Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Kariyer Yolculuğunda Yanınıza Almanız Gerekenler / Türkkariyer Yönetim Kurulu Başkanı İlham Süheyl Aygül

Bu Yazıyı Paylaşın:
Kariyer Yolculuğunda Yanınıza Almanız Gerekenler / Türkkariyer Yönetim Kurulu Başkanı İlham Süheyl Aygül

İnsanı kariyer yapmaya iten sebepler nelerdir? Bu itici sebepler insanın var olmasını nasıl etkiliyor. Elde edilen kariyer, para, statü vb. insanoğlunu tam anlamıyla tatmin ediyor mu?

Kariyerin beş ayrı boyutu vardır. Bunlar; Para kazanmak, Statü sahibi olmak, Fark yaratmak, Tutkularınızı gerçekleştirmek ve Yeteneklerinizi kullanmakla ilgilidir.

İlk üçü “sahip olmak” diğer ikisi “var olmak” ile ilgilidir. Sahip olmak durumu hiçbir zaman kişinin kendisi değildir. Bu biçimiyle hayatın her aşamasında kaybetme olasılığını içinde barındıran bir durumdur. Bu seçeneği tercih ederseniz yanılsama içinde yaşayan bir varlığa dönüşürsünüz. Rolünü oynadığınız sanal kişiyi başarılı olabildiğiniz kadar dış dünyaya iletirsiniz. Aslında farkında olmadan kendiniz değil, maskeli bir balonun oyuncususunuzdur artık. Oysa ki mevcut olmak ve var olmak arasındaki fark uçurumdan az değildir.

Kariyer hayatında başarıyı etkileyen başlıca faktörler nelerdir? Kariyer hayatında karşılaşılma ihtimali olan engeller nelerdir. Motivasyonu kaybetmemek için neler önerirsiniz?

Her şeyin başında kendinizle içsel bağlantı kurarak güçlü yönlerinizi, değerlerinizi ve ne istediğinizi belirleyip bunlarla bağlantılı bir hedef oluşturmanız gerekir. Sadece kabuk değerlerle, güçlü yönlerinizi kullanmadan ve tutkularınız olmadan yola çıkarsanız hedefi vurduğunuzda onu boş eller ve boş kalplerle karşılamak durumunda kalırsınız.

Mesleğinden memnun olan insanların oranı düşük, bunun nedenleri nelerdir?

Yaptığınız işi severseniz mutlu, sevdiğiniz işi yaparsanız özgür olursunuz.

Sevdiğiniz işi yaparsanız hayatta bir dakika bile çalışmış sayılmazsınız.

Hayat size jonglör gibi çevireceğiniz beş top verir. Dördü kristaldir. Biri lastik. Kristal olanlar siz, sağlığınız, aileniz ve dostlarınızdır. Lastik top ise işinizdir. Ve onu kaybetmek asla hayatın sonu değildir. Düşse de lastik olduğu için tekrar zıplatabilirsiniz. Diğerleri düşerse kırılabilir. Asıl olan tutkularınızın ve güçlü yönlerinizin kesişme kümesinde yer alan mavi alevinizi bulmanız, mavi aleviniz yani kişisel misyonunuzu ortaya çıkardıktan sonra da hedefinizi somut bir şekilde koyup kararlı bir şekilde yol almanızdır. Tutkularınızın ardından giderken sınırsız enerji duyarsınız, güçlü yönlerinizde yolunuzu kısaltan güçlü manivelalardır.

Günümüzde diploma önemli olmakla birlikte kişinin sosyal ilişkilerdeki başarısı da göz önünde bulundurulmaya başladı. Tek başına diploma yetersizleşiyor mu? Bu bağlamda iş alımlarında değerlendirdiğiniz “karakter, yetenek ve kişinin enerjisi” faktörlerini açıklayabilir misiniz? Bunlardan hangisi en önemli, hangisi olmazsa olmaz?

On yıl içinde aldığınız diplomanın ardındaki bilginin bir hükmü kalmıyor. Güzel bir anekdot var.

Bir gün Einstein, yüksek lisans öğrencilerinin sınavını yönetirken asistanı telaşla yanına yaklaşmış ve “Sayın profesör bir sorunumuz var.” demiş. Einstein “Nedir?” diye sormuş. Asistan sesini alçaltarak “Sorularımız geçen yılın aynısı.”

“Hayır” demiş ünlü bilim adamı, “Sorular aynı ama doğru cevaplar değişti.”

Karakter bu işin olmazsa olmazıdır. Karakter olumsuz, yetenek ve enerji çok olumlu bile olsa bırakın değer katmayı, şirketinizin başınıza büyük iş de açabilir.

