Sağlığımızın vazgeçilmez Unsuru Düzenli Uyku / Prof. Dr. Sefa Saygılı
Düzenli uykunun sağlıklı olmaktaki rolü nedir?
Uyku vücudumuz için vazgeçilmez bir olay. Hem bedenen hem ruhen ve zihnen bizi dinlendiren bir şeydir uyku. İnsanlar uykusuz yapamaz.
Az uyuduğumuzu farz edelim ya da insanları birkaç gün uykusuz bırakalım; muhakkak ki o kişide hem psikolojik hem bedensel problemler ortaya çıkar. Mesela bir kişi tam uyuyacakken onu uyandıralım, en büyük işkence şeklidir bu ve üç dört günden sonra artık kişide delilik belirtileri, cinnet belirtileri ortaya çıkıyor. Üç dört gün uyumayan kişiyi uyumaya bıraktığınız takdirde uykusunu tatmin edecek şekilde uzun bir uykuya dalıyor. Çünkü vücut için vazgeçilmez bir şeydir uyku. Uyku zihinsel faaliyet gösteren ve bedenen de aktif olan kişilerde çok önemli. Ben bazı gençler görüyorum, benim çok ders çalışmam lazım diyerek uykudan kısıyorlar. Oysa uykudan kısmamak lazım, çünkü uyku olmazsa insanın konsantrasyonu da bozulur, ders çalışma isteği de bozulur; anlamakta, öğrenmekte ve onu hafızasında tutmakta zorlanır.
Uyku ihtiyacı ne kadardır?
Uyku ihtiyacı yaşlara göre değişiyor, herkese göre de değişiyor, kişiye göre de değişiyor. Mesela yeni doğan bir çocuk gününün neredeyse tamamını uyuyarak geçirir, uyku ihtiyacı zamanla azalır. Uyku kişiye göre değişir. Sabah kalktığında dinamik kalkıyorsa yeterince uyumuş demektir. İnsanın en azından yedi sekiz saat uyuması lazım. Ama yaş ilerledikçe uyku eğilimi azalıyor. Mesela ben gençken dokuz saat uyumadan edemezdim, artık altı saat uyku bile fazla geliyor. Yaş ilerledikçe uyku ihtiyacı da azalıyor. Bu yüzden gençler uyku ihtiyacından taviz vermemeli ve muhakkak uykusunu almalı. Bir kişi uyuyamazsa hastalıklara karşı bedensel direnci de düşüyor, daha kolay rahatsızlanabiliyor. Düzensiz uyumamak lazım, belli saatlerde yatıp belli saatlerde kalkmamız lazım. Özellikle akşam saatlerine kaydırmak lazım, gece uyunan uyku ile gündüz uyunan uyku arasında fark vardır. Çünkü melatonin denen bir hormon salgılanıyor ve o gece uyunduğu takdirde vücudu tamir ediyor. Gündüz uyunduğu takdirde aynı faydayı vermiyor, bu yüzden biz özellikle diyoruz ki gece uyunan bir saatlik uyku gündüz uyunan iki saatlik uykuya bedeldir.
“Allah, içinde dinlenesiniz, uyuyasınız diye geceyi, ihtiyaçlarınızı, işlerinizi göresiniz diye aydınlık sağlayan gündüzü, sizin faydalanmanız için planlayıp hazırlayandır. Allah insanlara karşı lütufkârdır. Fakat insanların çoğu, lütfun kıymetini bilmeyecek, şükretmeyecek.” (Mü’min Suresi/61)
Vücudun biyoritmi var, gece uykuya göre ayarlanmış, gündüz uyunduğunda bu rahatsızlığa sebep oluyor. Yapılan araştırmalar var… Mesela vardiya usulü çalışanların kanser başta olmak üzere bir takım hastalıklara daha çok yakalandıkları görülüyor. Yani gündüz uykusu, gece uykusunun yerine uyunursa bünyenin dayanıklılığını azaltıyor. Sadece bir şey müstesnadır bunda. Sıcak ülkelerde ve bizim de özellikle yaz aylarımızda yirmi otuz dakikalık öğlen uykusu ki onun yeri ayrıdır, gece uykusunu da bozmaz. Ama insan gündüz uyursa, geç kalkarsa, akşam da normal olarak rahat uyuyamaz. O yüzden gündüz uyumayıp uykuyu geceye kaydırmak lazım. Bana getirilen bazı öğrenciler görüyorum. Mesela diyorlar ki, çocuk gece sabaha kadar ders çalışıyor sabah uykuya dalıyor… Bu doğru değil, çalışmayı gündüz saatlerine kaydırmak lazım, belli saatlerde yatıp belli saatlerde kalkmak lazım. Bu düzensizlik de insanı bozar; yani bazen geç yatmak, bazen erken yatmak o da olmaz. Uykudan taviz vermemek lazım, çünkü uyku olmazsa insanda bedenen ve ruhen bir takım rahatsızlıklar ortaya çıkıyor.
