Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Televizyon Yayıncılığında IPTV İle Yaşanan Değişim ve Kişiye Özel Yayıncılık / Yrd. Doç. Dr. Ali Murat Kırık

Bu Yazıyı Paylaşın:
Televizyon Yayıncılığında IPTV İle Yaşanan Değişim ve Kişiye Özel Yayıncılık / Yrd. Doç. Dr. Ali Murat Kırık

Kitle iletişim araçlarının hızlı bir şekilde gelişim gösterdiği günümüzde internet, önemini giderek arttırmakta ve birçok teknolojinin alt yapısını oluşturmaktadır. İnternet, İngilizcedeki “inter” ön eki ile “net” (network kelimesinin kısaltması) sözcüklerinden oluşan bileşik bir kelimedir. Türkçede “inter” kelimesi “arası”, net kelimesi ise “ağ” anlamına gelmektedir. “İnternet” kelimesi ise Türkçeye “ağlar arası ağ” veya “ağların ağı” olarak çevrilebilmektedir. İnternet protokolü bugün tüm dünyaya yayılmış bir durumdadır. Yediden yetmişe herkes internet teknolojisinden faydalanmakta; bu teknolojinin sunduğu avantajlardan imkân bulabildikleri ölçüde yararlanmaktadırlar. Bütün bunlara ek olarak; dünya genelinde internete bağlı bulunan kullanıcılar birbirleriyle kesintisiz bir şekilde iletişim kurabilmektedirler. İnternetin haberleşme alanında kullanılmasıyla birlikte bu teknoloji farklı boyutlar kazanmıştır.

İnternet teknolojisinin ortaya çıkışı, tıpkı radyo ve diğer kitle araçlarında olduğu gibi askerî amaçlıdır. İnternetin tarihçesi ile ilgilenen birçok bilim adamı bu teknolojinin ARPANET’in (Advanced Research Projects Agency Network/ İleri Araştırma Projeleri Ajansı Ağı) oluşumu ile başladığını kabul etmektedir. ARPANET 1960’lı yıllarda ABD Savunma Bakanlığı tarafından kurulmuştur. ARPANET’in kurulmasındaki temel amaç; askerî mürettebata ve araştırmacılara hizmet veren bilgisayarların birbirleriyle iletişimini sağlamaktı. Bu tamamen özel bir ağdı ve bu ağa herkes üye olamıyordu. Daha sonra yapılan incelemelerle askerî amaçlı kullanılan bu ağın aslında çok güzel bir akademik iletişim aracı olabileceği de anlaşılmıştır ve bu projeye yönelik çalışmalar yapılmıştır. ARPANET’e devasa yatırımlar yapılmasına karşın bu ağ oluşturulduğu ilk dönemde, Kaliforniya eyaletindeki 3 bilgisayarla, Utah eyaletindeki bir bilgisayarı birbirine bağlamaktaydı. Günümüzde ise internet; ülkeleri birbirine bağlamakta, iletişim daha hızlı bir şekilde sağlanmaktadır.

İnternet teknolojisinin yanında sayısal (dijital) yayıncılık da teknolojik dünyada bir devrim niteliği taşımaktadır. Sayısal teknolojinin iletişim alanına girmesi öncelikle ses iletiminden başlamıştır. Daha önce ülkeler ve kıtalar arası kullanılan bakır ve fiber optik kablolar üzerinde ses iletim sistemleri uydular üzerinden sayısal olarak gerçekleştirilmiştir. Sayısal görüntü ve ses ise radyo ve televizyonların hem yapım hem de yayın birimlerinde 1990’ların başından beri kullanılmaktadır. Sayısal iletişim teknolojisi iletişim sektörüne yenilikler getirmiştir. Sayısal yayıncılık, analog yayınlara göre daha kaliteli ses ve görüntü sunmaktadır. Sayısal yayıncılık neredeyse hiç bozulmadan iletilebilmekte ve kopyalanabilmektedir. Farklı alış modlarını kaliteli bir biçimde desteklemektedir. Sinyal kalitesi, veri hızı arttırılarak istenen seviyeye çekilebilmektedir.

Sayısal televizyon yayıncılığında isteğe bağlı olarak ikiden fazla dilde film yayını ya da 4-5 kanallı müzik yayını yapılabilmektedir. Sayısal yayıncılığın bu özelliği sayesinde normal görüntü ve sesin yanında, dakikada onlarca sayfa metin gönderilmekte ve izleyici seçme şansına sahip olmaktadır. Analog yayınlardan sayısal yayınlara geçiş, yeni yayın dağıtım şebekeleri yanında, mobil haberleşme hizmetlerinde de gelişmeye neden olmuştur. Artan kapasite, geniş bant internet hizmetlerini, cep telefonları için mobil TV hizmetlerini de desteklemiştir. Sayısal yayıncılık; internet ve benzeri iletişim standartlarında (IPTV, İnternet TV, Mobil TV) radyo ve televizyon yayıncılığı yapmak için de kullanılabilmektedir. İnternet ve sayısal televizyon teknolojisinin bileşkesi ile IPTV adı verilen yayın teknolojisi oluşmuştur.

