Konsantrasyon Problemi Yaşıyorsanız / Zekâ Oyunları Öğretmeni Zeynep Yurttaş
Zeynep Hanım kısaca sizi tanımak isteriz. Kendinizden biraz bahseder misiniz?
Ben Sakarya Üniversitesinde matematik öğrenimi gördüm. 2007 yılından beri matematik dersleri vermekteyim. Kişisel gelişim ve dikkat konularına ilgim dolayısıyla çok sayıda kursa katıldım. 2009’da, kıdemli bir koçluk eğitmeni olan Ümit Hayri Koç’un verdiği eğitimlerle sertifikalı Yaşam Koçu, Öğrenci ve Ebeveyn Koçu unvanını aldım. Mehtap Kayaoğlu ve Sefer Kayaoğlu ile Yüzleşme Danışmanlık Merkezinde Öğrenci Koçu olarak danışmanlık hizmeti verdim. 2012’de Melih Arat’ın Sıra Dışı Yaşam Becerileri, Yeni Hayat, Filmlerle Liderlik Akademisi, Gelecek Mimarlığı programlarını tamamladım. 2013’te Mehmet Polatoğlu’ndan Dikkat Geliştirme ve Konsantrasyon eğitimi aldım. 2014’te Tüm Üstün Zekâlılar Derneği TÜZDER’den ve Kim Psikoloji Merkezinden Akıl ve Zekâ Oyunları eğitimci eğitimini tamamladım. Sürekli öğrenmeyi bir yaşam felsefesine dönüştürdüğümden İstanbul Üniversitesinde Sosyoloji Bölümünde 3. sınıf öğrenciliğine devam etmekteyim. Başakşehir Ensar Koleji bünyesinde Akıl Oyunları Öğretmeni ve Üstün Yetenekliler Kış Okulu Koordinatörü olarak çalışmaktayım. Evli ve tek çocuk annesiyim.
Konsantrasyon nedir?
Konsantrasyon, birbirinden bağımsız iki ya da daha fazla olguyu kendi ortamlarından çıkarıp birbirine bağlayarak bir ürün ortaya koymaktır. Mesela sınavda sorumlu olunan konu ile zamanı kullanabilme becerisini birbirine bağlayıp sınavdan geçer not almak bir konsantrasyon örneğidir.
Başka bir örnek de Cem Yılmaz’ın esprileridir. Yogayı eleştirel bir gözle anlatırken Hindistan’dan gelen Guru ile “kuru gürültü” deyimini bağlayıp “guru gürültü” esprisi ile bir ürün ortaya koymaktadır. Esprinin hazırlanış süreci bir konsantrasyon örneğidir.
İnsanların konsantre oldukları belirli bir süreden bahsedebilir miyiz?
Konsantre olmak, zannettiğimiz gibi uzun süreler içinde kalabileceğimiz bir hal olmaktan ziyade, bağlama yaparken içinde kaldığımız zaman dilimidir. Her insanın dikkat kontrol sisteminin gelişme oranına ve dikkat çeşitlerini kullanma becerisine göre değişiklik gösterir. Konsantrasyonun kısa süreli ya da uzun süreli olduğuna değil, kalitesine bakmak daha doğru neticeler verir.
Konsantrasyonu engelleyen faktörler nelerdir? Bunların etkisi minimuma nasıl indirilebilir?
En başta olumsuz yargılarımız konsantrasyonu çok fazla etkiler. Yapılamayacağına dair olan genel kanının büyüklüğü, çocukluktan beri taşınan genellemeler, defalarca aynı yoldan gidilerek elde edilen başarısızlıklar, deneme kültürü yoksunluğu belli başlı sebeplerdir.
Bunları minimuma indirmek; kendimizi eğitmek ve bu alanda eğitimler almaktan geçer.
Konsantrasyon eksikliği, insan psikolojisinde nelere yol açar?
Konsantrasyon, sağlıklı insan psikolojisinin temelini oluşturur. Her ne iş için olursa olsun verimli sonuç almak üzere kurgulanmış bir yapımız var. Konsantrasyon eksikliği bu yapıya zarar verdiği için tembellik, bıkkınlık, olumsuz düşünme, yapılan işte başarısızlık gibi sonuçları olabilir.
Konsantrasyonu artırmak için neleri öneriyorsunuz? Bu konuda ayrıntılı olarak neler söyleyebilirsiniz?
