Uyanış / Eğitimci Burak Buğdaycıoğlu
Onu onsuzlukta yaşamak
kadar asil ve kederli hallerim...
Bakışlarını yakalama derdinde
bakışlarım, kardeşlerimin
emziğini çalışlarım kadar
dürüst hüzünler...
Senden başka
ne ister. Başka neye gerek duyar artık senden
gayrısı...
En karanlıktan seslenişimin yankıları uyandırdı derin uykumdan. Zifiri karanlığa feryadım oldu gözlerimi açmamı sağlayan. El yordamıyla arayıp bulduğum kibritin kıvılcımlarıyla geçici körlüğün esrarına kapıldım, göremedim zihnimde çakan şimşekleri, oğlan mıydı kız mıydı en mahrem sırlarıma taş fırlatan çocuk. Hayallerim hırpalandı dalgalanan mum ışığıyla beraber. Usul usul doğruldum gelecek kaygılarımın mülahazalarından.
Allah’ın insana uzaklığı kadardı gerçekle aramdaki fark,
Şiddetli çağırışlarımla beraber ısınan kalemimi uzattım kâğıdın alnına en sevecen halimle dürttüm sonra, tekrar, tekrar…
Kara gözlerimin koyu karanlığında attım bakışlarımı zanlıma, hayatıma; hesabı az tuttuk, korunaklıca verilen Efendim-Kölem ikilemiydi sesimi kısan.
Baktıkça bakılası gözlerinde kayboluşum yeniden buluşum kendimi yeniden yeniden takılan selamlarım, sana olsun en güzel keşiflerim. Ön yargılarımdan sıyrılışımın resmiydi alev gözlerin, sessizliğimin en çarpıcı mısralarıyla hemhal oluşu uzun kısa çöplerin. Bir kumarbazın doğru kartı beklemesi kadardı şansımın ecel terleri dökerek titreyişi.
Şansın,
Şansım,
Şanssızlıklarım
Sana dair bekleyişin sabırsızlığında yakılan kilise mumları, bağlanan çaputlar…
Bir çıra daha, tutuşmamacasına inadı murat bilen egomun hezeyanlarına atılmış tahta parçalarıyla derme çatma hayallerimin sıskalaşması. İçin için yanan yüreğe rağmen iliklerime ulaşamayan muhabbet, neredesin???
Bir el atan olsaydı ah bir yardım eden bulunsaydı belki…
Belki, belkilerle süslemezdim hayatımın en acı hayıflanmalarını.
Geçecek,
Geçer,
Geçti, geçirildi onulmaz yaralarım. O buğulu, esrarlı bakışların denetiminde gönlüm çıkarılıp yıkandı. Yeni bir kirlenişe, yine kirlenmeye fırsat bulana kadar ter temiz, pür-i pak eyledin En Güzel. Kustu kalemim, çıkardı ne varsa içinde kötüye dair. Artık bu köhnemiş parmaklar en güzelini yazacak bundan sonrasına, en layığını bulduracak nefsimin acımasızlığına.
Nefs-e rağmen nefs terbiyesine girildiğinde derviş hamasetinde geride ne bırakılmış bakılmaz artık ne dövene vurur el, ne sövene söylenir dil. Yalnız O’nun gözlerinden buğulu bakıştır geriye kalan.
Onu onsuzlukta yaşamak kadar asil ve kederli hallerim. Bakışlarını yakalama derdinde bakışlarım, kardeşlerimin emziğini çalışlarım kadar dürüst hüzünler.
Senden başka ne ister. Başka neye gerek duyar artık senden gayrısı.
