Sülükle Tedavi / Tamer Ergene
Çok ilginç bir işiniz var. Almanya’ya sülük ihraç ediyorsunuz. Ne zaman başladınız bu işe?
Türkiye’de sülük üretimine ilk biz başladık; en eski sülük ihracatı yapan firmayız. 1996 yılında Tarım ve Köy İşleri Bakanlığından üretim izni aldık. Yerimiz Tekirdağ Şarköy’de. Coğrafyası sülük üretimi için çok müsait olan İpsala’da bir gölü dışarıdan hastalıklı hayvan girmemesi için tel örgüyle çevirdik. Böylelikle sülük üretimine başladık.
Bu küçük canlılardan bahseder misiniz?
Sülüklerin bilimsel adı Hirudoterapi, M.Ö. 15. yüzyılda Babil yazılı kayıtlarına kadar uzanan çok eski bir tedavi aracı. Ünlü hekimlerden Nikandros ve İbni Sina da sülüğü bir tedavi aracı olarak kullanmış. Tıbbi sülükler günümüzde de başta Almanya olmak üzere Fransa, İngiltere, Avusturya, İsviçre, ABD, Rusya, Hindistan ve Uzakdoğu’daki çok sayıda klinik ve merkezde hekim ve terapistler tarafından kullanılıyor.
Çok fazla sülük türü var ama tedavi amaçlı kullanılan sülük çok fazla değil. Tedavi amaçlı kullanılan sülükler iki tür galiba…
Evet, dünya üzerinde 100 çeşit sülük vardır, ama tedavi edici özelliğe sahip olan iki cins sülük vardır. Türkiye’de bulunan sülükler de tedavi edici özelliği olanlardır. Anadolu’da birçok yerde mevcuttur. Dünya üzerindeki sülük rezervinin % 80’i Türkiye’de, çok ciddi bir madene sahibiz bu konuda. Sağlık Bakanlığı 2007 yılında hastanelerde, yataklı tedavi ünitelerinde, acil yaşam ünitesi dâhilinde doktor nezaretinde sülük tedavisine onay vermiştir, uygulama yasaldır. Halk arasında “koca karı ilacı” olarak tabir edilir ama tedavide çok büyük rollere sahiptir. Doktor Suat Arusan vardır, bu konunun uzmanı. O, bu konuyu medyaya taşıdı.
Sağlık Bakanlığı tarafından izin veriliyor mu?
Sağlık Bakanlığı Genel Sekreterliğine yazı yazdık, “Bu konuda nasıl bir yol haritası takip etmemiz gerek, bize yardımcı olur musunuz?” dedik. Bize resmi yazı geldi. Yazıda diyor ki: “Yataklı tedavi ünitelerinde, doktor nezaretinde bu konu yasaldır.” Amerika’da gıda ve ilaç endüstrisi FDA vardır. FDA’nın sülük tedavisine onay verdiğini gördüklerinde olayın ciddiyetini anlıyorlar. Eczanelerde kullandığımız her ilaç FDA’nın onayı, damgasıyla satılır. FDA, denekler üzerinde inceleme ve araştırma yapar. FDA “bu ilaç olabilir” onayını verdikten sonra ilaç piyasaya dağıtılıyor. FDA kurumu da zaten sülüğü incelemiş ve tedavi amaçlı onay vermiştir. Sağlık Bakanlığı da bu işin uluslararası statüsüne bakıyor ve şu anda izin veriyor.
Bu canlılar hangi tedavilerde kullanılıyorlar?
Biz bazı hastanelere sülük tedavi merkezlerinin açılması için teklifler verdik. Bu hizmet için İstanbul’a toptan satış ofisinin bir şubesini de açtık. Bu konudaki araştırmaları da yakından takip ediyoruz. Şu anda elimdeki kitap Almanca ve bu konuda yapılmış bilimsel araştırmaları içermekte. İsterseniz birkaç örnek vereyim bu konuda.
Sülüğün salgısında 106 tane bioaktif enzim var; tedavi edici enzimlerdir bunlar, hepsi farklı göreve hizmet eder. Dünyada plastik cerrahlar, kopan organlarda onarımı sağlaması için sülüğü kullanıyorlar. Maalesef Türkiye’de bu uygulama yaygın değil.
Yapılan araştırmalara göre kanın pıhtılaşmasını engelliyor ve ağrı kesici, mikrop öldürücü, tansiyon dengeleyici, kas gevşetici, bağışıklık sistemini düzenleyici ve stres giderici etkiye sahip olduğu biliniyor. Ayrıca sinir hücrelerinin tamir edilmesini de hızlandırıyor. Her sülük yaklaşık 2 çay kaşığı kadar kan emmekte… Önemli olan salgıladığı enzimler. Sülük tedavisi hamile ve emziren annelere, şeker hastalarına ve kalp yetmezliği olanlara uygulanmıyor. Sülükler tek kullanımlıktır. Bir kez kullanılan sülüğün imha edilmesi lazım. Yoksa hastalık bulaştırma ihtimali oluşuyor. Sülükle tedavi ayak, bacak, diz, ense, sırt, bel, omuz, alın ve şakaklar ile kulak arkasına uygulanıyor. Halk arasında yüzyıllardır kullanılan sülükle tedaviden dünyadaki ünlü yıldızlar da yararlanıyor.
