Horhor'da Bir Antikacı / Recep İslamoğlu
Bu işe ilk olarak nasıl başladınız, merak nereden geldi?
Ben işletme okudum, 1979 mezunuyum. Bu işin içerisinde gözümüzü açtık, bu işe girdiğimizde, o zamanlarda ticaret iyiydi, cazipti. Lisanımız da vardı. 1977 ‘de ben lisan öğrenmiştim. Tabi biz o zamanlar buraya geldiğimiz 1981 de, bizden başka lisan bilen yoktu. Diğer esnaflara bir yabancı müşteri geldiği zaman, benim bir misafirim veya müşterim varsa, aşağılardan bağırırlardı bana, “yabancı geldi, tercüman lazım” diye. Bu dükkanda 31 senemiz geçti.
İlk iş yeri burası mı?
Kuledibi‘nde bizim asıl yerimiz, Kuledibi bit pazarı diye tabir olunurdu. Belediyenindi o arsa, 1981 de orası yıkıldı, 12 Eylül olunca, belediye başkanlığına o zaman İsmail Hakkı Akansel Paşa getirildi, bütün belediye yerleri üzerindeki işgaliyeleri kaldırdılar. Tabi orası yıkılınca biz yer aramaya başladık, burası da bitmiş bir binaydı, yurt olarak yapılmıştı. Bizim burada oturan bir arkadaşımız vardı, bizim orada bir bina var bitmiş satıyorlar dedi. Bomboş bir handı burası, sonra yavaş yavaş doldu.
1981 de mülkünü 1150 liraya 650 lira peşinle aldık. Demek ki ben Kuledibi’ndeki dükkana, yarım dükkan parasına yakın bir para vermişim hava parası olarak.
Horhor biliniyor mu? Buranın da çok fazla tanıtımı yok galiba değil mi?
Yok ama ilgilisi, alakalısı burayı buluyor. Oteller de broşürlerimiz var. Meraklıları için otel çalışanlarını burası hakkında bilgilendiriyoruz.Yabancılar geliyor kolay buluyorlar. Bizim insanımız çok meraklı değil. Fatih‘te oturuyorum, antikacılar çarşısı diye bahsediyorum, bana orası nerede diyorlar. Kültürel alt yapısı olması gerekiyor, ekonomik düzeyin el vermesi gerekiyor.
Eski eşya ile antika arasında ne fark fardır?
Antika özelliği olan, taklit edilemeyen maldır. Her eski olan eşya antika değildir. Antikanın belli başlı kendine has özellikleri vardır. Fark sadece bu.
Peki ne kadar sürede oluyor? Yani belli bir süre mi geçmesi gerekiyor?
Antika eşyanın hemen hemen bir asrı devirmesi lazım. 100 seneyi geçmesi lazım antika sınıfına girebilmesi için ve özellikli olması lazım. Sanatsal bir özelliği olması lazım. Her eski eşya, yani burada sattıklarımızın hepsi antika değildir. Hemen hemen burada belki antika yok diyebilirim, bunlar eski eşya, antika eşya çok farklı tabi.
Birde bu ev dekorasyonunda antikaların kullanılmasını anlatır mısınız? İnsanlar ev dekorasyonu için mi kullanıyorlar genelde?
Genelde tabi kullanılan eşyalar da var, koleksiyon maksatlı eşyalar da var, antika eşyalarda. Yani bir çok şeyin koleksiyonunu yapan var, para koleksiyonu, pul koleksiyonu veya tesbih koleksiyonu, ağızlık koleksiyonu, fincan koleksiyonu vb.gibi… Tabi bunlar antika içerikli mallar genellikle koleksiyonu yapılan mallar.
Antika aynı zamanda yatırım amaçlı da düşünülüyor mu insanlar arasında?
Genellikle bunu yatırım maksatlı düşünen de var, mesela bir resim -belli imzası olan- yatırım maksatlıda düşünülüyor ve yatırım maksatlı çok fahiş bir fiyata alınmadığı müddetçe zarar etmez. Her zaman kârıyla satılabilir, hat ve resim gibi eserler.
Toplumun hangi kesimleri genelde meraklı bu antikaya?
Genellikle, kültürel bir alt yapısının olması lazım bu eşyanın meraklısı olması için. Kültürle alakalı, ekonomiyle alakalı parasal yönle alakalı, tabi antika merakı pahalı bir merak. Kültürü müsait olup erişemeyen insanlar da var. Hem kültürel alt yapısının hem de ekonomik durumunun uygun olması lazım.
Meraklılar, aldıkları antika değeri olan ürünleri, koleksiyon amaçlı mı yoksa yatırım amaçlı mı satın alıyorlar?
Antikaya meraklı olanlar, koleksiyonunu yapanlar, bir takım parçaları bazı yerlerde, özellikle sanat evlerinde sergilerler. Mesela hat sergisi, resim sergisi gibi, bunları zaman zaman sergiliyorlar. Fakat bazı özel ürünler vardır ki bunlar çok kıymetlidir, her zaman da alıcısı bulunabilir.
