Mısır'a Gizemli Ziyaret/ Okan Kutlu - Hasan Çapraz
Şu an Mısır’a geziler düzenliyorsunuz. Mısır esrarengizliğini koruyan bir ülke. Mısır’a ziyaret taleplerini değerlendirir misiniz?
KUTLU: Bizim şu anda destinasyonlarımız Ortadoğu ve Yunanistan diye sınıflandırıyoruz. Ama Yunanistan’daki ekonomik kriz, oradaki protestolar, grevler, grevlerin ulaşıma etki etmesi ve bu yüzden birçok tur hizmetinin verilememesi, aksaklıkların olması, insanları 2012 yılında Yunanistan’a seyahat ederken düşünmeye zorladı. Geçen sene Mısır’daki olaylar sonucunda turistlerin yaşadığı zorluk nedeniyle bütün Ortadoğu turist kanalı şu anda Türkiye’ye yöneldi. Yurt dışından, Amerika’dan, Avrupa’dan, Uzak Doğu’dan bu bölgeye seyahatler genelde Türkiye’ye oldu. Artı Türk Hava Yollarının birçok yeni destinasyona sefer başlatması, Güney Amerika’ya, Brezilya’ya direkt uçuş sağlaması, bu ülkelerden de Güney Amerika’dan da buraya turist gelmesine ve turist artışına neden oldu. O yüzden biz şu anda daha çok Türkiye odaklı çalışıyoruz. Hizmetlerimizi, paketlerimizi daha çok Türkiye’ye yönlendirdik. Mısır için de devam ediyor ama bölgenin henüz tam bir sükunete kavuşması beklenmiyor. Halen bazı aksaklıkların devam etmesi, insanların aklında bir şüphe uyandırıyor ama bölgedeki tansiyon düştü diyebilirim. Aslında 2010 yılından önce Türkiye değil, Yunanistan ve Mısır daha çok turist akımına sahipti. Şimdi ise iş tersine döndü ve Türkiye gözde diyebilirim. Geçen hafta gittik Mısır’a, yavaş yavaş hareket başladı. Gezimizi yaptık, gayet güzeldi. Bir sorun çıkmadı... Baktığınızda “İstanbul’da tehlikeli, gitmeyelim.” diyen, bize yazan turistler oluyor. Mısır’da turistik bölgeler haricindeki bölgelerde olaylar oluyor. Biz turistik bölgelerini gezdik Mısır’ın, piramitler bölgesinde kaldık, herhangi bir sorun yaşamadık.
Günlük yaşam nasıl?
Gece 12’ye kadar orada hareket var. Hatta insanlar Şubat ayında bile gündüz sıcaklık 30 dereceye çıktığı için ve yakıcı bir güneş olduğu için, sabah erken ibadetini yaptıktan sonra işlerini, alışverişini yapıyor ya da öğleden sonra 5-6 gibi sokağa çıkıyor, alışverişini yapıyor. Bu durum gece 1-2’ye kadar sürüyor. Yani gece 1-2 ‘ye kadar çocuklar, aileler, bayanlar, erkekler sokakta dışarıda yemek yiyorlar, kafelerde oturuyorlar, sohbet ediyorlar. Öyle bir alışkanlıkları var.
Kültürel boyutta Mısır piramitlerinin cazibesinden bahseder misiniz?
KUTLU: Türkiye için değil sadece, tüm dünya için Mısır akılda kalan bir ülkedir. Mısır deyince Mısır Piramitleri, o devasa güzel yapılar akıldadır. Yani çocukluk evresinden itibaren birçok çocuğun hayalidir “Ben Mısır‘a gideceğim.” düşüncesi. Seyahat edilecek yerler arasında Mısır vardır bir kere. Benim yurt dışında ilk gittiğim yer Mısır’dı. Çünkü Mısır kültürü 10.000 yıllık ve bizim de Türkiye tarihi 10.000 yıl öncesine gidiyor. Ama baktığınızda gözle görülen yerler çok azdır Türkiye’de. Ama Mısırlılar M.Ö. 10.000 yıl öncesinden eserler bırakmışlar, tapınaklar bırakmışlar, piramitler bırakmışlar, bunları gözle görebiliyorsunuz ve gittiğinizde şaşırıyorsunuz. Hakikaten bunlar bunca sene (M.Ö. 6.000 - 8.000) yıl öncesinden nasıl bu kadar ayakta kalmış, nasıl insanlar bunları başarabilmiş, yapabilmiş diye hayret ediyorsunuz. Bu yüzden de ansiklopedilerde ilk medeniyet tarihi başlangıcından itibaren tarihte yeri olan ve bilhassa bütün kültürlerle bağı olan bir ülke. Biz bile tarihi okurken Hititlerle savaş yapan bir ülke ve dünyada ilk anlaşmayı imzaladığımız, bizim topraklarımızda barış antlaşması imzalanan bir ülke. Yani dünyadaki bütün ülkelerle, bir şekilde bağlantısı olan bir ülke. Dünyanın bütün büyük müzelerinde, Paris’e gitseniz, New York’a gitseniz, İngiltere’ye gitseniz; muhakkak Mısır’dan bir parça vardır. İstanbul Arkeoloji Müzesine bile gittiğinizde firavun heykellerini, lahitlerini görür ve merak edersiniz Mısır’ı.