Gündelik hayatımızda televizyon vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Televizyonun etkileme gücü diğer kitle iletişim araçlarına oranla oldukça daha yüksektir. Dolayısıyla, televizyon insanların birbirleriyle daha az iletişim kurmasına neden olmakta ve toplumsal hayatın merkezinde yer almaktadır. Televizyon yayıncılığında etkileşim olgusunun kendini göstermesi ile birlikte, izleyiciler daha aktif bir sürecin içine girmiş; pasif izleyici kavramı yerini aktif kullanıcıya bırakmıştır. IPTV (Internet Protocol Television / İnternet Protokolü Televizyon Yayıncılığı) tam da bu noktada ortaya çıkmaya başlamış, kitleleri derinden etkilemiştir.

IPTV hem Türkiye hem de dünya açısından yepyeni bir yayın teknolojisidir. Bundan dolayı günümüzde kitleler tarafından tam anlamıyla anlaşılamamaktadır. Bununla birlikte IPTV’nin birden çok tanımı bulunmaktadır. Ancak IPTV’ye yönelik bazı yanlış tanımlamalar da yapılmaktadır. Fakat en genel ve anlaşılır tanımıyla IPTV: “Şifresiz ya da şifreli radyo, televizyon, veri kanallarının, depolanan video, ses ve veri içeriklerinin, grafiklerin, metinlerin IP (İnternet Protokol) paketlerine dönüştürülerek geniş bant erişim teknolojileri (Fiber, Xdsl, Wimax, Metro Ethernet vb.) üzerinden son kullanıcıya ulaştırılmasıdır.” Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi IPTV kapsamı geniş bir teknolojidir.

IPTV, etkileşimli televizyon servislerinin cep telefonundan, bilgisayarlardan, sayısal set üstü cihaz vasıtası ile sunulması olarak da ifade edilmektedir. Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de IPTV’ye yönelik çalışmalar tüm hızıyla devam etmektedir. Bu çalışmaların giderek hız kazanması iletişim sektöründe olan büyük şirketlerin dikkatini çekmiş ve IPTV ile ilgili girişimlere başlamışlardır. Türkiye’de IPTV-DER’in (İnternet Temelli Televizyon Teknolojiler Derneği) yapmış olduğu çalışmalar IPTV’nin tanınmasında ve doğru bir biçimde topluma tanıtılmasında önemli rol oynamaktadır. IPTV tamamen etkileşim olgusuna dayanmaktadır. Ayrıca IPTV kullanıcıları kendi yayın akışlarını diledikleri gibi yapabilmektedir. IPTV’yi; sayısal TV hizmetlerinin kullanıcılara geniş bant ile IP protokolü kullanarak ilettiği yayın sistemi olarak da tanımlamak mümkündür. IP televizyon yayın teknolojisi, sosyal paylaşım ağlarının da etkisiyle giderek tarzını değiştirmeye başlamış ve günümüzde “Sosyal Televizyon” halini almıştır.

2000’li yıllara geldiğimizde IPTV ile aynı süreçte ilerlemekte olan etkileşimli televizyon yayıncılığının gelişmesinin diğer bir nedeni ise sayısal televizyon yayıncılığının tüm dünyada giderek yaygınlaşmasıdır. 2005 yılında ise IPTV’nin ticari bir pazar oluşturacağının anlaşılması üzerine Bredbandsbolaget isimli İsveç şirketi ilk servis sağlayıcı olarak IPTV hizmetini gerçekleştirmiştir. 2006 yılında AT&T şirketi ise ABD’de bölgesel video ofisleri hizmetini başlatmıştır. Son birkaç yıl içerisinde IPTV hızlı bir yükselişe geçmiştir. 2010 yılında IPTV aboneleri yaklaşık 34 milyona ulaşmıştır. IPTV yayıncılığı; Web TV, OTT TV, Hybrid TV gibi televizyon yayıncılığından oldukça farklıdır. IPTV; Web TV ve diğerleri gibi internet protokolü üzerinden yayın yapmaktadır ama IPTV kapalı bir sistemdir. Bu nedenle diğer televizyon yayıncılığı çeşitlerinden çok daha güvenilirdir. IPTV kullanıcılara, abonelerine, yüksek nitelikte servis kalitesi (Quality of service) sunmaktadır. Ayrıca televizyon izleyicisinin kalite deneyimi (Quality of experience) de oldukça önemlidir. İnternet teleziyonu (Web TV) ise teknik yapısı gereği kesintisiz televizyon yayını sunamamaktadır. IPTV yayıncılığı ise önceden hedeflenmiş, kurallı, hangi aboneye hangi yayını yapacağı belirlenmiş, lisanslanmış bir televizyon yayını platformdur. Bu şekilde yayıncılık IPTV yayınlarına olan ilgiyi artırmaktadır.