Anadolu antika açısından zengin mi?
Maalesef Anadolu’nun her yeri antika açısından zengin değil. Fakat İstanbul zengin. Kültürel yapısı olan bir şehir. İstanbul‘da olan antika hiçbir yerde yok. Büyük şehirlerde belki İzmir ‘de, yani eski, köklü kültürel yapısı Osmanlı’ya dayanan şehirlerde Konya gibi, Edirne gibi, İzmir gibi şehirlerde olabilir. Anadolu‘dan ancak ne çıkabilir derseniz? Mesela kilim çıkabilir, böyle metal türü olan ürünler mesela mangal gibi ürünler çıkabilir. O da çok seçkin bir ailenin elinden çıkabilir. Anadolu’nun tarihi zengin ama her bölge değil. Erzurum, Bursa, İzmir gibi şehirlerde çıkar. Ben Erzincanlıyım bizim orda pek nadirdir antika pek çıkmaz. Dediğim gibi ancak metal işi çıkabilir.
Kültür ve sanat açısından İstanbul’un tarihinden gelen bir zenginliği ve çok kültürlü bir yapısı var...
Osmanlının baş kenti İstanbul ve burada bir çok unsur içiçe. Eskiden beri azınlıklardan çok antika değeri olan ürünler çıkardı. Bir şekilde sarayla ilişkisi olan ailelerde de kıymetli eşyalar var. Ama Anadolu insanın elinde de, kültürel yapısı geliştikçe ve ekonomik yapısı el verdikçe kıymetli eşya bulundurabiliyorlar. Sanatla uğraşan, aileden gelen antikalar, bir şekilde devir daim oluyor. Yani miras kalıyor onlarda sonra satılıyor, el değiştiriyor antikalar bir zaman sonra.
Sizin en çok beğendiğiniz, sizin ilginizi çeken antika türü nedir?
Osmanlı gümüşü ve sanat eserlerini çok beğenirim. Yıldız porseleni, sim işlemeleri, gümüş işi özellikle tuğlalı gümüş diyoruz, yüksek ayarlıdır gümüş işleri ondan sonrada kılıçlar.
Hiç sizin elinize geçti mi böyle çok kıymetli eşyalar?
Zaman zaman elimizden geçti, 35 yıldır bu işin içerisindeyiz. Kıymetli eserler elimize geçti. Benim abim İskender Bey bu işin duayenlerinden. Bizim burada sattıklarımızın hepsi antika değil. Antikada yer ve mekan yapısı çok önemlidir. Her antikacı kendi ekonomik gücü ve müşterisine göre bu işi yapmaktadır.
Horhor biraz daha aracılık hizmeti veriyor galiba değil mi? Antika işi olduğu zaman daha büyük firmalara mı yönlendiriyorsunuz?
Tabi çok aykırı diyebileceğimiz bir antika falan çıktığı zaman, burada teşhir etmek yerine müzayedelerde satıyorlar.
Bu müzayedeler nasıl yapılıyor?
Müzayedeler belli periyodlarda, büyük otellerde yapılıyor. Daha önceden kataloğu basılıyor, mallar tanıtılıyor. Ondan sonra potansiyel alıcı kitle davet ediliyor. Satışlar açık artırmayla yapılıyor. Mesela öyle meşhur bir tablo vardı, yatırım maksatlı alınmıştır. Kaplumbağa Terbiyecisi Osman Hamdi Bey‘in şimdi o elden ele dolaşıyor. Özel şirketler alıyor, şahıslar alıyor. Öyle elden ele yatırım maksatlı satılarak dolaşıyor.
Peki hat sanatında kıymetli eserler kimlerin?
Osmanlı’da çok kıymetli hattatlar var. Mesela bir Kazasker İzzet Efendi, Şefik Efendi gibi pek çok meşhur hattatlar var.
Tabi Topkapı Sarayı bu konuda çok zengin değil mi?
Topkapı Sarayı’nın dünyada emsali olmaz, bir Kaşıkçı Elması’na paha biçilmiyor. Üstelik Kutsal Emanetler’den, Peygamber Efendimiz’in Kılıc’ı orada, Hz. Ömer‘in Kılıc’ı orada, Hz. Osman‘ın okuduğu Kuran-ı Kerim’i, Hz. Ali’nin Kılıc’ı hepsi orada bulunuyor. Bir tarih saklı Topkapı Sarayı’nda...
Burada Osmanlı’dan bir tüfek var.
O çok eski bir tüfek değil. Benzeri çok var, eskiliğinin yanında çok önemli bir özelliği yok antika sınıfına girecek bir şey değil. Tüfeğin 80-100 sene arası bir mazisi var. Muhtemelen savaşlarda da kullanılmış olabilir.
