Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Katılım Bankacılığı / Hüseyin Tunç

Bu Yazıyı Paylaşın:
Katılım Bankacılığı / Hüseyin Tunç

Günümüze hâkim kapitalist sistemin insanla ilişkisini analiz edebilir misiniz?

İnsan hayatında birçok ilişki türü ve sistemler bütünü hâkimdir. Sosyal sistemler, pozitif bilimler, maddi arayışlar, manevi kazanımlar, aile ve toplumla yürüttüğümüz beşeri bağlantılar, inanç sistemleri ve kendi iç dünyamızla olan ilişkilerimiz gibi. İnsanoğlunun kadim arayışlarından biri huzur

diğeri ise hazdır. Huzur daha ziyade iç dünyamızdan, haz ise dış dünyadan kaynak bulur. Huzur kalıcı, haz geçicidir. Yaklaşık üç yüz yıldır Batı’da hâkim olan ve günümüze doğru dünyanın diğer bölgelerini de etkisi altına alan kapitalist sistemin insan hayatındaki diğer bütün sistemleri ve ilişkileri ağır bir gölgeyle kapatarak, hayat anlayışımızı neredeyse salt parasal boyuta indirgediğine şahit oluyoruz. Bir iktisadi sistem olarak kapitalizmin sadece ekonomik ilişkilerimizi değil fakat bütün zihni mantalitemizi eğip bükecek kadar ileri gittiğini görüyoruz. Bu yaklaşım netice olarak hayatın odağından insanı

çıkarmış, yerine birtakım soyut ve yaldızlı kavramlar ikame etmiştir. “Başarı”, “tüketim”, “ciro”, “ekonomik büyüme”, “markalaşma”, “kariyer”, “ayakta kal ya da yok ol”, “bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler”, “ye ya da yem ol” vb. kavramlar bunlar... Birçok kadim kültürde olan ve bizim inancımızın

ve kültürümüzün de esasları olan değerler (adalet, tevazu, hakkaniyet, kanaat, hoşgörü, paylaşma, utanabilme, diğerkamlık vb) bu yeni dünya sisteminde büyük ölçüde göz ardı ediliyor.

Böyle bir dünyada madde gelişip yücelirken, insan sıradan bir üretim faktörüne dönüşüyor. Dünyanın bütün konforuna ve zenginliğine rağmen odak kayması nedeniyle insan mutlu olamıyor. Kısa süreli hazlarda kurtuluş arayan insan deniz suyu içmiş gibi bir türlü huzuru bulamıyor.

İnsan para ilişkisine nasıl bakılmalı, kazanç sorgulanabilir mi?

İnsan izzeti nefsini korumak, kimseye muhtaç olmamak, zillete düşmemek için çalışmak, üretmek, kazanmak durumundadır. Fakat parayı tek başına bir değer atfetmek yerine, diğer üretim faktörlerini bir araya getiren bir unsur olarak görmeliyiz. Geçim kaynağımızı temin yanında, insanlığa değer katacak üretim ve yatırım faaliyetlerine imkan sağlayacak bir araç. Para ile ilişkilerimizde kırmızı çizgilerimiz olmalıdır. Ne kazandığımız kadar nasıl kazandığımız ve nerede harcadığımız önem taşımalıdır. Ne elimizi eteğimizi dünyadan çekmeli ne de kapitalistler gibi her türlü değerden bağımsız vahşi bir kazanç peşinde koşmalıyız. Kazancı sorgulamak elbette gereklidir. Bu sorgulamayı öncelikle devlet yapacaktır. Sonra toplum, sonra aile vebelki de bütün bunların üzerinde inançlarımız ve vicdanımız sorgulayacaktır. God of War filminde bir silah kaçakçısının eşi, kocasının silah kaçakçılığı yaptığını öğrenince üzerindeki bütün elbiseleri çıkarıyor ve şöyle diyordu: “Bütün bu elbiselerde

kan var. İnsan yediği lokmalara bakmalı; üzerinde hak olan, kan olan, haram olan, leş olan lokmaların hijyenikliğindenkimse bahsedemez.”

Modern hayatın dayatmaları karşısında insan ne yapabilir?

Uydura geldiğimiz gerekçelerden birisi, “hayatın gerçekleri” dir. Bunu hiç inandırıcı bulmuyorum. Zayıf insanların kendilerini kandırmasıdır. Cenabı Allah geniş bir helal dairesi yaratmış ve her canlının rızkını temin edeceğini garanti etmiş. Hayatın gerçekleri dediğimiz şey, aç gözlülüğümüz, hırs ve tamahkârlığımızdır. Yolda simit satan adam doyuyor da holdingleri olan adam doymuyorsa bu modern hayatın dayatması diye açıklanamaz.

Katılım bankaları bu konuda topluma bir kapı açabilir mi?

Katılım bankaları, insan zihniyetine kapitalist sistemin hâkim olduğu bir dünyada bireylere bizim inancımızdan gelen, dengeli ve huzurlu bir hayatı yaşamanın gerekleri olan değerlerimizi hatırlatmaya çalışıyor. Hemen herkesin her gün faiz hesabı yaptığı bir toplumda faizin haram olduğunu gündemde tutmaya çalışıyor. Bu kurumların daha ideal noktaya gelebilmeleri varlık nedenlerine sadakatleri kadar, toplumun da kendisini kontrol altında tutmasına bağlıdır. Biz toplum olarak önyargılara ve kolaycılığa kaçmaya yatkın bir milletiz. Hepimize düşen önemli görevler var. Sadece kendimizi ve bugünü iyileştirmek adına değil, geleceğe ve bütün dünyaya daha insani mekanizmalar armağan edebilmek adına hepimiz sorumluyuz.

