Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Saçım Dökülüyor / Salih Çalışkan

Bu Yazıyı Paylaşın:
Saçım Dökülüyor / Salih Çalışkan

Bu işin mutlaka bir eğitim alt yapısı vardır, bu hikâye nasıl başladı. Saç ekim serencamınızda neler var?

Bu hikâye 1990 yılında değerli ortağımız Gökhan Örmen tarafından başlatıldı. Amerika’da okurken saçları dökülüyor ve Amerika’da bir merkeze gidiyor, saç ektirmek istiyor. Ona, saçı çok açık olduğu için saç ekiminin olmayacağını söylüyorlar. Sonra bir protez merkezini tavsiye ediyorlar, o da protez yaptırıyor. Türkiye’ye gelince Türkiye’de böyle bir sistemin olmadığını görüyor ve 1990 yılında protez sistemini Türkiye’ye getiriyor. Türkiye’de bu konuyla alakalı akımı ilk başlatan kişidir Gökhan Örmen. O dönemde saç ekiminden de hiçbir yer bahsetmiyordu. Bizim büyük iş adamlarımız, tek tük sanayiciler işleri dolayısıyla Amerika’ya, Avrupa’ya gittiklerinde orada saç ekimi yaptırıyorlardı ve inanılmaz başarısızdı. Bundan 23-24 yıl önceyi konuşuyoruz.

O günden beri metot değişikliği oldu mu?

Kesinlikle çok şey değişti. Biz bu işe protezle girdik ve hâla devam ediyoruz. HDC’nin (Hair Desing Centers) ilk çıkış noktası protezdir. Biz o günlerde normal erkeksi dökülme diye tabir ettiğimiz, erkeklerde tepe bölgesinin üstünün açık olduğunu düşünerek bunu zevke keder yapacağımızı düşündük; saçı dökülen erkeklere saç yapacağız. İşin içine girince inanılmaz bir şeyle karşılaştık. Ben bundan yirmi sene önce bir bayan saçı dökük geldiğinde hayretler içinde kalırdım. Aa derdim bayanın da mı saçı dökülüyor? Ama şu anda müşteri potansiyelimizin %40’ı bayan. Anadolu’da iş kazaları olur, çocuklar ateşe düşer, tandıra düşer veya trafik kazasından sıyrılmalar olur... Dolayısıyla bunları gördük, hastalıkları gördük. Kemoterapiler var, o anda saç dökülüyor. Bir anneyi düşünün, o zamanı saçsız geçirmek istemiyor, oraya hemen yetişiyoruz. Sistem güzellikler sağlıyor, rahatlatıyor hastayı.

Temelde estetik bir kaygı gibi görünüyor ama aynı zamanda tıbbî bir hizmet.

Kesinlikle ve bunun sonrasında Türkiye’de saç ekimi 2005’ten sonra start almıştır, herkese yayılmıştır ama bunun başlangıcını biz yaptık 1990 yılında. Ekonomik bir tarafı da var, para gerektiriyor, maliyetleri yüksek bir hizmet.

Son dönemde maliyet rakamlarındaki azalmalar, yapılan hizmetin kalitesini ne kadar etkiliyor?

Tabi ki bir değer var burada. Çalışan bir iş gücü var, eğitimli insanlar var, doktorlarımız var, tıp alanı var, kullandığınız malzeme var, kullandığınız mekân var, maliyetin içinde her şey var, sağlık var, sağlık bilgisi var… Rakamın tabi ki standart olması gerekiyor. Bununla beraber merdiven altı çok yer var ama yapılan iş güzelleşmesine rağmen rakamlar çok yukarı çıkmadı, tam tersi aşağı doğru indi. Çünkü bu bir sektör haline geldi. Her şeyde olduğu gibi talep çoğalınca piyasada rekabet de çoğaldı. Ama belirli bir rakamın altına da düşemezsiniz, çünkü belirli bir maliyeti var.

Merdiven altı tabir ettiğiniz yerlerde tıbbî sakıncalar var mı?

Bir kere hijyen yok, ayrıca yapan kişilerin kalite standardı çok düşük. Mesela saç ekiminde bir diş hekimine rastlıyorsunuz. Saç ekimi bir ressamın resim çizmesi gibi bir olay, bence burada tecrübe gerekli. Başka türlü bir sanatkâra bu işi yaptıramazsınız ama sağlık memurunun da bu işin içinde olması gerekiyor fakat tecrübeli olması da gerekiyor. Bir diş hekiminin direk saç ekimi yapmasını ben mantıklı bulmuyorum. Buradan ne çıkıyor? Bu vatandaş kendi işini bırakmış, burada rant olan bir sektör olmuş, gelmiş bu işi yapıyor; bu inandırıcı olmuyor. Onun için herkes işini yapması gerekiyor. Bizim kurduğumuz ekip dermatologlardan, fizyologlardan, plastik cerrahlardan ve hemşirelerden oluşan bir ekip. Zaten bir insanın kafasında yedi sekiz kişi çalışamaz. Ama ehliyetli, kaliteli, bu işi uzun yıllardır yapan insanlarla beraber olur; onların koltuğuna oturmak çok önemli.

