Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

İdeal Kilo ve Vücut Kitle Endeksi Gavur İcadıdır / Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Bu Yazıyı Paylaşın:
İdeal Kilo ve Vücut Kitle Endeksi Gavur İcadıdır / Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta

Sağlıklı beslenmek, yeterince hareketli olmak ve sigara-alkol kullanmamak şartıyla insanların kilolarının önemli olmadığına inanıyorum. Nasıl herkesin boyu farklı ise ve bunun sağlıklı olmakla bir alâkası yoksa aynı durum kilo için de geçerlidir. Mesela, “normal boy 1.70” diye, boyu 2 metre olan birini 30 santim kısaltmaya çabalamak veya boyu 155 olanı 15 santim uzatmaya çalışmak ne kadar akıl ve mantık dışı ise insanların kilolarıyla “oynamak” da bundan farklı bir şey değildir.

İnsanların kiloları veya vücut kitle endekslerinin “ideal” olması hiçbir şekilde onların sağlıklı ve uzun yaşayacaklarının kriteri olamaz!

Bence, insanların boyları gibi kiloları da genetik kontrol altındadır ve dolayısıyla da belirli şartları yerine getirmek kaydıyla kilolarla oynanmaması gerekir.

Tam aksine, insanlara sağlıklı olmaları için illâ “3 kilo vereceksin” veya “Vücut kitle endeksini 27’den 25’in altına indireceksin.” diye baskı yapmak onlara zarar vermekten başka bir işe yaramaz.

Eğer yetişkin bir insan sağlıklı besleniyorsa, yeterince hareketli ise ve sigara alkol kullanmıyorsa kilosu 50 de olsa 100 de olsa fark etmez.

Bunlardan Hangisi Daha Sağlıklı ve Daha Uzun Yaşar?

Aynı yaşta, aynı cinste ve aynı boyda ve ‘hiçbir hastalığı olmayan’ beş insandan biri 45 kilo yani ‘zayıf’, biri 60 kilo yani ‘normal’, biri 75 kilo yani ‘fazla kilolu’, biri 100 kilo yani ‘obez’ ve diğeri de 130 kilo yani ‘aşırı obez’ olsun. Bunlardan hangisi daha sağlıklıdır ve daha uzun yaşar diye sorsam ne cevap verirsiniz bilemiyorum ama benim cevabım şudur: Bu beş kişiden sağlıklı beslenen, her gün en az 1 saat düzenli egzersiz yapan, sigara-alkol kullanmayan, her gece 7-8 saat uyuyan ve olur olmaz şeyleri kendine dert edinmeyen kimse, işte en sağlıklı olan da en uzun yaşayacak olan da o’dur.

Sağlıklı olmayı ve uzun yaşamayı ne kilo ve ne de vücut kitle endeksi belirler. Burada bunların kilolarını etkileyecek herhangi bir hastalıklarının olmaması şartını unutmamak gerekir. Şunu demek istiyorum ki bir insanda herhangi bir hormon veya metabolizma bozukluğu yoksa kilosunun 45 veya 130 olması onun yaşama süresini belirlemez. 45 kilo olan birine 15 kilo aldırarak veya 130 kilo olan birine 70 kilo verdirerek onları daha sağlıklı yapamazsınız; aksine sağlıklarını allak bullak edersiniz.

Ancak…

Bu kişiler hormonal veya metabolik bir rahatsızlıktan dolayı bu kilolarda iseler elbette o rahatsızlığın giderilmesi gerekir. O bozukluğun ortadan kaldırılması onları ‘olması gereken kilolarına’ getirecektir; bu olması gereken kilonun ‘ideal kilo’ ile hiçbir alâkası olmadığını sanırım artık anladınız.

Zaten farkındaysanız bir bozukluğun düzeltilmesinden bahsettim; kilolarının ideale getirilmesinden değil!

Sağlıklı Beslenme Nedir?

Buraya kadar geldiyseniz ve söylediklerim aklınıza yattıysa gelin şimdi de ‘sağlıklı beslenme’ mefhumunun ne olduğuna bakalım:

BİR: Rafine şeker ve un ile bunlardan yapılan hiçbir şeyi yememek

İKİ: Her gün meyve yemek ama aşırıya kaçmamak

ÜÇ: Her gün mevsimin organik sebze ve salatalarından yemek.

