Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Gayemiz Anadolu’nun Yerel Dinamiklerini Küresel Ölçeğe Taşımak / Askon Başkanı Orhan Aydın

Bu Yazıyı Paylaşın:
Gayemiz Anadolu’nun Yerel Dinamiklerini Küresel Ölçeğe Taşımak / Askon Başkanı Orhan Aydın

Sayın Başkan ASKON deyince, temsil ettiğiniz yer bakımından bunun sizde duygusal ve aynı zamanda müsbet/ pragmatik bir karşılığı olmalı… Kısacası niçin “Anadolu Aslanları?..” Türkiye açısından bu yapılanmanın önemi nedir?

Bu sorunun cevabını ASKON’un kurulduğu 1998 yılına dönerek cevaplamak gerekir. 28 Şubat’ın topluma balans ayarı vermeye çalıştığı bir dönemde adeta bir kardelen gibi ASKON doğmuştur. ASKON yeşil renge büründürülüp ötekileştirilen, inançlı oldukları için kamusal alandan sürülen Anadolu sermayesi için bir umut, bir tutunma vesilesi olmuştur. Hamdolsun bugün de aynı kuruluş ilkeleri ile Türkiye’nin dört bir yanında, Dünya’nın 7 kıtasında ‘Millî Kalkınmanın Güçlü Adı ASKON’ mottosuyla yarınların güçlü ve müreffeh Türkiye’sini inşa eden neferleri ile çalışmalarını yürütmektedir.

Gayemiz, Anadolu’nun yerel dinamiklerini küresel ölçeğe taşımak ve Türkiye’nin ekonomik bağımsızlığına katkı sağlamaktır. Anadolu, tarih boyunca ticaretin ve üretimin merkezi olmuştur. Biz de bu mirası sürdürerek, yerel sermayenin güçlenmesi, KOBİ’lerin desteklenmesi ve bölgesel kalkınmanın sağlanması için çalışıyoruz. ASKON, Türkiye’nin ekonomik çeşitliliğini ve potansiyelini dünyaya taşıyan bir köprüdür.

Şahsen bu büyük ve idealist camianın bir parçası olarak Cenab-ı Allah’a hamdediyor, bu vesileyle tüm dava arkadaşlarıma selam ve saygılarımı sunuyorum.

Faiz, döviz, altın ve dijital paranın iç içe geçtiği bir dünyada sizce “ekonomi yatırımları” kavramı, günümüzde artık üzerinde çok kolay konuşulacak konular olmaktan çıktı mı? Bu çerçevede, dünya ekonomisini belirleyen temel unsurların neler olduğuna dair düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Pandemi sonrası ekonomi kavramları üzerinde çok değişken yorumlar yapılmakta. Ayrıca bu dönemde yaşanan tecrübe nedeni ile stokçuluk mantığı ile bir 10 yıl, 20 yıl şirketler açısından garantiye alınmaya çalışılmaktadır. Bunun yanı sıra bölgesel savaşlar, enerjiye erişimde maliyetlerin artması üretim süreçlerini etkilemiştir. Çok üretmek, ucuz işçilik bir yana katma değer içeren yüksek teknoloji ürünler ile savunma sanayi çok büyük önem arz etmiştir. Çok ciddi bir rekabet var. Kaliteden taviz vererek çok üretime yönelen ekonomilerle karşı karşıyayız. Bu nedenle sürekli ekonomik gelişmeleri yakından takip etmeli, üretim avantajımızı elden kaçırmamalı ve katma değerli yüksek teknolojik ürünlere odaklanmalıyız.

Özetle;

Dünya ekonomisini belirleyen temel unsurlar; Teknolojik dönüşüm(dijitalleşme, yapay zekâ), Jeopolitik istikrar (ülkeler arası ilişkiler ve ticaret anlaşmaları), Enerji ve kaynak yönetimi (yeşil ekonomi), Finansal politikalar (merkez bankalarının faiz ve enflasyon stratejileri). Türkiye olarak, reel sektörün finansmanını sağlamalı ve üretim odaklı yatırımları desteklememiz gerektiğini düşünmekteyiz.