Dışarıda satılan sülükler var. Onları almak ve kullanmak sizce doğru mu?
Bir sülük 24°C sıcaklıkta tatlı suda yaşar. Işıklı ve sıcak ortamlarda sülüklerin ağız çevresinde parazitler oluşur. Dışarıda satılan sülükler güneş ışığına maruz kalır. Güneş ışığına maruz kalırsa ultraviyole ışığı sülüğün içerisindeki enzim kalitesini tahrip eder. Belli bir sıcaklıkta da ağız çevresinde parazitler ortaya çıkar. Bu da tedavilerde enfeksiyon riskini getirebilir. Bundan dolayı her yerden sülük alıp kullanmak doğru değil. Şifa bulacağım derken hastalığa kapılma riski var.
Sülükler hangi aşamadan geçiriliyor?
Bizim sülüklerimiz Tekirdağ Şarköy’deki tesisimizden geliyor buraya. Göllerden toplatıyoruz ve tesisimizde sterilizasyon aşamasından geçiyor. Yaşadığı sıcaklık kontrol ediliyor, klimalı bir ortamda serin suda yaşıyorlar. Klorsuz suda olmaları gerekiyor, gün ışığına maruz kalmamaları gerekiyor, ultraviyole ışığa maruz kalmamaları gerekiyor. Ölçümleme aşamasından geçiyorlar ve boyları sınıflandırılıyor. Biz Almanya’dan bir makine getirdik; önce saf su üretiyoruz. 10 litre suyu bir litre saf suya çeviriyor, sonra da saf suya gümüş iyonları veriyoruz. Bu su, faydalı ve zararlı ne kadar bakteri varsa öldürme özelliğine sahip. Gümüş, bakteri öldürme özelliğine sahiptir. 100 miligramında 350 milyon gümüş iyonu vardır, baktığınız zaman kristalli olduğunu görürsünüz. Sülükler, göl ortamını aratmayacak şekilde klorsuz suda muhafaza ediliyor. Parazitler, bakteriler bu ortamda aç kalıyor ve bir süre sonra ölüyor. Yine de içerisinde var olabileceği ihtimali olduğundan, 4-5 ay beklettikten sonra ihraç ediyoruz.
Sülük çift cinsiyetlidir, tek başına üreyemez, biyolojik yapısı ilginçtir. Bu konu hakkında bilgi edinilecekse mutlaka 20 yıldır bilimsel araştırmalar yapan Fırat Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Naim Sağlam’a başvurmak lazım. Çünkü hocamız yaptığı çalışmalarla, sülüklerin vücutlarında barındırdıkları enzimlerinin birçok hastalığa şifa olduğunu bildirmiştir. İlaç sektörü kendine alternatif hiçbir şey istemiyor. Bu yüzden sülük tedavisi göz ardı edilen bir konu. Sülük Almanya’da, tek başına çok yaygın olan sekiz rahatsızlıkta kullanılıyor.
Almanya’da sülükle tedavi yaygın mı?
Almanya’da sülükle tedavi yapan 300’den fazla klinik var. Almanya’daki eczanelerde sülük reçete ile satılıyor. Doktora gidiyorsunuz, muayene oluyorsunuz, kireçlenme tespit edildiyse doktor yeterli sayıda sülük tedavi seansı tavsiye ediyor.
Bizim zaten geleneksel olarak Anadolu’da dedelerimiz, ninelerimiz bunu kullanırlardı…
Herkesin sülükle böyle bir hatırası vardır. “Benim dedem, ninem kullanırdı.” diyor ama yeni nesil kullanmıyor, hatta bilmiyor… Bizim tekrar batıdan bu bilgileri güncellememiz gerekiyor.
Mesela Çin’de tıp öğrencilerine ilk başta soruyorlar: “Sen modern tıp mı okumak istersin, geleneksel tıp mı?” Dolayısıyla tercihe göre eğitimini veriyorlar, seçenek sunuyorlar. Bizde ise bu konuda bilgi ve eğitim veren üniversiteler yeterince olmadığından ya da duyulmadığından her zaman bir temkinle yaklaşılıyor bu konuya...
Amaç insanlara hizmet etmekse ikisi de bir olmalı diye düşünüyorum. Bu konuda Almanya’da ve Amerika’da yapılan birçok araştırma var. Bizde “Sülük her şeye iyi gelir.” deniliyor. Böyle bir şey yok. İşte o zaman suiistimaller başlıyor…
Bu problemi dünya çözdü esasında, Türkiye çözemedi nedense... Mesela Amerika ve Almanya gibi ülkelerin yanında Rusya bile çözdü…
Evet, hatta Rusya’da ses tedavileri, ışık tedavileri vb. farklı farklı tedavi yöntemleri de var.