Günümüzde de Türkiye’de kış olduğu dönemde orada yaz oluyor. Türk turistin de ilgisini çekiyor olmalı bu durum. Burada kış yaşarken orada gidip de bir 15 gün yaz yaşamış oluyorlar.
Devam edecek olursak, Ali Paşa çok seviliyor Mısır’da değil mi?
KUTLU: 1520’lerden 1530’lardan itibaren Mısır’la hiç koparmadığımız bir tarihi bağımız var. Memlüklüler 100 yıl yönettiler Mısırı. 120 yıl yöneten sultanların yanısıra, bağımsız olarak da orda kalan yani Osmanlı’dan sonra da devam eden bir Türk hanedanı var. Kavalalı Mehmet Ali Paşa’nın oğlu ondan sonra devam eden Hidivler, Osmanlı ile aile bağına sahip. İşte bizim Mısır ile hep bağımız oldu. 600 yıllık bir tarihi bağ olunca da muhtemelen ilgi uyanıyor iki millette de. Hani Türkler de oraya gidince bunu hissediyor.
Mehmet Ali Paşanın güzel bir camisi var. Ayrıca orada büyük veli zatlar da var. İmam-ı Şafi’nin türbesi, Seyyid Ahmet el Rıfai’nin türbesi, Seyyidetü’n Nefise annemizin türbesi orada. Seyyidetü’n Nefise çok önemli bir kişidir, kendisi keramet ehli, takva sahibi bir seyyidedir. 1000 defa Kuran’ı hatmetmiş, 30 defa da hacca gitmiş bir veli.
Ayrıca Mısır, Mehmet Akif’in de yaşadığı bir yer değil mi?
ÇAPRAZ: Mehmet Akif Ersoy uzun bir süre Mısır’da yaşamış. Kuvvetli bağlarımız var. El Ezher Üniversitesi’nin mimarisine baktığınızda bile hiç yabancı hissetmiyorsunuz kendinizi. Ama Osmanlı’dan sonra epey bir fakirleşmiş ülke. Tabi ülke de o dönemde İngiliz ve Fransızların sömürüsü altında. Ama dediğim gibi hem kültür hem tarih hem Müslüman bir ülke olması, uygun fiyatta olması, orta bütçeli ailelere bile şu anda uygun ve cazip geliyor.
Türkiye’den Mısır’a gitmek isteyenler için fiyatlar cazip değil mi?
ÇAPRAZ: Mesela Türkiye’de beş yıldızlı otellerde ne kadara kalabilirsiniz? Nereden baksanız şu an İstanbul’da ya da Antalya bölgesinde, gitseniz kişi başı bir 150 Doları gözden çıkaracaksınız. Ama orada öyle değil; 50 dolara en lüks otelde kalabilirsiniz. Yani her açıdan kolaylık sunuyor, alışverişte de. Mesela Avrupalı turistlere 50 Dolara satıyorsa, “Ben Türküm” deyip pazarlığını yapıyorsun ve 5 Dolara alıyorsun. Türk Arap kardeşliği sinelerde var, bunu orada görüyorsunuz resmen. Ama birçok entrikalarla aramızı açmışlar gibi sadece. Türkiye’den geliyoruz, hepimiz Müslümanız dediğinizde çok hoşlarına gidiyor.Tabi din kardeşliği tarafı da var. Yani size bir şey satarken biraz düşünüyor, tamam diyor. Yani onlar da bizim kültürümüz gibi misafirperverler her açıdan.
Türkiye’nin son zamanlarda bölgede güçlü bir ülke hâline gelmesi, turizmini de etkilemiş görünüyor diyebilir miyiz?