Görünen o ki, tüm dünyada ekonomide büyük bir çalkalanma var. Zaman zaman tsunamiler de yaşanıyor. İş adamlarına ve vatandaşlara mutlaka tavsiyeleriniz vardır. Ayakta kalmak, mevcudu muhafaza ve her şeye rağmen üretmek noktasında da iş dünyasının mega trendleri olmalı. Yani bu şartlarda, günü kurtarmakla geleceği planlayabilmek arasında istikrarlı bir yerde durmak için tavsiyeleriniz nelerdir?

Öncelikle insan kaynağı çok önemli. Günümüz dünyasında nitelikli iş gücüne sahip bireyler zor yetişiyor. Bu konuya özellikle eğilmek gerekiyor ve nitelikli çalışanların ülke ekonomisine dahil edilmesi gerekiyor. Şirketlerin likidite yönetimini profesyonellerle yürüterek nakit akışını dengede tutması bir hayli özem arz ediyor. Verimlilik günümüzün en büyük kazançlarından. Teknolojiye yatırım yaparak verimlilik sağlamamız gerekmektedir. Dijital dönüşümü muhakkak sağlamalıyız. Günümüz ekonomik şartları sürekli değişkenlik gösteriyor. Bu nedenle diversifikasyon yani tek bir sektöre bağlı kalmadan ihracat pazarlarımızı iş insanları olarak çeşitlendirmemiz gerekiyor. Ayrıca günümüz ekonomik koşullarını iyi analiz ederek ileriye yönelik alternatif modelli öngörüleri içeren planlamalarımızı yapmamız gerekmektedir.

Ülkemizde son zamanlarda bilhassa ihracat rakamlarında gelişmeler yaşanıyor. Sizce ihracatın altın sırrı nedir? Ülkeler arası ilişkiler bu durumu nasıl etkiler?

Hız, dürüstlük, uygun fiyatlandırma, kalite, katma değerli ürünler, lojistik altyapı ve lojistik maliyetlerin optimize edilmesi, yeni pazarların iyi analiz edilerek, fırsatların değerlendirilmesi. Diplomatik ilişkilerin güçlendirilerek, hedef pazarlarla diyalogların güçlendirilmesi. Ve elbette lojistik giderlerin daha az olduğu alım gücü yüksek pazarlara yakınlık. Bu bakımdan Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya yakın olmamız ihracatımızdaki en büyük avantajlarımızın başında geliyor. Ve bir de ihracatçısı ile yakından ilgilenen, onların çözüm önerilerine kulak veren devlet politikaları. Bu konuda özellikle son dönemde çok bahtiyar olduğumuzu ayrıca belirtmek isterim.

Malum, bütün dünyayı kasıp kavuran bir Pandemi süreci yaşadık. Hemen sonrasında Rusya-Ukrayna Savaşı patlak verdi. Küresel ısınma vs. birtakım faktörler de göz önünde bulundurularak önümüzdeki süreçte küresel bir kıtlık söylemleri yapılmaya başlandı. Siz bu spekülasyonları gerçekçi buluyor musunuz yoksa belli çevrelerin algı operasyonu olarak mı değerlendiriyorsunuz?

Pandemi akabinde yerelde deprem, büyük don ve sel vakaları. Hayatın olağan akışı içerisinde belirli bir döneme damga vuran facialar. Geçmişte yaşandığı gibi gelecekte de yaşanacaktır. Bu nedenle günü kurtaran politikalar değil, ileriye yönelik politikaları da sağlam öngörüler ile oluşturmamız gerekiyor. Devlet planlama teşkilatları ve kalkınma planları bunlar için var. Ayrıca iklim değişikliği ve savaşlar, tarım ve gıda tedarik zincirini etkiliyor. Ancak Türkiye gibi tarım potansiyeli yüksek ülkeler, stratejik planlamayla bu riskleri minimize edebilir. Önemli olan, kaynakları verimli kullanmak ve yerel üretimi desteklemektir.

Millî ekonomi modeli yapılanması ve uygulanabilirliği nasıl olmalı? Ülkemize katacağı değerler noktasında neler söylersiniz?