IPTV sisteminin teknik alt yapısı ve işleyişi geleneksel televizyon anlayışından oldukça farklıdır. İlk dönemlerde sistem üzerine yapılan çalışmalara bakıldığı vakit IPTV’nin bağımsız bir protokol olacağı düşünülmezken, günümüzdeki araştırmalar ve görüşler bunun aksi yönündedir. IP tabanlı televizyon yayıncılığına yönelik çalışmalarda IPTV şebekelerinden son kullanıcıya ses, görüntü, veri, interaktif uygulamalar… vs. gibi hizmetlerin ulaştırılabilmesi için birtakım bileşenlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu bileşenler ve sistem içerisindeki görevleri ise şunlardır:

• İçerik Sunucu (Content Server): Video kamera, çanak anten, DVD, VCD, Blu-Ray Player, VTR, bilgisayar gibi kaynaklardan alınan yayınların ‘içerik kaynağı’ aracılığıyla ‘kodlayıcı’ya aktarılmasını sağlamaktır.

• Kodlayıcı (Encoder): Sunucudan gelen içeriği, doğru kodlama tekniği kullanarak sıkıştırılmış sayısal verilere çevirmektedir. Kodlayıcıların üzerinde kodlama modülü yer almaktadır.

• Ara Yazılım (Middleware): IPTV’nin her aşamasında iş akışını programlanmasını gerçekleştirmektedir. Bu sistemin program takvimi, müşteri yönetimi, isteğe bağlı video (VOD), elektronik program rehberi (EPG) gibi uygulamaları vardır.

• Şartlı Erişim-CA- Ünitesi (Conditional Access Unit): Kullanıcının IPTV hizmetine erişebilmesini ve yönetebilmesini sağlayan şifre çözme yöntemidir. Bu şekilde abonenin doğru kişi olduğu tespit edilmektedir.

• Sayısal Abone Hattı Erişim Paylaştırıcı (Multicast DSL/ DSLAM- Digital Subscriber Line Access Multiplexer-): IPTV sunucusu tarafından gönderilen verilerin (ses, görüntü) birden çok noktaya paylaşımını sağlamakta, içeriği sadece talep eden kullanıcılara göndermektedir. İnternet şebekesinin en önemli parçasıdır.

• Sayısal Abone Hattı Modemi (Xdsl): Evlere ve şirketlere iletken kablolar aracılığıyla bant genişliği sağlayan teknolojidir. ADSL, ADSL 2, ADSL 2+ , VDSL, VDSL 2 gibi modemler sayesinde hat’a erişilebilinmektedir.

• TV Seti (Medya Düzelticisi): IPTV sinyallerinin alınması için televizyona veya kişisel bilgisayara (PC) ihtiyaç vardır. Televizyon aracılığıyla yayınların alınabilmesi içinse set üstü cihazlar gerekmektedir.

• Set Üstü Cihazı (Set Top-Box): Etkileşim işlemini gerçekleştirerek IPTV şebekelerinden gönderilen verileri standart televizyon sinyaline çevirmektedir.

• Ev Ağı (Home Network): IPTV sistemini oluşturan cihazların birbiriyle olan iletişimini sağlamakta ve bu sistemin ağ (internet) ile ilişkisini sağlamaktadır. Bununla birlikte ‘DSL ayırıcı’ aracılığıyla istenilen noktalara gönderilebilmektedir.

• Ev Ağı Geçidi (Home Gateway): Kullanıcının servis sağlayıcısına kaydolmasını ve set üstü cihazlar aracılığıyla daha önceden oluşturulmuş profile göre içeriğin filtrelenmesini sağlamaktadır.

• IMS Proxy (IP Multimedia Subsystem/ IP): Video servisine yapılan isteği algılamakta ve IPTV şebekesi ile aracılık yapmaktadır. QOS sistemini bünyesinde barındırmaktadır.

• QOS Sistemi (Quality of Service/ Servis Kalitesi): Kullanıcının ağdan aldığı servis deneyimini tanımlamaktadır. Bu sistem olmaz ise istenen içerik ve videolar gecikebilecek ya da bozulabilecektir.

