Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Hayatı ve Kainatı Müzikle Anlatmaya Çalışıyorum / Besteci ve Piyanist Tuluyhan Uğurlu

Bu Yazıyı Paylaşın:
Hayatı ve Kainatı Müzikle Anlatmaya Çalışıyorum / Besteci ve Piyanist Tuluyhan Uğurlu

Dünyaca ünlü bir sanatçısınız. Bu seviyeye gelirken hangi prensiplere sadık kaldınız? Kendinize ait bir yol haritanız oldu mu? Yol haritasında istediğiniz yerde misiniz?

Sanatçının sanat görüşü; ülkesinden, yaşadığı sosyal çevreden ve her şeyden önemlisi ailesinden etkileniyor. Tüm bu etkilenmeler içinde siz bilginiz ve sanatçı duyarlılığınız içinde kendinize bir yol çiziyorsunuz. Ne mutlu ki, ben sanat çizgimi neredeyse çocukluğumdan itibaren değiştirmedim, inandığım yoldan fazla değişmeden, gelişerek yürüdüm. Burada en önemli şansım ailem olmuştur. Babam daha 17 yaşında Konya Taşkent’ten kalkıp İstanbul’a okumaya gelen, kendi ayakları üzerinde durmaya karar vermiş dik durabilen bir genç. Seçtiği dal ise çok farklı. Felsefe okumayı seçmiş… Şiirler yazan, edebiyat çevresi içinde söz sahibi olan genç bir adam… Tek başına İstanbul’da… Ve ekmeğini kazanmak için ticareti seçip varlık sahibi olmuş bir insan… Tüm bunları birlikte başarabilmek güçtür…

Annem ise 18’inde babamla evlenmiş… Dünya güzeli bir kadın ancak kendini geliştiren, iddialı bir kadın. İki erkek çocuk dünyaya getirmesine rağmen kendi için de bir şeyler yapmak istemiş ve 26 yaşında piyano dersleri almaya başlamış. Hayatın neler getireceğini bilmiyorsunuz… Belki de o piyano eve benim için alınmış. Annemin sanata yakın durmak için başladığı piyano derslerinin asıl nedeni benmişim… Kader böyle yazmış, böyle istemiş.  İki yaşında kendi kendime sallanarak ritim tutmaya başlamış, sonra piyano ile ilgilenmişim. Yeteneğim daha bebeklikten ortaya çıkmış.

Babam çok aydın bir insandı… Keza annem de… Evimizde her fikir tartışılırdı. Ben Anadolu kültürünü babamdan öğrendim, İstanbul’u ise annemden. “Yöresel olmadan evrensel olunamayacağı” anlayışını babamın söylemlerinden duymuş olmalıyım. Lise ve konservatuarın ardından Viyana’ya eğitime gittim. Baktım ki akademide Avusturya halk müziği tüm öğrenciler için zorunlu ders olarak okutuluyor. O zaman inandığım yoldan gitmenin doğru olduğunu bir kez daha anladım. Müziğimde Anadolu’dan beslenerek yürüdüm. Ancak bunu evrensel ve çağdaş bir anlatımla yaparsam tüm dünyaya, kâinata bile seslenebileceğimi anladım.

Bugün kendim için çizdiğim yol haritasının iyi bir noktasındayım ancak bu bana yeter mi? Yettiği zaman sanat bitmiş demektir, üreticilik bitmiş demektir. İyi bir müzisyenin, üreten bir sanatçının hep ileriye dönük bir yol haritası, düşlediği eserleri vardır…

İnandığınız Zaman Savaşınızı Yılmadan Sürdürür, Sesinizi Mutlaka Duyurursunuz

Eğilip bükülmeyen bir duruşunuz var. Önünüze çıkan engellere eleştirilere nasıl cevap verirsiniz?

Eleştiriler eğer kişiliğimle ilgili değilse pek cevap vermem… Zaten duymam da… Ben cevabımı sanatımla vermeyi tercih ederim. Güncel konular içinden kendime yer sağlayıp rant peşinde koşmam… Mesajlarımı eserlerimle veririm… Önüme çok engel konulmuştur, hâlâ da konulmaktadır. Bu engelleri yıkmak için basit savaşlar yapmak yerine, mesajlarımı kitlelerle paylaşabilmek için bir başka yol bulur, konulan engelin önüne geçerim. Bu bir savaştır, bu bir stratejidir. Çünkü Türkiye’de kalıp fikirlerin dışında konuştuğunuz, kalıp eserlerin dışında yazdığınız zaman mutlaka çok acı biçimde engellere takılırsınız. Ancak inandığınız zaman savaşınızı yılmadan sürdürür, sesinizi mutlaka duyurursunuz… Gerçek bir sanat eserinin sesini kısmak zordur. Siz istediğiniz kadar engel koyun, büyük bir eser mutlaka coşkun akan bir su gibi yolunu bulup bir nehir gibi dağları aşarak denize ulaşacaktır.