Bu konuda en son metot nedir?

Fue yöntemidir, bir de bu insana göre değişir. Eğer kişide saç çok açılmışsa, tabiri caizse üstte hiçbir şey kalmamışsa ve dökülen yer bir avuç içini bayağı bir geçmişse saç ekimini tavsiye etmiyoruz. Çünkü alacağımız bölgeden transfer edeceğimiz saç yukardaki açığı kapatmaya kesinlikle yeterli gelmiyor ve kapatmıyor. Saçı aldığımız yerin açılması önemli değil, aldığımız saç zaten sınırlı, istese de fazla açamayız; dolayısıyla yukarıyı doldurmuyorsa saç protezini tavsiye ediyoruz. Saç protezi 1990 yılından beri devam eden bir yöntemdir.

Saç proteziyle saç ekimi arasında ne fark var?

Saç ekiminde kişiye kendi ana saçını transfer ediyoruz. Saç protezinde ise kişinin saçından örnek alıyoruz, Amerika’ya gönderiyoruz. Amerika’da saç borsası var; beş ton saçın toplandığı dev bir piyasa, aynı kan bankası gibi düşünün. Buradan gönderdiğimiz done orada ayrılır, aynı saç bize dokunur gelir, buradaki kişinin kafasına transfer ederiz, bu saç uzamaz. Kişi onunla yatar, onunla kalkar, banyosu, denizi, sporu her şeyi yapar, sadece uzamaz. Ömrü iki yıldır, her iki yılda bir kişi gelir protezini yeniler.

Protezde ailesel yakınlıklar, nakledilecek alıcı vericiler de etkili midir? Mesela organ transplantasyonunda bu önemli…

Öyle bir şey olmaz, orada bir teknik de var. Dolayısıyla burada öyle bir saçı da toparlayamayız, saçın uzun olması lazım.

Saç bankasından saçın kendisini mi istiyorsunuz?

Tabi, satın alıyorsunuz. Uzun şekilde geliyor, biz burada kesiyoruz.

Herkesin saçında taşıdığı kendi genetik yapısı vs. var. Peki, hastalıkları vs. söz konusu olabilir mi?

Tıbbî bir müdahale yok, kanla karışım yok; dolayısıyla hastalık bulaşma noktasında hiçbir risk yok. Cansız saç sağlamdır, saçlar orada sağlık prosedüründen geçiyor.

Normal saç ekimine göre maliyeti nasıl?

Saç ekimine göre maliyeti düşük. Saç ekiminde maliyete; ilaç, tıbbî malzeme, eğitimli insan gücü vs. birçok şey dâhil oluyor. Dolayısıyla saç ekimi pahalı, protez daha ucuz.

Amerika’da anlaşmalı olduğunuz kurumlar mı var?

Biz, Amerika’nın Türkiye distribütörüyüz hatta Avrupa distribütörüyüz. HDC (Hair Desing Centers) Amerikan menşeli bir şirkettir.

Vatandaş için neyi nasıl yapacağına dair öngörüleriniz oluyor mu?

Vatandaş görsel medyadan, yazılı medyadan bizimle tanışır. Bizi görür, reklamlarımızdan arar bizi, bir konsültasyona gelir, görüşmelerimiz ücretsizdir. Geldiği zaman iki şıkkı da açarız, ona hangisi uygunsa onu tavsiye ederiz. Saç ekimi uygunsa onu tavsiye ederiz, değilse protezi tavsiye ederiz, asla yanıltmayız.

Protezin maliyeti için ortalama standart bir rakamınız var mı?

1000 TL ile 2500 TL arasında değişir, saçın rengine ve açıklığına göre değişir. Bayanlarda da uzunluğuna göre değişir.

Bayan ve erkeklerde saç ekiminde, ekilen saçın tutmasıyla ilgili bir fark var mı?

Hayır, fark yok, ekilen saç asla dökülmez. Topuğunun altına bile ekilse dökülmez, koltuk altı gibi yolmak zorunda kalır. Onun için saç ekiminde hijyenden öte hastayı ilgilendirmesi gereken konu şudur: Güzel bir işçilik yaptırması gerekir. Eğer kötü yapılırsa o kötüden kurtulamaz. Diyelim ki kötü bir eşya aldınız, elbise araba vs. Arabayı satar kurtulursunuz ama saç ekiminden asla kurtulamazsınız. Herkes, selamlaştığınızda bile kafanıza bakar. Eğer o kötü görüntü sizinle ise, konuşurken kafanıza bakılırsa, orada sizin psikolojiniz dibe vurur.

