Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

II. Abdülhamid Dönemi Göç Hareketleri ve Yansımaları / Dr. Uğur Bozkurt

Bu Yazıyı Paylaşın:
II. Abdülhamid Dönemi Göç Hareketleri ve Yansımaları / Dr. Uğur Bozkurt

O dönemin, göçlerle ilişkili olması bakımından, uluslararası arenada o topraklardaki ülkesel çıkarlar ve siyasetleri açısından genel bir değerlendirmesini alabilir miyiz?

Dönem itibariyle göç hareketleri yoğun olarak Rusya ve Osmanlı Devleti topraklarında meydana geldi. Bundan dolayı kayıp ya da çıkar bağlamında her iki devleti değerlendirmek doğru bir yaklaşım olacaktır. Rusya özelinde göç hareketlerini değerlendirdiğimizde nitelikli nüfusunu kaybetmek istemediğini söyleyebiliriz. Dış göçlerin oldukça fazla olduğu bu dönemde, özellikle Kafkasya bölgesindeki meskûn ahali Osmanlı Devleti’ne göç etti. Topraklarındaki göçmenleri kontrol etmeye çalışan Osmanlı Devleti ise nüfusu nitelik bakımından değerlendirme imkânına pek sahip olamadı. Ancak Müslüman göçmenleri güvenlik gerekçesiyle sınır bölgelerine iskân ettirmeye çalıştı. Rusya göç sürecine pragmatist yaklaşmasına karşın Osmanlı Devleti krizi yönetme ve güvenlik endişelerini ortadan kaldırmaya yönelik girişimlerde bulundu. Ayrıca İngiltere’nin de Kafkasya üzerinde siyasi çıkarları söz konusuydu. Bundan dolayı bölgedeki nüfus hareketlerini yakından takip eden İngiltere, bölgede söz sahibi olacak devletin çıkarlarını koruması açısından siyaset yürütmeye çalışmaktaydı.

II. Abdülhamid döneminde 1876-1909 tarihlerinde, niçin göçmen iskânına ihtiyaç duyulmuştu? Bu çerçevede dönemin idaresinin göçmenleri iskân etmede uyguladığı politikalar genel anlamda nasıl değerlendirilebilir?

II. Abdülhamid dönemi (1876-1909) göç hareketlerinin yoğun yaşandığı bir dönemdi. Bu dönemde meydana gelen 93 Harbi (1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı) hem Balkan hem de Kafkasya’da bulunan birçok kişinin Osmanlı topraklarına göç etmesine neden oldu. Aynı zamanda siyasi çıkarları göz önünde bulunduran devletler göçmenlerin iskânıyla toplum mühendisliği yapmaya çalıştılar. Dağınık vaziyette bulunan göçmenlerin iskânı toplumsal düzenin sağlanmasında ve ekonomik faaliyetlerin istikrarı açısından önemliydi. Bunun farkında olan Osmanlı Devleti, göçmenleri niteliklerine göre iskân ettirmeye çalıştı. Savaşın ve nüfus hareketlerinin yoğun yaşandığı dönemlerde göçmenleri niteliklerine göre iskân ettirmek pek mümkün olmadı. Fakat daha sonraki dönemlerde göç politikaları sağlıklı bir şekilde yürütüldü. Ekonomik kaygılarla göçmenler özellikle demiryolu hatlarının geçtiği yerlere ve tarım faaliyetlerine uygun arazilere iskân ettirildi. Ayrıca göçmenler güvenlik gerekçesiyle sınır hatlarında bulunan bölgelere yerleştirildi. Amaç, olası bir dış saldırıya karşı tampon bölge oluşturmak ve merkezî otoriteye sınır hatlarına kadar ulaştırmaktı.

Osmanlı topraklarına göç eden göçmenlere yapılan uygulamalarda farklılıklar olduğu söylenebilir mi? Neye göre ve hangi kriterler uygulanmış olabilir? Kısacası Osmanlı iskân politikasında ne tür parametreler rol oynamıştı?