KUTLU: Türkiye son dönemdeki politikasıyla, dış politikasıyla, özellikle Ortadoğu ülkelerini, Kuzey Afrika’yı etkiledi. Burayla daha yakın ilişkiler sürdürülmesi, Ortadoğu’nun buraya ilgisinin artması, hem dış ilişkilerde hem ticarette hem de oradaki medya kuruluşlarının iş birliğiyle Ortadoğu’da birçok televizyonda izlenebilen Türk dizilerinin çıkması, üst katmanlardaki halkın Türkiye’ye olan ilgisini artırdı. Böyle olunca ne oldu? İstanbul’daki otellerin doluluk oranı arttı. Şu an baktığınızda İstanbul’a, Avrupalı, Uzakdoğulu turist değil, genelde Ortadoğu ağırlıklı turist geliyor. % 40-50 oranında otellerde Ortadoğu ağırlığı var. Bu büyük bir oran, bu da otellerin durgun sezonda bile para kazanmasını sağlıyor. Bu gelen Ortadoğu müşterisi de zengin müşteri, para harcayan müşteri. Böyle olunca ülkeye hem döviz bazında katkısı bulunuyor, hem de otellerin dolu olması, otel ve yeni tesislerin çoğalmasına neden oluyor. 4-5 sene önce İstanbul’da kaç tane beş yıldızlı otel vardı ki, sayılıydı. Ama şu an baktığımızda her gün yeni bir otel açılıyor, büyük oteller açıldı. Bu da bu bölgelere daha kolay konaklama imkanı sağladı. Ayrıca ulaşımın kolaylaşması Türk Hava Yollarının bir çok bölgeden seferler başlatması, iç hat uçuşlarının çoğalması, fiyatların düşmesi turistin bir yerden bir yere gitmesini kolaylaştırdı. Eskisi gibi otobüs turizmi değil, yani 7-8 saat turist eziyet çekmiyor otobüslerde bir yerden bir yere gitmek için. Gerekirse uçak kullanıyor, buradan 1 saatte Kapadokya’ya gidiyor.
Mesela Batı’dan gelen turistlerin bir istekleri veya bir yaşam tarzları var. Peki Ortadoğu’dan gelen turistlerin ne gibi karakteristik özellikleri var? Bu yeni konsepte de ayak uydurabildi mi turizm sektörü?
ÇAPRAZ: Evet, Ortadoğu’dan gelen turist biraz daha farklı, Avrupa’dan gelen turist de farklı. Avrupa’dan gelen turist genelde ya kültürel amaçlı, mesela müzeleri gezmek için ya da dini amaçlı geliyor. Türkiye tabi üç din açısından önemli bir merkez. Biz hem Hıristiyan hem Yahudi kesimden turist alıyoruz tabi. Arap turiste baktığınızda bunun tam tersi. Müze gezelim, kilise gezelim derdinden çok, alışveriş merkezinde para harcayayım, akşam yemeği yiyeyim şeklinde daha çok rahatlatan mekanları tercih ediyorlar. Bursa, Yalova, Abant gibi yerler onların tercih ettikleri mekanlar...
Şimdi semt pazarlarında bile Arap turistleri görüyorum, çok ilginç. Mesela Batılı böyle “Pazara gideyim alışveriş yapayım” demez. Kültürlerimizin benzer olması ve inancımızın aynı olmasının büyük bir etken olduğunu düşünüyorum.
ÇAPRAZ: Türkiye’de kendilerine uygun farklı giyecekleri bulabiliyorlar. Kendi ülkelerindeki gibi rahatça gezebiliyorlar. Neticede burası Müslüman bir ülke. Çünkü biliyorsunuz birçok Arap ülkesinde kadınlar araba bile kullanamıyor. Türkiye’ye geldiklerinde biraz daha farklı geliyor. Yani Türkiye’deki özümsenen yapı onların ilgisini çekiyor. Burada biraz daha kendilerine rahat çevre bulabiliyorlar. Yani her yönden rahat ediyorlar, o yüzden de istedikleri gibi hem alışverişlerini yapıyorlar hem geziyorlar. Bu da ekonomik açıdan bir değer oluşturuyor. Ama Avrupalı turiste baktığımızda daha çok müze, kültürel geziler, eğlenceler önemli. Ekonomiye aslında pek fazla katkıları yok. Çünkü biz onları alıştırdık rahata. Genelde beş yıldızlı otelleri her şey dahil kapatıp yedirdik içirdik, limitsiz yemek verdik. Böylelikle dışarıdaki esnaf hiçbir şey kazanmadı ama Arap turiste baktığınızda onları şehrin içersinde görebiliyorsun.
Özgürce gezip dolaşabiliyor çarşıda pazarda…
Müslüman bir ülkedeler; yediklerinde, içtiklerinde sorun yaşamıyorlar. Avrupa’ya gittiğinizde, hani dünyanın neresine giderseniz gidin -Ortadoğu hariç, Müslüman ülkeler hariç- birincisi yemek problemdir. Çünkü yediğinizde, içtiğinizde muhakkak bir domuz eti olabilir diye kuşku duyarsınız ve yiyemezsiniz. Ama Türkiye’de yeme içme bakımından da bunun rahatlığını duyuyorlar.
Bazıları bu durumu fırsatçı bir mantıkla suistimal etmez inşallah...
ÇAPRAZ: Birçok otel buna dikkat ediyor. Çünkü hükûmetin de denetimleri var. Ama hakikaten bu yurt dışında çok büyük bir problem. Türkiye’de sıkı denetimler var bu konuda. Esnafın da dikkatli olması, fahiş fiyatlar söylememesi gerekiyor. Zaten büyük mağazalarda bütün ürünler etiketli, artık eskisi gibi fiyat koyamıyorlar veya bozuk mal veremiyorlar.
Okan Kutlu
Tsc Travel
Genel Müdür
Hasan Çapraz
Tsc Travel
Şirket Ortağı
Tsc Travel web siteleri
http://www.