Dökülmemesinin sebebi nedir?

Allah’ın hikmeti, dökülmeyen saçı alıp transfer ediyoruz. Arka cebinizdeki paranın üçte birini alıyoruz, gömleğinizin ön cebine koyuyoruz, kayıp yok…

Merkezinizde saç ekimi yaptıran popüler isimler var mı?

Tabi var. Mim Kemal Öke Hoca var, Maceracı var, Reha Yeprem var, Fatih Ürek var, sanat camiasından birçok isim var, futbolcular var. Bazısına ekim bazısına protez yapıldı.

Saç bakımında doğru bilinenler ve yanlış bilinenler nelerdir?

Dünyadaki hiçbir ürün saçın dökülmesini % 100 durdurmaz; ister ilaç sanayisinde olsun ister kozmetik sanayisinde olsun. Ne yapar? İki yüzle giden bir arabanın hızını seksene düşürür, bunu yaparsa o ürün kaliteli bir üründür. Kişinin aslında bunun peşinde koşması lazım. Yoksa bu çıkan ürünlerde ve söylemlerde “Saçınızın dökülmesi %100 duracak.” deniliyorsa o ürüne itibar göstermesinler.

Saç bakımında piyasada bitkisel ürünler var, mesela çam yağı vs. gibi. Bunlar çok etkili değil mi? Çünkü kozmetikler içinde de bunlar var...

Bu insanın bünyesi ile alakalıdır. Her bünyede etkili olmayabilir.

Ozon terapisi vs.

Faydası olmayabilir. Mesela şu anda piyasada yeni canlanan PRP (Platelet Rich Plazma) var. Kişinin kendi kanını alarak ayrıştırıp (gelişim hormonu diye tabir edilen yönüyle trombositi ayırıyoruz) ellere ve yüze, şu anda kafaya da uyguluyoruz. Saçın gelişmesine ve güçlenmesine inanılmaz bir şekilde katkı sağlıyor. Saç bakımı için tavsiye etmiş olduğumuz ilaçlar var, kozmetikler var ama dediğim gibi bunların hiçbiri dökülmeyi tamamen durduran şeyler değildir.

Kaç günde bir yıkanmasını tavsiye ediyorsunuz?

Kışın üç günde bir. Şu kesindir; saçını çok yıkayan insanın saçı daha çok dökülür. Kişilerin “saçım çok yağlanıyor.” dediği aslında vücudun salgıladığı bir şeydir ve saçı besler. Durmadan yıkayıp onu kurutursanız, hangi şampuan olursa olsun onun içinde kimyasal madde olduğu için çok sağlıklı olmaz.

Yağlı saçlar kolay dökülür tezi yanlış mıdır?

Bence yanlıştır. Bir gün merak edip gece Taksim’e çıkın. Kimsesiz, evsiz diye tabir ettiğimiz, köşede bucakta yaşayanları bir dolaşıp bakın; bir tane saçı dökülmüş kişiyle karşılaşamazsınız. Ne protein vardır ne çinko vardır, ne vitamin vardır…

Coğrafyaya göre de saç sağlığı etkilenir mi?

Tabi ki. Enteresandır birçok hastalıkta bizim Akdeniz türü beslenme önerilir, tamamen sebze ağırlıklı beslenme. Bize özellikle saçı cansız, dökülme fazına giren bayanlar geldiğinde hep protein eksikliği görürüm. Etten nefret eden bayanlarımız vardır ve bunlarda saç dökülmesi daha hızlıdır. Dolayısıyla burada yöresel olarak bir kıyaslama gıda anlamında yapamayız. Bu tamamen kan dolaşımıyla alakalıdır, kişinin kendi genetiğiyle alakalıdır. Onun dışında bir rahatsızlıktan dolayı oluyorsa zaten doktoruna gittiği zaman doktoru ona değerlerinin eksik olduğunu söyler, o anlamda yüklemeler yapar ve düzelir. Ama bunun dışındaki dökülmeler tamamen kanla alakalıdır, yapacak hiçbir şey yoktur. Şu vardır; dökülmeyi tamamen yok edemezsiniz ama hızı düşürürseniz bu kâfidir.

Okuyucuya tavsiyeleriniz neler olabilir?

