Sosyal Medya ve Adab-ı Muaşaret / Yrd.Doç.Dr. Ali Murat Kırık
Genel hatlarıyla sosyal medya kavramından bahsedebilir misiniz?
Sosyal medya çok kapsamlı bir kavramdır. Tamamen etkileşim olgusu üzerine oturan sosyal medya kavramı; kullanıcıların kendilerine ait profil oluşturmasına izin veren, arkadaşlık ilişkileri kurulmasını sağlayan, çevre edindiren ve üyeleri iletişim halinde tutan web sitelerine verilen addır. Günümüzün popüler sosyal paylaşım ağları arasında Facebook, Twitter, Instagram, Vine, Swarm… vb. yer almaktadır.
Son zamanlarda sosyal medyada klavye kahramanı adı verilen kişiler oluşmaya başladı. Gerçek hayatta kendini ispatlayamayan, varlık gösteremeyen birinin, sosyal medyada mangalda kül bırakmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu normal bir psikoloji mi?
Klavye kahramanları sizin de belirttiğiniz gibi son dönemlerde sosyal medyanın özgürlükçü yapısından dolayı oldukça artmaya başladı. Kendilerine güveni olmayan, ancak sosyal medyada var olmaya çalışan bireylerin kimliklerini saklayarak hakaret, küfür sarf etmesi klavye kahramanlığını ortaya çıkarmıştır. Bu tip bireylerin psikolojik sorunları olduğunu söyleyebilmek mümkündür. Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım ağlarının birden çok hesap açılmasına imkân vermesi klavye kahramanlığının ve sahte hesapların yaygınlaşmasına neden olmuştur.
Sahte hesaplar, sosyal paylaşım ağlarında karşılaşılan temel problemlerin başında gelmektedir. Ayrıca bu durum çok büyük bir etik ihlali yaratmaktadır. Eğitimsiz gençler kadar eğitimli gençler de çeşitli nedenlerle sahte kimlikler oluşturabilmekte ve kendilerini çok daha farklı tanıtabilmektedir. Jest ve mimikler, ses tonu ve yüz ifadesi gibi unsurlar sosyal paylaşım ağlarındaki iletişim sürecine dâhil olmadığı için, karşı tarafı inandırmak çok daha kolay olmaktadır. Özellikle Facebook ve Twitter’da sahte profillerle sıkça karşılaşılmaktadır. Sosyal paylaşım ağları gerçek ile sanal ayrımını ortadan kaldırmakta ve kişi o büyülü dünyaya girdiğinde kendini olduğundan farklı tanıtmak isteyebilmektedir. Kendilerini istedikleri gibi ifade edemeyen ve çevresi tarafından ilgi görmek isteyen gençler, sosyal paylaşım ağlarında başkalarının kimliğine bürünebilmektedir. Gençler, genellikle ünlü futbolcular, sanatçılar, politikacılar, sporcular ve artistler adına hesap açabilmekte ve onların adına konuşabilmektedir.
Ünlü kişi adına yorum ve içerik paylaşımı yapan genç, toplum tarafından tanınan bu kişileri çoğu zaman zor durumda bırakabilmektedir. Kendisini ünlü kişinin yerine koyan genç, gördüğü yoğun ilgi karşısında gerçekle sanal ayrımını yitirebilmekte ve kendini gerçekten o kişi olduğuna inandırabilmektedir. Gerçek hayatta fazla konuşkan olmayan bir genç sosyal paylaşım ağlarında tam tersi bir şekilde hareket edebilmektedir. Farklı bir kimliğe bürünen gencin özgüveni yükselebilmekte ve paylaşıma açık bir hale gelebilmektedir. Asosyal bir yaşantısı olan gençler, sosyal paylaşım ağlarının etkisiyle topluma adapte olabilmektedir.
Sosyal medyanın toplumsal yapı üzerindeki etkileri nelerdir? Yeni bir toplum modeli oluşturur mu?
Günümüzde sosyal medya, toplumu ve toplumsal yapıyı doğrudan etkisi altına almıştır. Geleneksel medyadan yeni medya çağına geçiş ile birlikte sosyal paylaşım ağları ortaya çıkmış ve sanal-reel (gerçek) dünya ayrımı ortadan kalkmıştır. Web 2.0’ın kazandırmış olduğu etkileşim imkanı sayesinde aktif kullanıcılar oluşmuş ve Facebook, Twitter, MySpace… gibi sosyal paylaşım ağlarında üyeler arası iletişim sağlanabilmiştir. Sosyal paylaşım, toplumsal dinamizmi de derinden etkilemiş ve “e-katılımcı” (elektronik katılımcı) kavramı oluşmuştur. Sosyal paylaşım ağlarında var olan, diğer kullanıcılarla iletişime geçen her bireyi e-katılımcı olarak nitelendirmek mümkündür. Küreselleşmenin etkisini derinden hissettirmesi, enformasyon teknolojilerinin bireysel bir zemine oturtulması, yeni iletişim ortamlarının ve sosyal paylaşım ağlarının ortaya çıkması, sayısal bölünmenin etkisinin minimum düzeye indirgenmesini sağlamıştır. İnternet, bilgi ve teknoloji uçurumunu kaldıran başlıca mecra olmuştur. Sayısal bölünme kavramı ulusal ölçekte incelendiği vakit, sosyo-ekonomik farklılıkları ve coğrafi bölgeler arasındaki eşitsizliği nitelendirmektedir.
