimcilik sadece kendi işinin patronu olma ya da istediğin zaman istediğin gibi çalışma şeklinde bilinirken, bugün artık girişimcinin herkesten daha çok çalışan ve aslında düşünüldüğü gibi hiç de kolay olmayan bir çalışma temposunda olduğu biliniyor. Bu yoğun çalışma da başarıyı daha hızlı getiriyor. Aynı zamanda girişimci tüm bunları yaparken hem bir soruna çözüm buluyor hem de ülke ekonomisinin gelişimine katkı sağlamış oluyor. Son yıllarda ülkemizdeki birçok başarılı startup da aslında girişimciliğe olan ilginin artmasına sebep oldu.
Girişimcilik ekonomik kalkınma ve büyümede nasıl bir rol oynuyor? Ülkemiz bu konuda nerede duruyor?
Gelişen teknolojiyle birlikte her geçen gün hayatlarımız daha da değişiyor. Robot sistemleri, arttırılmış gerçeklik ve yapay zeka alanındaki gelişmeler son yıllarda ciddi anlamda yükselişe geçerken, yeni iş alanları da ortaya çıkıyor. Günümüzde perakende, eğitim, sağlık gibi birçok sektör teknolojiye ciddi anlamda büyük yatırımlar yapmaktadır. Tüm bu gelişmeler, tüketiciler açısından tercih ve alışkanlıkların değişmesine sebep olmakta, inovasyonla birlikte geleneksel alışkanlık ve davranışlarımız yeni teknolojilerin yıkıcı gücüyle sarsılmasına neden oluyor. Dolayısıyla birçok yenilikçi iş fikrine sahip startup, yıkıcı iş modelleriyle pazara giriyor. Bu da rekabetin artmasına yeni iş alanlarının ortaya çıkmasına ve birçok sektördeki yenilikçi iş fikirlerine yatırım yapılması zorunluluğunu beraberinde getiriyor. Ülke ekonomisine katma değer sağlayacak ürünlerin üretimini artırmak, bunun yanı sıra milli ve yerli üretimi yaygınlaştırmak ülkemizin ekonomik geleceği açısından da hayati önem taşıyor. Bizler, bu doğrultuda BTM’de yenilikçi iş fikirlerine sahip girişimcilerin hayallerine ortak oluyoruz ve oluşturulan değerlerin iktisadi hayatta karşılık bulması için var gücümüzle mücadele ediyoruz. Çünkü ülkelerin kalkınmasında girişimcilerin ve ülkedeki startup ekosistemlerinin büyük etkisi olduğunu görüyoruz. Bunu her geçen gün daha fazla göreceğiz. Artık ulusların rekabeti salt enerji kaynakları veya geliştirdikleri teknolojiler üzerinden değil yıkıcı iş modelleri üzerinden de belirleniyor.
Girişimcilerimiz proje ve fikirlerini ekonomik değere dönüştürebiliyorlar mı?
BTM olarak girişimcilerin proje ve fikirlerini ekonomik değere dönüştürebilmeleri için çalışıyoruz. Bu fikir ve projelerin ekonomik değere dönüşebilmesi için doğru kurgunun yapılması, doğru yöntemlerin uygulanması ve doğru iş modellerinin oluşturulması gerekiyor. Bu noktadan sonra ise, BTM gibi kurumların, teknoparkların, kuluçka merkezlerinin ve hızlandırıcıların verecekleri desteklerle bu fikirlerin ekonomik değere dönüşmesi, globalleşmesi ve ölçeklenmesi süreci başlıyor. Başta BTM girişimleri olmak üzere fikrini ticarileştiren ve bu anlamda önemli yatırımlar alan çok başarılı startup’lar var Türkiye’de.
İyi girişimcilerin psikolojik ve sosyal özelliklerine dair gözlemlerinizi öğrenebilir miyiz?