Gençler telefonda hep şunu söyler bana: “Salih Bey bekleyelim mi, hepsi dökülsün öyle mi gelelim.” Bu çok yanlıştır… Neden yanlış? Çünkü bir insan için hayatındaki bütün önemli anılar, yaşanması gereken evreler, karşılaşılması gereken haller yirmi ile kırk yaş arasıdır. Dolayısıyla yirmi ile kırk yaş arası saçımız olmayacaksa kırktan sonra bence çok önem ifade etmiyor. Bizim seksen yaşında da müşterimiz var, saçı seviyor, o müşterimize de gerekli tedaviyi yapıyoruz ama gençlerde çok önemli. Bir kere en azından o gençlik çağlarını saçlı geçirirler. Erken müdahale her konuda çok önemli. Sonrasında ilaç alsan da çok etkili değil. Ben kendi adıma konuşuyorum, hiçbir ilacı tam anlamıyla bitirdiğimi bilmem, biraz iyileştiğim zaman hemen atarız ilacı bir kenara. Dolayısıyla erken müdahale çok önemli, önemli olan o yaşlarda saçsız kalmamak.

Beslenme protein ağırlıklı mı olmalı?

Orantılı olmalı, protein eksikliği çok önemli bir eksiklik, proteine dikkat edilmeli.

Dermatologların genellikle D vitamini ağırlıklı tavsiyeleri var, saça yönelik beslenmede çinko vs. önemseniyor. Bu konuda bir formatınız var mı?

Bir problem varsa faydalı olabilir. Kişiye göre de değişebilir; size yarar, bana yaramaz, kişiye özgüdür, kanla alakalıdır. Size sarımsak çok iyi gelebilir, bana zararı olmaz ama fazla bir şey ifade etmez, derdime çare olmaz. Ben buraya gelen hastalarıma şunu söylerim: Çok acil yüz milyara ihtiyacınız var, akşama kadar bulmanız lazım. Geliyorsunuz bir arkadaş olarak bana, sizi on milyonla geri gönderiyorum. Bu hiçbir şeye yaramaz ama size seksen verseydik ya götürür vereceğiniz yere verirdiniz, ya da üstünü tamamlardınız… Onun için neyi kullanacağınızı, ne kadar alacağınızı bilmeniz çok önemlidir. Size yarar bize yaramaz, faydasını görürsünüz göremezsiniz, bu kanla alakalıdır. Kullanacağınız, içinden cımbızla çekeceğiniz ürünler sizdeki dökülmeyi %60 durdurduğu zaman bu çok büyük bir başarıdır. Kaliteli ürünler seçmeniz lazım, klinik ürünler seçmeniz lazım. Tabi ki kullanılan her şampuan, kullanılan her ürün farklıdır. “Nasıl olsa dökülecek, ürünün önemi yok.” denilemez. Öyle şampuanlar vardır ki içine ilaç sanayindeki neredeyse her şey en kaliteli değerlerde konulmuştur, bunları kullanmak tabi ki faydalıdır. İnsanlar bunları hep yanlış anlar. Aslında merdiven altı diye tabir ettiğimiz ürünlerin çoğundan da ucuza gelir ama insanlar korkarlar, halbuki korkulacak bir tarafı yoktur. Birinden bir avuç dökersiniz köpürmez, diğerinden fındık kadar dökersiniz köpürür ve o işlevi görmeye yeterli gelir ve gramaj olarak da yüksektir. Maddeye vurduğunuzda aldığınız kötü üründen daha ucuza ve hesaplıya gelir, bu da işin enteresan bir yüzüdür.

Mevsimsel olarak ilkbahar ya da sonbahar, saçlar ne kadar dökülürse normaldir?

Günde yüz tane saçın dökülmesi normaldir. Uyuyan evre vardır, yeni biten soğancık vardır ama dökülen saç yerine gelir. Bu bir fazdır, bu normaldir, bunun dışında dökülen saç gelmiyorsa sorundur. Zaten yerine gelmediğini de zaman size kendi gözünüzle gösterir. Bakarsınız, aa benim saçım dökülüyor ve yerine yenisi de çıkmıyor dersiniz. Bu normal bir prosedürde olan evre değildir. Hakikaten orada bir eksilme vardır, o eksilmeyi birebir yaşarsınız.

Erkeklerin ve kadınların saçları hangi alandan dökülür?

Bayanlar saçı arkadan toka yapar, kıstırır, topuz yapar, gererler ve saç önden kopar, kırılır. Dolayısıyla kadınlarda ve erkeklerde dökülen bölge değişkendir. En üst bölge yaratılış olarak dökülmeye daha elverişlidir. Buna teknik olarak derinlemesine bir açıklama getirilememiştir. Dolayısıyla yan ve ense dökülmemeye endekslidir. Saç ekiminde bu bölgedeki saçları yukarı transfer ederiz. Protezde ise enseden en sağlam olan saçtan örnek alarak siparişini veririz, hep ense baz alınır. Çünkü her zaman güçlü çıkacağını, dökülmeyeceğini düşünürüz.