DÖRT: Haftada bir veya iki gün taze balık yemek

BEŞ: Özgür hayvanların ürünlerini (süt, yoğurt, yağ, yumurta, et) tüketmek

ALTI: Yeteri kadar sıvı almak (ölçü: idrarın açık sarı olmasıdır)

YEDİ: Tereyağ ve zeytinyağından şaşmamak

SEKİZ: Yenebilenleri çiğ yemek, yenmeyenleri haşlama veya buğulama ile pişirmek.

DOKUZ: Yağda kızartma, mangal, tütsülemeden uzak durmak

ON: Günde sadece 2 öğün yemek; aralarda sadece bazen bir avucu geçmeyen badem, ceviz, fındık karışımı veya meyve kurusu-pestil yemek.

Yeterince hareketli olmak demek de günde 10 bin adım atmak veya bir saat süreyle yorulmayacak derecede ve düz yolda yürümek veya yüzmektir.

Netice

Bu yazımı okuyanların büyük çoğunluğunun “huysuz ve tatlı” kişiler olduğuna eminim. Bunların birkaç fazla kilo veya endeksteki bir iki fazla puan için dertlenmelerine, o diyetisyen senin bu diyetisyen benim gezmelerine, geceleri uykularının kaçmasına inanın ki ben de çok üzülüyorum. Ve bu yüzden ne yediğimi ne içtiğimi ve ne de yazdığımı biliyorum.

Fazla Kilolu Olanlar Daha Uzun Yaşıyor

“Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, sigara-alkol kullanmamak, yeterince uyumak şartıyla kiloya kafayı takmamak gerekir. Herkesin kilosu kendine özeldir. Hatta birazcık fazla kilolu olmak daha sağlıklı olmak daha uzun yaşamak demektir.”

Bu sözlerime herkesten itiraz geldi.

Beni bilenler boş yere konuşmadığımı iyi bilirler; söylediğim her iddialı sözün mutlaka bilimsel delili de vardır. Yukarıdaki sözlerim de elbette her zaman da belirttiğim gibi hem mantığa uygun olan ve hem de bilimsel araştırmalarla ispat edilmiş olan ifadelerdi.

Amerikalı arkadaşlar benim ne kadar haklı olduğumu gösteren yeni “bilimsel deliller” ortaya koymak için de hemen bir araştırma yapmışlar ve JAMA isimli tıp dergisinde de yayınlamışlar (1).

Çalışma, normal kiloda, fazla kilolu ve obez (şişman) olanların ölüm oranlarını belirlemek amacıyla gerçekleştiriliyor. Bunun için de bilimsel dergilerde yayınlanmış 7 bin 34 makale taranıyor ve bunların 99’u uygun bulunuyor.

Değerlendirme 2 milyon 880 bin kişi ve 270 bin ölüm olayı üzerinde yapılıyor. Bu kişiler vücut kitle endekslerine (VKE) göre, VKE 25’in altında ise normal kilolu, 25-30 arasında ise fazla kilolu ve 30’dan fazla ise obez olarak sınıflandırılıyor. Obezler de VKE 30-35 arasında ise 1. derece, 35’ den yüksek ise 2. ve 3. derece olarak gruplandırılıyor.

Sonuçta, 2. ve 3. derece obez olanların tüm sebeplere bağlı ölüm oranlarının normal kilolulardan fazla olduğu ama “1. derece obezlerde ölüm oranlarının yüksek olmadığı ve fazla kilolularda ölüm oranlarının normal kilolulara göre istatiksel olarak anlamlı olarak düşük olduğu” belirleniyor. Bu yeni bir keşif değil (2).

Rafine şeker ve undan yapılmış besinleri yemiyor, meyveleri fazla kaçırmıyor ve günde en az yarım saat de yürüyorsanız sağlıklısınız demektir.

Birazcık kilolu olmak bu araştırmanın da ortaya koyduğu gibi “normal kilolulara göre daha uzun yaşamanın” da anahtarıdır.