Bu hususta son 10 yıldır devrim niteliğinde adımlar atıyoruz. Bunun sayesinde bölgemizde etkin politikalar üretiyor, belirleyici bir konuma geliyoruz. Karabağ, Suriye, Libya bunun bariz örnekleri. Millî ekonomi modeli, üretim odaklı, teknolojiye dayalı ve dışa bağımlılığı azaltan bir yaklaşım modeli. Türkiye’nin savunma sanayii, otomotiv sektörü, yerli imkânlarla enerjiye erişimde elde ettiği çıktılar bu modelin doğru işletildiğini gösteriyor. Hiç şüphesiz katma değerli üretim ve Ar-Ge yatırımları, ekonomik bağımsızlığın anahtarıdır.

Tüm sektörlerde, evrensel ekonomik algıda “Global Marka” kavramı önemli. ASKON olarak bu konuda nerede olduğumuzu değerlendirmek mümkün mü? Bu konudaki problemler ve çözüm yollarına dair neler söylenebilir? Engeller sadece ekonomik değil diyebilir miyiz? Motivasyon adına nasıl bir çıkış yolu önerirsiniz?

Bu hususta çok geç kaldık. Bunun elbette çeşitli nedenleri var. Öncelikle bağımsız bir düşünce yapısının oluşması gerekiyordu. Hamdolsun bu konuda engeller aşılmaya başlandığında prangalarından kurtulmuş bir Türkiye’nin neler yapabildiğini görmüş olduk. Özellikle savunma sanayiindeki atmış olduğumuz adımlar ile katma değerli yüksek teknoloji sanayi alanında markalarımız oluşmaya başladı. Bu yüksek teknolojinin birçok sektöre sirayet edeceğini düşünmekteyiz. Şuurlu ve bilinçli bir nesil önemli. Bugün de bu neslin başarılarını büyük bir keyifle takip ediyor, gurur duyuyoruz.

Orta Doğu şu an dünyanın kanayan yarası durumunda. ASKON olarak Gazze, Filistin ve Suriye özelinde çalışmalarınız olduğu biliniyor. Biraz bahseder misiniz?

Sürekli dualarımızda eksik etmediğimiz kardeşlerimiz için somut olarak yapmamız gerekenlerin farkındayız. Yetmediğini bildiğimiz çalışmalarımız var. Deniz Feneri aracılığı ile bölgede aşevimiz var. Sürekli sıcak yemek dağıtımı yaptırıyoruz. Her sene düzenli olarak Gazze müzayedesi düzenleyerek tüm geliri Gazze’ye aktarıyoruz. Uluslararası platformlarda terör devleti İsrail’in zulmünden bahsediyoruz. Yurt içi çalışmalarımızda da hakeza aynı şekilde dayanışmamızı her platformda gösteriyoruz. Boykot ürünlerine dikkat ediyoruz. Yeterli mi elbette ki hayır. Yeterli olsa idi her gece masum yavruların ve kadınların üzerine yakıcı bombalar hâlâ düşüyor olmazdı.

Sayın Başkan; son olarak, yoğun iş hayatınızda, spor, sanat, kültür ve müziğe yeterince zaman ayırabiliyor musunuz? Zihin, beden ve ruhi dinginlik anlamında rahatlamak adına neler yapıyorsunuz?

Malum Türkiye’nin en büyük STK’larından ASKON’un ilkeleri gereği büyük bir sorumluluk taşıyan vazifemin yanında iş hayatımız da var. İhracata dayalı şirketim olduğu için orada da ayrı bir koşuşturmanın içerisindeyim. Bu nedenle belirttiğiniz hususlara ayrıca bir zaman ayırıyorum der isem yanlış olur. Sanat, kültür ve müzik katıldığımız davetler neticesinde dahil olabildiğim etkinlikler oluyor. Bunun dışında stresi, yorgunluğu en çok attığım ortamlar haklarını helal etsinler aileme ve dostlarıma ayırdığım kısa vakitler ile özellikle katılmış olduğum sosyal sorumluluk projeleri oluyor. Hamdolsun ulvi bir görevi yürüttüğümüzün farkındayız. Bu nedenle ailemin ve dostlarımın desteklerini ziyadesi ile hissetmek de benim için ayrı bir motivasyon kaynağı olarak. Cenab-ı Allah her birinden ayrıca razı olsun. İyi ki varlar.