Avrupalı Bilmediği Eseri Dinlemez

Avrupa’da uzun yıllar yaşadınız. Avrupa’nın müziğe bakışıyla Türkiye’yi değerlendirir misiniz?

Ben 14 yıl Avrupa’da yaşadım. Avrupa’nın müziğe bakışı statiktir. Avrupalı bilmediği eseri dinlemez, bilmediği eser hakkında yorum yapıp alkışlayamaz. Avrupa’nın müziğe bakışının aynısı bizim klasik müzik çevrelerinde de vardır. Statik bakışlarını asla değiştiremezler, müziği yürekleriyle dinleyemezler. Amerika işte bu nedenle farklıdır ve bugün dünya müziği Amerika’da gelişmektedir.

Müziğimin Temelinde Anadolu Kültürü Var

Müziğinizin temelindeki felsefeden bahseder misiniz?

Müziğimin temelinde, Anadolu ve Ortadoğu kültürü yatar. Eşitlik, adalet yatar… Sevgi, inanç ve emek yatar… Tüm bunlar Anadolu kültüründe vardır. Bu nedenle belki de tek bir sözcükle müziğimin temelinde Anadolu yatar diyebilirim.

Güzel Ahlaklı Olmak Her Kapıyı Açar

Sevgi konusuna çok vurgu yapıyorsunuz. Sevgi, güzel ahlaklı olmanın şartlarından mı sizce?

Tabi ki sevgi ve güzel ahlak birbirinden ayrılamaz… Güzel ahlaklı olmak her kapıyı açar. Sevgi ise hayatın anlamıdır. Sevgisiz topraklar çöl olur, sevgisiz hayatın hiçbir anlamı kalmaz. Eğer dünyaya bakarken sevgiden gözleriniz dolmuyorsa, sesiniz titremiyorsa ne kadar bedbaht olduğunuzu düşünün.

Pek çok ücretsiz konser verdiniz. Size ücretsiz konser verdiren itici gücünüz nedir?

İnandığınız bir yoldan yürüyorsunuz ve dik duruyorsunuz. Yapmak istediğiniz şeyler var, kitlelerle paylaşmak istediğiniz mesajlar var. Bunları anlatabilmek için para her zaman ikinci planda gelmeli. Ben de profesyonel bir sanatçı olarak, geçimini müzik yaparak sağlayan bir insan olarak para kazanmak zorundayım. Ancak bunun da bir sınırı olmalı. Gerçek sanatçı her zaman sıfırla yaşamayı göze almalı…

İnsanlar Tarafından Sevilmenin Keyfi Dünyada Çok Az Şeyde Var

Büyük sanatçıların refah yüzü görmediğinden bahsediyorsunuz. Nedir büyük sanatçı olmanın getirdiği artılar ve eksiler?

Eğilip bükülmeyen bir duruşunuz var demişsiniz. Büyük sanatçı olmak için -kendim için büyük demek ayıp olur, büyük sanatçı olmaya çalışıyorum demek daha doğru- bildiğiniz ve inandığınız yoldan dönmeyeceksiniz. Gerektiğinde ölümü göze alacaksınız. Mimar Sinan’ın hayatına bir bakın… Başının vurulmasını göze alarak eserlerinde tek bir değişiklik yapmamış… Hayatta her konuda aynı koşullar geçerli. Dünya sizi eğip bükmeye, kendine çekmeye çalışır, bunun için de bir fiyat öder. Eğer siz kendi yolunuzda yürümeyi seçmişseniz sıfırla yaşamayı göze almanız gerekir. Ancak bağımsızlığın verdiği haz, alın terinizle kazandığınız paranın, insanlar tarafından sevilmenin, sevilerek ağırlanmanın keyfi dünyada çok az şeyde var, diye düşünüyorum.

Sanatınızda neyi anlatmayı, hangi mesajı vermeyi hedefliyorsunuz?

Sanatımla hayatı anlatmaya çalışıyorum, kâinatı anlatmaya çalışıyorum. Dünden yola çıkarak yarını anlatmak, yarına mesajlar göndermek istiyorum. Hep söylediğim gibi, sanatçı eserleriyle ya geçmişte ya da gelecekte yaşamalıdır. Bugünü yaşarsa popüler olur, çok kazanır ama kalıcı olmaz. Önemli olan geleceğe mesajlar bırakabilmektir. Bach, ölümünden 200 yıl sonra anlaşılabilmiştir. Buhurizade Mustafa Itrî bugün hâlâ her eserini dinlediğimizde bizi kendimizden geçirir. Önemli olan da budur…