İyi girişimcilerin en öne çıkan ortak psikolojik özelliği stres yönetiminde sergiledikleri performanstır. Girişimcilerin hayatları diğer bireylere göre bir hayli aktif ve gergin bir atmosferde geçer. Özellikle belirsizlik ortamlarında aldıkları en ufak karar, onların kaderlerini teyit eder. Girişimci de aldığı eğitimlerden ötürü bunun farkındadır, ancak reel hayatta karşılaşınca gerçek özellikler ortaya çıkar. Bu özelliğe sahip olmayanlar veya bu özelliğe yatırım yapmamış olanlar maalesef başarılı olamazlar. Girişimciler başarılı olmak adına iş modellerini birden fazla kez değiştirerek (pivot ederek) duruma adapte olmaya çalışırlar. Her bir değişim ve dönüşüm aynı zamanda birer travma demektir. Bu psikolojik şok dalgalarını ancak stres yönetimini layıkıyla yapabilenler atlatabilecektir. İyi girişimcinin en önemli sosyal özelliklerinden bazıları ise; durumsalcılığı, uyum yeteneği, ikna kabiliyeti ve sergilediği samimiyettir. Bunların arasından en öne çıkanları soracak olursanız; durumsalcılık ve samimiyet derdim. Eğer girişimci sosyal özelliklerinin yanına bir de proaktif birey olma özelliğini eklerse gerçekten fark yaratabilir.
Girişimcilik sizce öğrenilebilir mi, girişimcilik ne oranda sonradan öğrenilip uygulanabilir?
Girişimciliğin doğuştan gelen bir tür yetkinlik olduğu inancı kesinlikle doğru bilinen bir yanlış. İnsanların doğuştan edindiği bazı yetenekleri olması olağandır ancak bunun uygulama tarafındaki karşılıklarınca bir anlamı vardır. Yani girişimci doğmuş bir birey uygulama tarafı olmaksızın kimsenin farkında olmadığı bilmediği bir kayıptan farklı değildir. Girişimci olmak iflah olmaz bir şekilde uygulayıcı olmayı gerektireceğinden, girişimcilik %100 oranda sonradan öğrenilir.
Girişimcilerin başarılı olmasındaki kritik noktalara değinir misiniz?
Girişimcilerin en çok nerede hata yaptıklarına baktığımız zaman iki şey ön plana çıkıyor. Girişimciler öncelikle kurgu konusunda hata yapıyor. Yani girişimciler daha işin başında hayal ederken kavramsal ve yöntemsel hatalar yapıyor. Diğer bir hata ise ekip konusunda. Ekip; aynı motivasyonu paylaşan, bir olarak hareket etme yetisi olan, müşterek eğilimlerde buluşan sosyal bireylerin oluşturduğu bir bileşkedir. Bileşenler; sosyal bireylerin davranışlarından, birbirlerini tanımlama ve tamamlama konusundaki tutkusundan ve amaç birliğinden oluşur. Dolayısıyla girişimcilik hem muhteva hem de paydaşları bakımından müşterek tecrübeyi, faydayı ve değeri ifade eden bir konsepttir. Girişimcinin ödevi ise bu bileşkeden doğacak tasviri hayatla ve insanlarla bütünleştirmektir.
Girişimcilikte herkesin baktığı yerde farklı bir şeyler görebilme gibi bir durum da var mı?
Biz girişimciyi şöyle değerlendiriyoruz. Girişimci fırsatları gören ve bunu uygulayan kişidir. Fakat günümüzde rekabet çok ön plana çıktığı için fırsatları yakalarken hızlı ve atik olma son derece önem taşıyor. Dolayısıyla bir fikre sahip olması, bunu kurgulaması ve sonrasında bunu bir iş modeli haline çevirmesi ve bunu uygulamaya dönüştürmesi gerekiyor. Devasa başarısızlıkların, yıkıcı mağlubiyetlerin ve tarifi olmayan acıların ürünüdür başarı. Girişimci için gerekli olan da budur. Girişimcinin bakışıyla dünya farklı bir manzarayı temsil eder. Marjinal olmak onun doğasında vardır, zira bakışıyla farklı olanın duruşu da farklı olacaktır. Onlar diğerlerinin göremediği, görüp de fark edemediği olguları analiz eden, etüt edenlerdir. Bu analiz, hayali bir muhtevayı kavramsallaştırmaktan geçer.