Fakat kilosu normal olan birinin “Benim kilom normal, daha uzun yaşamak için 5-6 kilo almam gerekiyor.” diye düşünmesi de tamamen yanlıştır.

Ayrıca 5-6 kilo alacağım derken ipin ucunu kaçırıp ileri obezite derecelerine doğru kayma riski de vardır.

Yağ Kötü Bir Şey Değil

Bu araştırmanın da gösterdiği gibi vücudun “biraz” yağlı olması o kadar da kötü bir şey değil. Asıl mühim olan, yağın vücudun neresinde toplandığıdır. Tehlikeli olan “göbek çevresindeki yağ”dır; bu kişiler ensülin direnci, diyabet, tansiyon ve kalp hastalıkları riski altındadır. Bacak ve kalçalardaki yağ tehlikeli değildir ve bir dereceye kadar ekstra yağa da ekstra kas eşlik eder ki bu da harika bir şeydir. Yağın bazılarında koruyucu olduğunu iddia eden uzmanlar bile vardır ama bu tartışmalı bir mevzudur.

65 yaş ve üzerinde olanlarda ileri derecede obezitede bile ölüm oranının yüksek olmadığı tespit edilmiştir. Yaşlandıkça biraz yağlı olmak hiç de fena bir şey olmadığı gibi biraz fazla yağlı olanlar kalp, diyabet, böbrek ve başka bir kronik hastalığa sahip olsalar bile daha uzun yaşarlar.

Obezite Paradoksu

Bu durum tıpta “obezite paradoksu” olarak bilinir; yani bir miktar fazla kilolu insanların ölüm ihtimalleri daha azdır.

Aynı şekilde cerrahi bir müdahale yapılan veya yoğun bakımda yatan hastalar içinde de biraz kilolu olanların yaşama şansları daha fazladır.

Obezite paradoksunun kesin sebebi belli değildir; bir teoriye göre bu durum fazla kiloların bu kişilere uygun şekilde beslenemedikleri zaman kullanılmak üzere metabolik rezerv sağlamalarındandır.

Netice

BİR: Balıketinde olanlara sesleniyorum: Sağlıklı beslenmek ve hareketli olmak kaydıyla birazcık fazla kilolu olmak daha sağlıklı olmak demektir; bu kişilerde erken ölüm ihtimali daha düşüktür. Kilonuzu muhafaza edin.

İKİ: Şişman olanlara sesleniyorum: Orta ve ileri derecede obez olmak, yağın da özellikle göbek çevresinde olması ise tam aksine ölüm riskini artırır. Obeziteden ve göbekten kurtulmaya bakın.

ÜÇ: Zayıflara sesleniyorum: Zayıf olmak sağlıklı olmak demek değildir. Adam gibi beslenin.

DÖRT: Herkese sesleniyorum: Herkesin kilosu kendine özeldir; ideal kilo diye herkese uyan sağlıklı bir kilo yoktur. Yazılarımı okuyun, keyfinize bakın.

Terazilerinizi Çöpe Atın

Son senelerde adeta salgın şeklinde yayılan obezitenin başta diyabet, kalp krizi, hipertansiyon, felç olmak üzere pek çok hastalık için risk faktörü olduğu kabul edilir. Bununla beraber, bazı kronik hastalıklara sahip olup da fazla kilolu veya obez olanların normal kiloda veya zayıf olanlara göre daha uzun yaşadıkları da bir gerçektir.

Bugün “Obezite paradoksu” adıyla bilinen bu çelişkili durumun ilk farkına varan Edmund Lowrie oldu. Lowrie, 1999’da böbrek yetersizliği sebebiyle diyaliz uygulanan hastalardan zayıf olanların kilolu olanlara göre daha kısa yaşadıklarını tespit etti. Bu çelişkinin kalp yetersizliği olan hastalarda da bulunduğunu belirleyen Carl Lavie araştırmasını yayınlatmak için bir seneden fazla zaman harcadı. Başvurduğu dergilerin editörleri ‘klasik bilgiyle taban tabana zıt’ olan bu sonucun çalışmadaki hatalardan kaynaklandığı düşüncesiyle yazıyı yayınlamak istemediler.