Uyuyamayanlar için ilaç kullanımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Uyku hijyeni dediğimiz bir şey var, özellikle bunu tavsiye ediyorum.
İnsanın duygularıyla sağlığı arasında bir bağ var mı?
Yani kin nefret intikam gibi insanları yıpratan duygular yerine sevgi, muhabbet, kardeşlik, hoşgörü, tahammül gibi duygulara önem vermek lazım. Çünkü biz ne kadar kinli, nefretli, intikam dolu, kıskançlık dolu, haset dolu, çekememezlik dolu kişiler olursak rahatsızlıklara karşı da bünyemiz o derece yatkın ve elverişli hale geliyor. Keder ve elemli olmak yerine güler yüzlü olursak, karamsar olmak yerine iyimserliği tercih edersek, kin ve nefret yerine muhabbet ve sevgiye önem verirsek, kıskançlık yerine imrenme yani karşıdakinde var ben de ona benzeyeyim gibi iyi duygular beslersek, inanın sağlığımız da daha güzel olur, daha mutlu, daha huzurlu oluruz. Yani meşhur örneğiyle bir bardağın yarısı niye boştur diye kafaya takmak yerine, çok şükür bunun yarısı dolu demek insana hem mutluluk veriyor hem de rahatsızlıklara karşı koruyucu hale geliyor. Karşımızdakini çekememezlik, kıskançlık, haset etmek yerine kendi elimizdeki nimetleri görürsek yine sağlığımız kazanıyor. Bir gazetede okudum; ABD’de bir olay oluyor, adamcağızın birinin bir gözü kör, o gözünden ameliyat olmak için hastaneye gidiyor, cerrah neşterini hasta göz yerine yanlışlıkla sağlam göze vuruyor ve kişi ameliyattan çıktığı zaman bir gözünün düzelmesini bırakın iki gözü kör halde çıkıyor, orada tabi tazminatlar da yüksek oranda… Kişi mahkemeye müracaat ediyor ve yüklü bir tazminat kazanıyor, bilmem kaç milyon dolar tazminat alıyor. Gazeteciler soruyorlar bu kişiye, siz ameliyattan önce fakir biriydiniz, ameliyattan sonra şimdi dolar milyonerisiniz, bu hususta ne diyorsunuz?.. Verdiği cevap aynen şöyle; “keşke bu dünya benim olacağına tek gözüm görseydi, şimdi hiçbir yeri göremiyorum, benim milyon dolarlarım olmuş ne yazar…” Yani bizim gören tek gözümüz bile milyon dolarlar değerinde… Bizim de bunun kıymetini bilmemiz gerekiyor.
Dünya ve ahiret algısı sağlığımızı nasıl etkiliyor?
Edepli olma, inançlı olmak çok önemli bir özellik… İnsanın dünyaya bakış açısını değiştiren bir inancının olması, geleceğe ait hedeflerinin olması önemli. Tabii hedeflerin kendimize, çevremize, ailemize faydalı hedefler olması lazım.
Uyku hijyeni nedir?
Bir defa kişi ne kadar geç uyursa uyusun, yataktan belli saatlerde ve erken kalkması. Diğer bir nokta yatak odasının karanlık olması, fazla sıcak ve fazla serin olmaması, yatağın hijyene uygun olması, yatak odasında televizyon ve kitap okuma gibi faaliyetler olmaması… Ayrıca günde yarım saat kadar egzersiz ve yürüyüş çok önemli. Ama bu yürüyüş ve egzersiz tam yatma saatinden önce olmaması gerekiyor. Bir de akşam yemeğinin erken ve az yenilmesi şart. Saat yediden sonra akşam yemeği yememek ve ayrıca yemeğin hafif olması gerekiyor. İnsan geç yiyip yattığı zaman bütün kan mideye hücum ediyor, vücut midedekileri öğütmekle meşgul oluyor, vücut yeterince dinlenemiyor, sabah halsiz ve yorgun kalkılıyor. Ama insan çok açsa da bir miktar yoğurt yiyebilir, yoğurdun sindirimi kolaydır ve ayrıca yoğurtta uyku verici maddeler vardır; bir miktar yoğurtla açlığını giderebilir. Kişi sabah erken kalkacak… Bir iki gün böyle uykusuz kaldıktan sonra akşam erken uyumaya başlar yani zamanında uyumaya başlar. Gündüz uyumaması lazım, gündüz uzun süre uyuyan insanların akşam uykusu yine bozulur.