Osmanlı topraklarına göç edenlere yapılan uygulamalarda farklılık olduğunu söylemek mümkün. Farklı uygulamaların olması zaman ve mekâna bağlı olmakla beraber göçmenlerin nitelikleri de uygulamalarda değişkenliklerin yaşanmasına neden oldu. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum, göç hareketlerinin yoğun yaşandığı dönemlerde bireysel ya da kitlesel olarak göçmenlerin sosyal durumlarını iyi hale getirmek pek mümkün olmadı. Savaş gibi olağanüstü süreçler atlatıldıktan sonra ise göçmenlerin özellikleri dikkate alınarak daha sağlıklı uygulamalar yapıldı. Örnek vermek gerekirse, Çerkez göçmenler güvenliğin sağlanması açısından iskân ve istihdam edildiler. Tarım ve hayvancılıkta tecrübe sahibi olan Tatarlar, uygun arazilere iskân ettirildi. Bosnalı göçmenlerin iskân, iaşe ve ulaşımlarına daha çok dikkat edildiği ve yardımların daha çok yapıldığı söylenebilir. Bunun sebebi de Osmanlı hanedanının Bosna’yı kendilerine yakın görmeleri ya da idarecilerin Balkan kökenli olmalarına bağlanabilir. Özellikle Adalardan gelen göçmenlerin tecrübelerinden faydalanmak amacıyla denize kıyısı olan bölgelere iskân ettirildikleri anlaşılmaktadır. Gayrimüslim unsurların sınıra yakın bölgelere iskân edilmeleri sakıncalı görülmekle beraber kendilerine yapılan yardımların mensup oldukları cemaat ya da cemiyetlerden karşılandığı söylenebilir. Diğer göçmenlere yapılan yardımlar genellikle idarecilerin kontrolü altında yapılmaktaydı.

O dönemin göçmenlerinin ne tür imtiyaz ya da sorumlulukları vardı?

II. Abdülhamid dönemi göçmenlerine vergi ve askerlikten belli süreler için muafiyet sağlandı. Ortalama iki yıl olan bu muafiyetlerin sebebi göçmenlerin meskûn hale gelmeleri ve ekonomik faaliyetlerde bulunmalarını sağlamaktı. Ayrıca kredi temini noktasında göçmenlere ayrıcalıklar tanındı. Göçmenler muafiyet süreleri sonunda mükellef oldukları vergi ya da askerlik görevlerini yerine getirmek zorundaydılar. Fakat vergi vermemeye alışan ya da meskûn olduğu bölgeyi terk ederek göç eden kişilerden vergi tahsil etmek pek kolay olmadı. Aynı zamanda göçmenlere sağlanan ayrıcalıklar ve bölgesel olarak değişen vergi miktarları bazı meskûn halkı göç etmeye teşvik etti. İmtiyazlı olan göçmenlerin bu durumu suiistimal ettikleri münferit birkaç olay görülmekle birlikte genellikle göçmenler sorumluluklarını yerine getirdiler. Fakat imtiyazlı olan göçmenler meskûn ahaliyi rahatsız etmekteydi. Bunun temel sebebi belli; bedel ödeyerek arazi sahibi olan ya da topraktan tasarruf elde etmek için vergi ödeyen meskûn ahaliye karşın göçmenler ayrıcalıklı konumda bulunmaktaydı.

Bu göç hareketlerinin o dönemin ekonomisine fayda ya da zararlarına dair neler söylenebilir? Bu etkilerin içini dolduran nedenlere dair neler söylenebilir?

Ekonomisinin büyük bölümü tarım ve hayvancılığa dayalı olan Osmanlı Devleti, göçmenleri meskûn hale getirerek tarım yapılmayan arazi sayısını azaltmayı başardı. Aynı zamanda göçmenlerin getirdikleri tecrübeler ekonomik faaliyetlerin gelişimini sağladı. Örnek vermek gerekirse Hırvatlar ve Karadağlıların kömür madenciliğinde tecrübe sahibi oldukları ve tecrübelerini Osmanlı kömür madenlerine taşıdıkları söylenmektedir. Ayrıca Kafkas göçmenlerinin at arabasıyla tarımsal faaliyetlerde bulundukları ve ellerindeki ürünleri iç pazarda sattıkları söylenebilir. Demiryollarının gelişmesiyle limanlara sevkiyatların yapılması ve göçmenlerin ulaşım ve nakliyat konusundaki tecrübeleri büyük liman şehirlerinin oluşmasına katkı sağladı. Bu şekilde ekonomik faaliyetlerin artmasında göç hareketlerinin faydasının olduğunu söylemek mümkün. Ancak sanayi sektöründe iyi bir gelişim sağlandığını söyleyemiyoruz. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’ndeki tecrübeli nüfusun göç etmesi, ekonomik çeşitliliğin azalması ve yok olmasına neden oldu. Zanaat erbabı gayrimüslim unsurların göç etmesi ekonomik olarak sıkıntı yaşanmasına neden oldu. Özellikle Rum ve Ermenilerin yoğun bir şekilde göç ettiği bu dönemde değerli maden ve marangozluk faaliyetlerinin olumsuz yönde etkilendiğini söyleyebiliriz.