Sosyal paylaşım ağları her ne kadar toplulukların bir araya gelip oluşturduğu web siteleri olsa da birey eksenli bir yapıya sahiptir. Kişisel uygulamalar aracılığıyla kullanıcıların bireyselliği ön plana çıkmaktadır. Kullanıcıların tercihleri, zevk ve beğenileri tam bu noktada önem kazanmaktadır. Sosyal medyada paylaşılan içeriklerin, fotoğrafların, görüntülerin ve müzik parçalarının tümünde kişisel tercihler ön planda bulunmaktadır. Sosyal paylaşım ağlarında bulunan özel uygulamalar sayesinde kullanıcıların zevk ve beğenilerine göre hediye göndermek mümkündür. Bu da sanal bir toplum modeli oluşturmaktadır.
Günlük hayatın adab-ı muaşeret kurallarıyla, sosyal medya hayatının adab-ı muaşeret kuralları örtüşüyor mu?
Sosyal medya, adab-ı muaşeret kurallarını da ters yüz etmiştir. Gündelik hayatta kullandığımız adab-ı muaşeret kuralları ile sosyal medyada yer alan adab-ı muaşeret kuralları farklılık arz etmektedir. Çünkü sosyal medya küresel bir kültür ürünüdür. Fakat gündelik hayatta daha yerel unsurlar ön plana çıkmaktadır. Görgü kurallarına uymak diğer insanlara saygı göstermektir ve onların duygularına önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir. Dijital adab-ı muaşeret kuralları arasında kaynak belirtmeden kopyala/yapıştır yapmak, izinsiz fotoğraf ve içerik paylaşmak, sürekli büyük harflerle yazmak ve harf hataları yaparak mesajları gereğinden fazla kısaltmak… vb. yer almaktadır. Bu kurallar evrenseldir. Her ülke için geçerlidir.
Sosyal medyayı etkin ve verimli bir şekilde nasıl kullanabiliriz?
Sosyal medyayı doğru, etkin ve verimli şekilde kullanabilmek için bilinçli olmak gerekmektedir. Bilincin, kültür ve eğitimle doğrudan ilgisi yoktur. Sosyal medyadan verim alabilmek için öncelikle kullanım amaçlarının belirlenmesi gerekmektedir. Yani sosyal medyayı kullanan bireyin planlı bir yapı dahilinde kullanım sağlaması şarttır.
Sosyal medyada doğru iletişim dili nasıl olmalıdır?
Sosyal medyanın kendine özgü bir iletişim dili bulunmaktadır. Bu dil kendini sürekli yenilemekte ve farklı kelimeleri bünyesine sokmaktadır. Sosyal medya, küresel bir dili önermekte ve kullanıcılara bu dili empoze etmektedir. Sanal dünyanın ortaya çıkmasıyla birlikte yabancı kökenli sözcükler adeta dili esir almış ve gençler bu sözcükleri yaygın biçimde kullanmaya başlamıştır. Bu nedenle dil konusunda daha dikkatli olunmalı ve bol bol edebi eser okunarak sosyal medyanın oluşturduğu yozlaşmanın önüne geçilmelidir.
Sosyal medyanın kendine özgü kuralları var mı?
Sosyal medya, başlı başına sanal bir dünya olduğu için kendine özgü kuralları bulunmaktadır. Bu kuralların dünyanın her yerinde geçerliliği bulunmaktadır. Sosyal medyada çok yönlü bir akış söz konusu olduğu için bu kurallar sürekli değişiklik göstermektedir. Öncelikle empati kurulmalı ve gelişigüzel bir şekilde içerik paylaşımı yapılmamalıdır. Saygı, sosyal medya açısından oldukça önemlidir.
Sosyal medyanın geleceği konusunda ne düşünüyorsunuz?
Sosyal paylaşım ağlarına üye olan kullanıcıların bu kültürün etkisine girdiği kaçınılmaz bir gerçektir. Özellikle uygulama sayısının artmasıyla, kullanıcılar sosyal paylaşım ağlarına daha fazla ilgi göstermeye başlayacak ve firmalar farklı uygulamalar geliştirerek yazılım sektörü canlanacaktır. Mobil uygulamaların artmasıyla birlikte, kullanıcılar taşınabilir cihazları aracılığıyla Facebook’ta, Twitter’da, Google+’da daha fazla zaman geçirecekler.
Sosyal medyanın gerçek anlamda dönüşümü web 3.0 teknolojisi aracılığıyla gerçekleşecektir. Web 3.0 : Farklı kaynaklardan yeni bilgi akışları elde etmeye kadar veriyi analiz etme, bütünleştirme ve bağdaştırma/bağlantı kurma ile ilgili WWW’in bir sonraki gelişim konseptidir. Web 3.0 sosyal paylaşım ağlarını da olumlu yönde etkileyecek ve anlamsal webin oluşturduğu dinamik içerikle birlikte kullanıcı bağımlılığı artacaktır. Böylelikle sosyal paylaşım ağları giderek reklam ve eğlenceyi birleştiren bir iletişim formu halini alacaktır.