FAİZSİZ EKONOMİ ZENGİNLİĞİN TOPLUMA YAYILMASINI HEDEFLER

Katılım bankacılığının temelinde ne var? Ne tür bir duyarlılık arayışının sonucudur?

Kuşkusuz faizin İslam inancında yasak oluşu bu sistemin ortaya çıkmasındaki en önemli nedendir. Paradan para kazanmak olan faizin ve türevlerinin toplum hayatında ciddi hasarları vardır. Servet aktarımına neden olması, insanları tembelliğe teşvik etmesi, bütün riski müteşebbisin sırtında

bırakması, kriz dönemlerinde şirketlerin batmasına neden olması, sermayeyi birkaç güçlü firma elinde güç haline getiren bir mekanizma olması bunlardan bazılarıdır.

Katılım bankalarının özünde bir ticaret veya yatırım faaliyetinin olması söz konusudur. Nakit kredi sitemi yoktur. Toplanan tasarruflar reel ekonomik faaliyetlerde değerlendirilir ve riskin ve kazancın bütün taraflarca paylaşılması söz konusudur.“Müslümanlar ancak kardeştir” prensibinin iktisadi alandaki yansıması iş ortaklıklarıdır. Kapitalist sistemde servet dağılımı açısından sınırlı sayıda zengin, geniş bir orta ve alt tabaka söz konusudur. Faizsiz ekonomi modelinde ise toplumun genelinin müteşebbis olması ve zenginliğin toplumun geneline yayılması hedeflenmektedir. İslam inancında adaletin egemen olması en önemli mekanizmalardan biridir.

KAR PAYI-FAİZ İKİLEMİ

Katılım bankalarının kar payı oranlarının klasik bankaların faiz oranlarına yakın seyretmesi nasıl anlaşılmalı?

Rakamlara aşırı odaklanıyoruz. Salt rakamlardan hareket edip neticeler çıkarmak kapitalist sistemin yaklaşımıdır. Bizim kültürümüz ve kazanç anlayışımız ise neyin nasıl yapıldığı, kazancın nasıl elde edildiği ve nerede kullanıldığı üzerinde durmaktır. Piyasada birbirine yakın kazanç elde eden birçok

sektör var. Aynı piyasada faaliyet gösteren ve aynı ekonomik şartlardan etkilenen, rekabet şartlarının kazançları kontrol altında tuttuğu bir piyasada kazançların az çok benzeşmesi kaçınılmaz. Bunun asıl nedeni katılım bankalarının faaliyetlerinin yüzde doksanının murabaha yahut da kurumsal finansman

desteği denilen, bir malın peşin alınıp vadeli satılmasıdır. Bu uygulama piyasa şartları içinde düşük ama istikrarlı bir kazanç elde etme yöntemidir. Katılım bankalarının mal ve hizmet satışlarında uyguladıkları kar payı oranları piyasa şartlarının sıkı baskısı altındadır. Kar zarar projelerine ağırlık verilmesi halinde katılım bankalarının müşterilerine çok daha yüksek oranda kar payı dağıtmalarının önü açılacaktır. Buna rağmen katılım bankalarının kazanç elde etme yöntemleri hem şekil hem de öz bakımından klasik bankalardan tamamen farklıdır.

KAMU KATILIM BANKALARI GELİYOR

Katılım bankalarının ülkemizdeki pazar payı hakkında ne düşünüyorsunuz?

Gerek fon toplama gerekse fon kullandırma bakımından katılım bankalarının bankacılık sektörü içindeki payı yüzde beş civarındadır. Ülkemizde yaklaşık otuz yıllık bir geçmişi olan bir sektör için bu oran oldukça düşüktür. Sektör uzun yıllar alt yapı, mevzuat, yetişmiş kadro temini vb. sorunlarla

mücadele etti. Şube sayılarının ve tanıtım faaliyetlerinin yetersizliği de eklenince müşterilerin bu kurumlara, kurumların da müşterilere ulaşımında engeller oluştu. Gelir dağılımı açısından da ülkemizde son yıllara kadar sermayenin ve servetin çok daha dar bir sınıfın elinde olduğu da dikkate

alınmalı. Bugün kurumların şube sayıları, iletişim ve tanıtım imkanları arttıkça piyasa paylarının da buna paralele olarak geçmişe göre daha hızlı artacağını bekliyorum. Dünyada da seyir bu yönde. Sadece İslam ülkelerinde değil, Batılı birçok ülkede de bu sistem ilgi görüyor. Bunun nedeni sistemin

krizlere karşı daha dayanıklı ve kapitalist sistemin keskinliklerini törpüleyici yönlerinin bulunduğunun teyit ve kabul edilmesidir. Sistemin fon kullandırma yöntemleri hem banka için hem de fon kullanan taraflar için daha emniyetlidir ve bu sayede katılım bankalarının alacaklarını tahsilat imkanları daha fazladır.

Önümüzdeki süreçte katılım bankacılığı sektörüne kamu katılım bankalarının da dahil olacağı dikkate alınırsa, sektörün payının bir kaç yıl içinde yüzde onlara yükseleceğini tahmin ediyorum.