Konsantrasyonu artırmak, kişinin önce kapasitesini bilmesinden yani kendini tanımasından geçer. Nelere kadir olduğunu bilen insanın kendisinden beklentisi ve yaptıklarına karşı değerlendirmesi daha gerçekçi olur. Bu yönde eğitimlere katılmak bir nebze artış sağlayabilir. Daha ziyade konsantrasyon alanında verilen eğitimlere katılmak, dikkat çeşitlerini kuvvetlendirmek, baskın ve sık kullanılan dikkat alanını geri plana alıp kullanılmayan alanları geliştirmek faydalı değişimler sağlar.
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu nedir? Belirtileri nelerdir? DEHB doğuştan mı yoksa sonradan mı ortaya çıkar?
Dikkat eksikliği ve hiperaktivite birbirinden ayrı iki kavramdır. Çoğu zaman birlikte seyrettikleri için karıştırılmaktadır. Kişide gelişen hiperaktivite bir hastalık olarak kabul edilirken, tek başına seyreden dikkat eksikliği alıştırma, psikolojik, fizyolojik ve sosyolojik rutinlerde değişiklikler ve dikkat danışmanlığı ile ortadan kaldırılabilir bir durumdur.
DEHB doğuştan olduğu yönünde, epigenetik olarak geliştiği yönünde ve çevresel faktörlere bağlı olduğu yönünde açıklama yapan uzmanlar da vardır. Bu noktada ben, her olayın kendi koşul setinde gerçekleştiğini düşünenlerdenim. Diyebiliriz ki genetik olarak DEHB olan birisi, çocukluğunda bilinçli bir aile tarafından yetiştirilirse okul döneminde fark bile edilmeyebilir. Koşul seti değişimi olayın sonucunu da değiştirir.
Dikkati dağıtacak faktörler nelerdir?
Dikkati dağıtan faktörleri psikolojik, fizyolojik ve çevresel olarak üç gruba ayırabiliriz. Psikolojik faktörler arasında; aileden gelen aşındırmalar, yapamama kaygısı, mükemmeliyetçilik sayılabilir.
Fizyolojik faktörler arasında; omega-3 eksikliği, dopamin salgılanmasında sorunlar, beyin işlevlerini gerçekleştiren vitamin ve minerallerde eksiklik sayılabilir.
Çevresel faktörler ise çalışma ortamı, gürültü, ışık şiddeti ve arkadaşlar sayılabilir.
DEHB olan bir çocuğun ya da ergen bir gencin ebeveynlerine ne tavsiye edersiniz? Çocuklarına nasıl yaklaşmalıdırlar?
Çoğu dikkat eksikliği sorunu yaşayan ailelerden oluşan veli portföyüme dayanarak diyebilirim ki, tahammülün ve onun başaracağına olan inancın çok yüksek tutulması gerekir. Bu çocuklar ya da ergenler, zaten akademik hayatlarında gün boyu aşındırmaya maruz kalarak evlerine dönüyorlar; bir de en güvendikleri varlıklardan bu aşındırmalara maruz kalınca çocuğun özgüveni tamamen sarsılıyor. Genellikle ya agresif ve saldırgan ya da pasif ve suskun kişiler oluyorlar. Alınan tavır bu durumun geçiciliğini geciktirip hatta kalıcı bir hale bile getirebilir. Biraz önce de söylediğim gibi yüksek tahammül ve başaracağı şeylerin olduğuna dair inancın yüksek tutulması çok önemli. Her çocuk içinde bir cevher ile doğar. Eğer onu fark edemiyorsanız ya sarraf değilsinizdir ya da daha zamanı gelmemiştir. İnanın bana bunun için beklemeye değer.
Konsantrasyon ve dikkat eksikliğinin iletişimde ne gibi olumsuz yansımaları olur? Tavsiyeleriniz nelerdir?
İletişim, kişiler arasında gerçekleştiği gibi kişinin kendi kendine de gerçekleştirdiği bir faaliyettir aynı zamanda. Kendine az konsantre olan birinin, konsantrasyonu oranında kendisini anlamasını bekleriz. Haliyle kendini tam olarak anlayamayan birisi kendini tam olarak ifade de edemez.
Karşı taraftan düşündüğümüzde ise ne anlatıldığına odaklanmayan birisiyle konuşmak en başta yanlış anlaşılmalara ve ilişki bozulmalarına sebebiyet verebilir. Ya da sadece tek olguya konsantre olarak iletişime geçmek, muhatabın anlattığından çok daha farklı sonuçlara ulaştırabilir.