Kariyerlerinde zirveye çıkmak isteyenlere neler önerirsiniz? Başkalarının tecrübelerini incelemiş biri olarak neler söylemek istersiniz?

Harika kariyer, aslında ne tür iş yaparsanız yapın sadece sizin yaratabileceğiniz bir şeydir. Birçok kişinin kendi kendine harika bir kariyer yaratamamasının nedeni, boşu boşuna onun ayağına gelmesini beklemesi veya başkaları tarafından verilmesini umut etmesidir.

Kariyer yolculuğunda sadece güçlü yönlerinizle yola çıkarsanız bu sizi makine yapar. Sadece tutkularınızı öne çıkarırsanız bu sizi insanlıktan çıkarır. Sadece vicdanınızla yola çıkarsanız bu da sizi yol bayınca naif bırakır.

İçinizdeki yetenek, tutku ve vicdanınızın bileşimi sizi harika kariyere taşır.

Buraya kadar olan kısım sizinle ilgilidir. Peki, kariyerimizin gerçekten harika olup olmadığını, gerçekten var olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Bir de karşı tarafta “yarattığınız fark” yani diğer insanlara “kattığınız değer” kısmı vardır.

Koltuğundan güç alan değil, oturduğu koltuğa güç katan ve bu gücü insanların gelişmesi için paylaşıp değer katan biri olmanız da bir o kadar önemlidir. Koltuk gidince ışığı sönen, yaldızları dökülen yüzlerce “C level (üst düzey)” kaybolup giden yüzlerce yönetici tanıma fırsatım oldu. Oysa ki kalplere dokunan, insanları organizasyonel amaç dışında gelişimine katkı sağlayan yöneticiler koltukları olmasa da dışarıda etkilerini ve ışıklarını yaymaya, ilham vermeye devam ediyorlar...

İki tarafta da başarılı olursanız sadece kendi özel tarihinize değil insanların kalbine de unutulmaz olarak kazınırsınız. Harika kariyere ulaşmak gerçek anlamda budur.

Bilgi ve enformasyon çağında yaşıyor olmamız iş imkânlarını ve kariyer sahiplerinin tercihlerini nasıl etkiliyor?

Dev bir teknoloji otobanında, bilgi bombardımanı altında ilerliyoruz şüphesiz. Kendinizi tanımazsanız anlatamazsınız. Böyle olunca da bir çok HR değerlendirmecisi sosyal medya hesaplarınıza erişip sizi tanımaya çalışabiliyor.

Bugün işe alım kanallarına baktığımızda, yapılan araştırmalar en iyi adayların % 39’unun çalışan referanslarından, % 19’unun danışman firmalardan, % 16’sının on-line iş başvurularından, % 13’ünün sosyal network sitelerinden, % 10’unun şirketlerin kurumsal sitelerinden başvuru ve % 3 diğer şekillerde ulaşılabildiğini işaret ediyor.

Görünen o ki konu insan olduğunda iyi tanımak çok daha ön plana çıkabiliyor.

Günümüzde Türkiye’de her alanda yetişmiş kariyer yapmış insan sayısı yeterli mi? İş dünyası aradığı özelliklerdeki insanları rahatlıkla bulabiliyor mu?

Yetenek konusunda arz ile talep arasındaki uyumsuzluk her daim süre gelmiştir. Yeteneğin bedeli arz ve talebe dayanır, ustalığa değil. Dünyanın en akıllı stratejileri, en gelişmiş teknolojileri, bunları uygulamaya koyacak yeteneğiniz yoksa anlamsızdır. Yetenek avlamak da yeteneği yönetmek de aslında hiç kolay değildir.

Yetenek avcılığında en önemli nokta, karakterin yeteneğin üzerinde yükseldiği gerçeğidir. Önemli olan elbise değil, kumaşın kalitesidir. “Karakteri işe alıp yeteneği eğitmek” işin çözüm noktasıdır.

Bugün birçok istemci kurumun ortak yanılgısı ne karakter ne de yeteneğin peşinde olmasıdır! Maalesef herkes iş tanımına uygun profilin peşinde. Oysa asıl olan, karakter ve onun üzerine inşa edilecek yetenektir. İstemci firmalar genelde söz konusu yeteneğin geliştirilmesi için gereken zaman ve maliyeti düşünerek hareket etmektedir. Bilinmesi gereken, karakter hiçbir şekilde öğretilebilir değildir.

Karakteri düzgün adayların mevcut yetenekleri ile pozisyonun gerektirdiği özellikler arasındaki farkın giderilebilir olup olmadığı (teachable fit) kritik önem taşır.

Yetenek avında yanlış kişiyi işe almaktansa elli kişiyle mülakat yapıp hiçbirini işe almamak daha iyidir.