Girişimciliğin insani-ahlaki yönüyle ilgili ne söylemek istersiniz?
Her coğrafyada, sektörde, meslekte ve yaklaşımda olduğu gibi girişimciliğin de ahlaki kodları vardır. Girişimciliğin ahlaki kodları ise bir tür meslek/iş etiği konusunun çok üstünde ve ötesinde bir husustur. Ahlak felsefesinin gelişimi özgürlüklerle çok yakından ilgilidir. Girişimci de bu tipolojideki bir özgürlükten muazzam ölçütlerde beslenmektedir. Liberteryenist bir konform ortamında girişimciye fazlasıyla olanak vardır. Girişimciye bu platformu sağlamak için ahlaki normların oldukça üst seviyede, ama kontrol mekanizmalarının ve yasal argümanların nispeten arka planda olması beklenir. Her ne kadar bu düzenleri yasa koyucuların/koruyucularının yani devletlerin sağlaması beklense de bu dolaylı bir yaklaşımdır. Söz konusu özgür ortamı tesis edecek yegâne aygıt bireydir, girişimcidir. Eğer burada bir tereddüt yaşanıyorsa veya suistimal ihtimalleri çoğalıyorsa işte o zaman devlet aygıtı kendini öne sürer, zira devletin doğası gereği çalışma sistematiği bu şekildedir. Girişimci ahlaki yaklaşımını her hareketine ve hatta iş modeline yansıtmalıdır. Elbette bunu yaparken de erdemli olmalı, sentetik olmaktan uzak bir duruş sergilemelidir.
BTM (Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi) kendisine nasıl bir misyon üstlendi, neler yapmakta, anlatır mısınız?
BTM’yi çok fonksiyonlu bir startup merkezi olarak tanımlayabiliriz. Girişimcilik ekosistemindeki kuluçka mekanizmaları ile hızlandırma programlarını barındırıyoruz ve ekosistemde bir çatı vazifesi görerek, girişimcilik kültürünün yayılmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Geleneksel girişimler dışındaki girişimleri baz alıyoruz. İstanbul Fulya’da bulunan 3000 m²’lik merkezimizde her seviyedeki girişim için farklı programlarımız var. Eğitimler, söyleşiler, yatırımcı eşleştirmeleri, birebir danışmanlıklar ve demo günleri gibi geniş bir yelpazede girişimcilere hizmet veriyoruz. Tüm çalışmalarımızı gönüllülük esasına dayalı olarak, hiçbir ücret talep etmeden ücretsiz olarak gerçekleştiriyoruz. Bu da bizim benzer kuruluşlardan en büyük farkımız. Tabi İstanbul Ticaret Odası (İTO) tarafından kurulmuş olmamız bizim en önemli özelliklerimizden biri. Bildiğiniz üzere İTO’nun 400 binden fazla üyesi var ve 400 binden fazla üyenin hepsi bizim için potansiyel melek yatırımcı demek. BTM olarak bu üyeleri de startup yatırımcısı olarak ekosisteme kazandırmaya yönelik programlar da düzenliyoruz. Aslında kısaca geleneksel ekonomiyi yeni nesil ekonomiyle startup’lar kanalıyla buluşturuyoruz. Bugüne kadar 11.000’den fazla başvuru aldık. Girişimlerimiz 65 milyon TL’den fazla değerleme yatırım aldı ve 52 Milyon TL’den fazla satış yaptı. BTM’de girişimciliği öğrenmek isteyen kişiler BTM Kamp; yenilikçi bir iş fikri olup, bununla ilgili ürün veya ürün çıktılarına (yazılım, web sitesi vb.) sahip olan girişimciler Ön Kuluçka; şirket sahibi ve satış yapmış girişimciler Kuluçka; yatırım almış, ikinci veya üçüncü tur yatırım arayışında olan girişimciler ise Post-Kuluçka programında yer alıyor. BTM, sunduğu hizmetlerle startup’ların ticarileşmesinin ve ölçeklenmesinin yolunu açmaya devam ederken, girişimcilerden gördüğü yoğun taleple Türkiye’den ilk çıkacak Unicorn’ların diğer adıyla Turcorn’ların adresi olma hedefine de her geçen gün bir adım daha da yaklaşıyor. Hedefimiz 2023 yılına kadar Türkiye’den en az bir Unicorn çıkarmak.