Obezite paradoksu daha sonra başta kalp yetersizliği, koroner damar hastalığı, beyin kanaması, hipertansiyon, felç olmak üzere birçok hastalıkta tespit edildi.

Kalp yetersizliği olanlarda yapılan araştırmaların hiçbiri, obezitenin hastalığın prognozunu kötüleştirdiğini göstermedi.

2007’de yayınlanan ve 11 bin Kanadalının on seneden fazla bir süre takip edildiği bir araştırmada da fazla kilolu olanlarda herhangi bir sebepten ölüm ihtimalinin düşük olduğu sonucuna varıldı.

Diyabet ve Zatürrede de Obezite Paradoksu Var

40 yaş üzerindeki 27 bin kişinin takip edildiği bir çalışmada 2 bin 600 kişide diyabet geliştiği ve teşhis konduğu sırada bunların yüzde 12’sinin normal kiloda olduğu belirlendi.

Yaş, kan basıncı, yüksek kolesterol ve sigara içilmesi gibi risk faktörleri dışlandığında zayıf kişilerin ölüm oranlarının fazla kilolulara göre 2 misli fazla olduğu bulundu.

Kanada’da hastaneye yatırılarak tedavi edilen bin hasta üzerinde yapılan çalışmada mortalite (ölüm oranı) normal kiloda olanlarda yüzde 10, obezlerde ise yüzde 4 olarak bulundu.

Bu, obez olmanın ölüm riskini yüzde 54 oranında azalttığı manasına geliyor.

Ağır astım krizinde de obezlerin daha şanslı oldukları biliniyor.

Obezite Paradoksu Nasıl Açıklanabilir?

Obezite paradoksuna, “vücut kitle endeksinin” (VKE) vücuttaki gerçek yağı göstermediği gerekçesiyle itiraz edilir ama vücuttaki yağı “yağsız vücut kitlesi endeksi (LME)” gibi başka parametrelerle değerlendiren araştırmalarda da obezite paradoksunun varlığı gösterildi.

Koroner damar hastalığı olanlarda düşük LME’li yani vücutları daha az yağlı ve zayıf olanların 3 sene sonraki mortalitesi yüzde 15, vücutlarında daha fazla yağ bulunan yani yüksek LME’li olanların ise sadece yüzde 2,2 olarak bulundu.

Vücutları daha yağlı olan bu hastalar daha uzun yaşamaları yanında, bunlarda HDL düşüklüğü, LDL ve CRP yüksekliği gibi kalp damar hastalıkları riskinin yüksekliğini gösteren değerlerin de kötü olması çok dikkat çekiyor.

Obezite paradoksunu açıklamak için çok farklı görüşler ileri sürülüyor:

BİR: Obez hastalar daha hastalıkları çok ilerlemeden teşhis ediliyor olabilirler.

İKİ: Obezler zayıf olan hastalara göre daha agresif tedavi ediliyor olabilirler ve bu da mortaliteyi azaltabilir.

ÜÇ: Yağlı doku koruyucu sitokin veya diğer hormonal ürünler salgılıyor olabilir.

DÖRT: Diyabet, kalp yetersizliği veya diğer kronik hastalığı olanları bu hastalıklara daha yatkın kılan ve bu hastalıklar geliştiğinde de onları daha büyük risk altına sokan genetik etkenler olabilir.

BEŞ: Uzun yaşamada vücut ağırlığı, vücut yağ miktarı ve dağılımı değil düzenli egzersiz-spor yapma gibi başka faktörler daha önemli olabilir.

Netice

Daha önce de kilonun da vücut kitle endeksinin de ‘hikâyeden tayyare’ olduğunu yazdım. Tıpkı kolesterol yüksekliğinin değil onun yükselmesine sebep olan faktörleri ortadan kaldırmanın önemli olması gibi uzun ve sağlıklı yaşamanın sırları da kiloda değil ‘doğru beslenme ve yeterli hareket’ yapmada saklıdır. Hepsinden önemlisi de kafayı fazla kilolara takmamaktır.

Sağlıklı ve uzun yaşamak istiyorsanız terazilerinizi çöpe atın!

KAYNAK:

1. http://jama.jamanetwork.com/article.aspx?articleid=1555137

2. http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/15840860