• IMS Kimlik Yönetimi (IMS Identity Management): Kullanıcıların birbirinin kimlik bilgilerine ulaşmasını engellemektedir. Bu sayede internet üzerinden kimlik hırsızlığı için önlem alınmaktadır. IMS yönetimi ile birçok sisteme dağılmış ve yönetilmesi oldukça karmaşık olan, kişiler hakkındaki bilgiler aynı sistem üzerinde toplanabilmektedir.

• IMS Varlığı ve Yönetim Sistemi (IMS Presence and Profile Management): Kullanıcıların isteğine bağlı olarak o an ne yaptıkları kayıt altına alınmakta ve kullanıcı izni dahilinde diğer abonelerle paylaşılmaktadır.

• IPT Servis Akışı Kontrolü (IPTV Streaming Service Control): Video kaynakları arasında geçişi yönetmektedir. Bu işlem televizyonda kanal değiştirmekle aynıdır.

• IPTV Servis Akışı Teslimatı (IPTV Streaming Service Delivery): IPTV şebekesi üzerinden içeriği etkileşimli bir şekilde gerçekleştirmektedir.

• Reklam Eklentisi (Adversting Insertion): Kullanıcı isteğine göre önceden abone profiline kaydedilmiş reklam türlerinin program üzerinde doğru yere konulmasını sağlamaktadır. Bu sayede istenmeyen reklamlar ve mesajlar ekranda görünmemektedir.

• Etkileşim Sunucusu (Inter Activity Server): Kullanıcıların içerik ve birbirleriyle olan etkileşimini sağlamaktadır. Kullanıcılar arasında etkileşimin gerçekleşmesi için koordinasyon gerekmektedir.

IPTV’de internet protokolünün kullanılması geleneksel yayın sistemlerine oranla daha az maliyete neden olmaktadır. Bu nedenle dünyada IPTV’ye oluşan talep giderek artmaya başlamıştır. Point Topic tarafından 2013 yılında hazırlanan Market Analizi raporu, IPTV’nin tüm dünya genelinde hızlı bir şekilde büyüdüğünü gözler önüne sermektedir. 2004 yılında ilk tohumları atılan IPTV, bir yıl sonra %1’lik kullanıcı oranına ulaşmıştır. 2008 yılında ise oran %4’e kadar çıkmıştır. 2009 yılında bu oran %6’ya, 2010 yılında ise %7’ye çıkmıştır. 2011 yılında düzenli artış devam etmiş, 2012 yılında IPTV’nin dünya genelindeki kullanım oranı %11’e, 2013 yılında ise %12’ye çıkmıştır.

IPTV teknolojisi beraberinde birçok yeniliği getirmektedir. IPTV’nin temel dayanak noktası ise internet ve televizyonu aynı çatı altında birleştirmesidir. İnternetin zaten etkileşlimli bir mecra olması IPTV’yi tamamen interaktif bir boyuta ulaştırmaktadır. Dünyada IPTV’ye yönelik yapılan çalışmalar giderek hız kazanmaktadır. Başta Avrupa olmak üzere birçok kıtada deneme yayınları başlamıştır. IPTV, tamamen yeni bir teknoloji üzerine kurulmuştur. Alışılagelmiş geleneksel televizyon anlayışı ile hiçbir ilişkisi bulunmamaktadır. Ancak; bu IPTV’nin ne zaman ve nasıl yaygınlaşacağı ya da tüketicilerin bu sistemi kabullenip kabullenmeyecekleri hali hazırda tartışma konusudur.

Görüldüğü gibi; bugün televizyon yayıncılığı hâlâ internet teknolojisinin bir adım önünde yer almaktadır. Özellikle geleceğe yönelik yapılan araştırmalarda televizyonun önemini yitirmeyeceği sonucu da açık bir şekilde görülmektedir. Dolayısıyla IPTV’ye yapılan yatırım miktarı arttıkça bu teknolojinin ucuzlayacağı ve gelişim göstereceğini söylemek doğru olacaktır. Gerek az gelişmiş, gerekse de gelişmiş ülkeler internetin gücünden haberdar olmakla birlikte, IPTV’ye bütçeleri dahilinde yatırım yapmaktadırlar. Bazı ülkelerde IPTV devlet desteğiyle, bazılarında ise özel sektör aracılığıyla oluşturulmaktadır. Bugün gelinen nokta itibariyle IPTV’ye yönelik yapılan AR-GE faaliyetlerinin tatminkâr bir düzeyde olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Araştırmalar, kullanıcıların bu yeni teknolojiye adapte olmasıyla birlikte farklı operatörlerin de global IPTV pazarına gireceğini göstermektedir. Kısacası IPTV şekil ya da yöntem değiştirse de internetin etkisiyle birlikte geleceğin yayın teknolojisi olacaktır.