Orijinal uygulanabilir bir fikri olduğunu düşünen kişilere BTM olarak nasıl yardımcı oluyorsunuz?
BTM, girişimcileri destekleyen çok fonksiyonlu bir merkez olduğu için her seviyeden girişimci bu desteklerden faydalanabiliyor. Soruda yer aldığı gibi sadece orijinal bir fikri olması ama herhangi bir prototipi veya tasarımı olmasa da o girişimci BTM üyesi olabiliyor. BTM bürokrasisi hantal veya atalete mahkûm olmuş bir sistemin çok uzağında, hızlı ve reaktif bir yaklaşımla sistemini sürdürüyor. Primitif yaklaşımlarla hedef kitlemize destek vermeyi reddediyoruz, onlara özel destekler vadediyoruz. İlgili programlarımız seviyeye özel mekanizmalar arz ediyor. Böylece herkes doğru ve odak süreçlere temas ediyor, zaman ve süreç kaybı yaşanmıyor. Öncelikle o fikrin senaryolarını oluşturuyoruz. Bu da bize yeniden kurgu imkânı veriyor. Akabinde bir iş modeli ortaya çıkması gerekiyor. İş modelinin gerektirdiği ürün veya hizmet için ayrıca çalışma icap ediyor. Bunun için gerekli olan her şeyi sunmaya çalışıyoruz. O sırada satış ağımız ve mentörlerimizle süreci güçlendiriyoruz ve bu seviyede çok önemli geri bildirimler alıyoruz. Sonrasında eşleştirmeler başlıyor. Satış sürecini hızlandırmak için bütün ağımızı seferber ediyoruz ve yıkıcı tavrını hayata geçirebilmek için yatırımcı eşleştirmelerine ağırlık veriyoruz. Böylece orijinal fikrin yıkıcı bir iş modeline dönüşmesini ve sonrasında ölçeklenmesini sağlıyoruz. BTM’ye fikirden gelip şu anda çok önemli satışlar yapan yatırımlar alan birçok girişimcimiz var.
Koronavirüs sonrası girişimcilik dünyasında nelerin değişeceğini düşünüyorsunuz? Girişimciler hangi alanları fırsat alanı (fırsatçılık manasında değil) olarak görebilir?
Gerçekten tüm dünya için farklı bir dönemdeyiz. Birçok sektör koronavirüs sebebiyle sekteye uğradı. Bu olaydan etkilenmeyen sektör yok. Bir taraftan hali hazırda yapılması gereken işler mevcut her sektör için. Çoğu sektör online tarafa geçti ve hizmetlerini bu şekilde sürdürüyor. Girişimcilik kültürünün temelinde bir soruna çözüm üretme vardır ki, şu an yaşadığımız bu süreç de aslında girişimcilerin faydalı projeler üretmesi için önemli bir fırsat. Çalışma hayatının online platforma geçmesiyle birlikte bazı ihtiyaçlar doğdu. Girişimcilerin bu alanda çalışmalar yapması gerekiyor. Ama şunu açıkça söyleyebiliriz ki, bu dönem geliştirilecek projeler önemli ve son derece kalıcı projeler olacaktır.