Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Eyvah Panik Atak Oldum / Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu

Bu Yazıyı Paylaşın:
Eyvah Panik Atak Oldum / Yrd. Doç. Dr. Semra Baripoğlu

NASIL BİR HASTALIKTIR?

‘’Panik atağı’’ (PA); baş dönmesi, dengesizlik, çarpıntı, terleme, titreme, boğulma ya da nefes alamama hissi, göğüste ağrı veya rahatsızlık, bulantı veya karında rahatsızlık gibi bedensel duyumların olağan dışı yoğunlukta hissedildiği, beraberinde kontrolünü kaybetme ya da delirme korkusu, ölüm korkusu ile karakterize bir süreçtir. Atak görünür bir neden yokken aniden başlar ve genellikle hızlı bir şekilde, 10 dakika veya daha kısa bir sürede en şiddetli noktaya ulaşır. Yaklaşık olarak 15-20 dakika sürer ve sonlanır. Ancak bazen yalnızca 1-2 dakika, bazen de bir saatten daha uzun olabilir.

PANİK ATAK NE SIKLIKTA GELİR ?

PA’ları değişik sıklık ve şiddette görülür. Örneğin bazı kişilerde aylarca günde ya da haftada bir ya da birden fazla atak görülebilir. Bazıları ise haftalar hatta aylar boyunca atak geçirmeyebilir.

KİŞİYİ NASIL ETKİLER?

Hastalar kalp krizi geçirecekleri, beyninde önemli bir hastalık olduğu, felç olabilecekleri gibi kuşkularla acil servislere başvururlar. Çoğu zaman yapılan ilk tetkiklerde herhangi bir sorun saptanmamış olmasıyla da yetinmeyip daha ileri tetkik arayışları içine girerler. Sorunun psikolojik olduğunun anlaşılıp bir psikiyatra yönlendirilene kadar hastaların çoğu beyin tomografisi, beyin MR’ı, kalp anjiografisi gibi son derece pahalı, zahmetli ve riskli tetkikler yaptırırlar. Atak sonrasında kişide, yeni bir atak daha yaşayacağı ya da atak sırasında ortaya çıkan bedensel duyumlarla ilgili yoğun endişe vardır. Aynı korkularla hastaların bir kısmı evde yalnız kalamama, kalabalık yerlere girememe gibi kaçınma davranışı gösterir ki bu durum kişinin mesleki ve sosyal yaşantısını ileri derecede kısıtlayabilir. Örneğin bir üniversite öğrencisi okula ancak babasının eşliğinde gitmeye başlar. Araba kullanamayan,  boğaz köprüsünden geçemeyen, otobüse, vapura binemeyen, işini bırakan, ya da yıllarca tatile gidemeyen hastalar vardır.

SIK GÖRÜLEN BİR

HASTALIK MIDIR?

Bir kez panik atak geçirme sıklığı toplumda %7 civarındadır. Tekrarlayan panik atakların görülme sıklığı ise % 1.5-3.5 arasındadır. Yani oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla görülmektedir.

BU HASTALIK

NEDEN ORTAYA ÇIKAR?

Panik atakların ortaya çıkma nedeni olarak, beyinde hücreler arası iletişimi sağlayan maddelerin biyokimyasında düzensizlik olduğu düşünülmektedir. Aile çalışmaları, hastalığın ailesel olduğuna ilişkin güçlü kanıtlar sunmaktadır. PB olan hastaların birinci dereceden akrabalarında PB oranı belirgin şekilde yüksektir (4-7 kat) ve kadınlarda erkeklere kıyasla daha fazladır. Panik bozukluğu olan hastaların geçmişlerine bakıldığında, pek çok hastada uzun süreli psiko-sosyal stresin varlığı görülmektedir. Maddi güçlükler, ailevi problemler, yoğun iş temposu, kendisinde ya da bir yakınında uzun süreli, bakım gerektiren ağır bir hastalığın oluşu sıklıkla görülen stres etmenleridir. PA geçiren kişilerin bir kısmının strese karşı aşırı duyarlılıklarının olduğu da bir diğer görüştür. Yani bu kişiler stres karşısında başkalarına göre daha fazla duygusal ve bedensel tepki vermektedirler. Aslında çoğu PA hastası, hastalık öncesi dönemde “güçlü kişi” olarak tanınır. Bu kişiler bulundukları toplumda sorumluluklarını almış, belli bir konuma yükselmiş ve herkesin akıl sorup yardım istediği kişilerdir. Biraz da bu nedenle hastalığın psikolojik olma olasılığı kolayca kabul edilemez. Hastanın kendisi başta olmak üzere kimse bu kişiye psikolojik rahatsızlığı yakıştıramaz. “ Ben böyle bir hastalığa yakalanacak kadar güçsüz bir kişi değildim, nasıl olur anlamıyorum!” ifadesi sıkça duyulur.

PANİK ATAK

TEDAVİ EDİLMEZSE NE OLUR?

Panik bozukluğu erken dönemde saptanıp tedavi edilmezse hastanın yaşam kalitesinde düşüşe yol açar. Kişi evde yalnız kalamaz, işe gidemez hâle gelebilir, yanında mutlaka birinin bulunmasını ister. O kadar ki bazı kişiler banyo yaparken eşinin kapıda beklemesini ister. Kalabalığa giremez, insanlarla görüşmekten kaçınır, alışveriş merkezlerine, çarşı-pazara çıkamaz. Çıktığı zaman her an bayılacakmış, kontrolünü kaybedecek, rezil olacak ya da ölecekmiş korkusu ile hemen eve geri döner. Hasta başkalarına bağımlı hâle gelir. Kişide bu olumsuz gelişmelere paralel olarak depresyon gelişmesi sıklıkla görülen bir durumdur. Yatkın kişilerde alkol ya da psikoaktif madde kullanımı görülebilir.

PANİK ATAK

TEDAVİYLE GEÇER Mİ?

Etkin bir tedavi sonrasında hastaların %80’inin artık PA yaşamadığı bilinmektedir. Hastalığın tedavisinde ilaçlar ve psikoterapi tekniklerinden yararlanılır. Panik bozukluğu, ilaç tedavisine oldukça iyi yanıt verir. Doktorun uygun göreceği ilacın hiç ara verilmeden ortalama bir yıl süreyle kullanılması gereklidir. İlaçla sağlanan iyileşmenin psikoterapiyle de pekiştirilmesi tedavinin başarısını artırır. Hastalığın tedavisinde stres kontrolünün sağlanması önemli bir aşamadır. Bu amaçla geliştirilen Neurobiofeedback tekniği (kendi beyin dalgalarını görerek stresini kontrol etmeyi öğrenme) hastalığın tedavisinde etkin olarak kullanılmaktadır. Hastaya nefes alma ve gevşeme egzersizleri öğretilerek panik atağı kontrol etmesi sağlanır. Kaçınma davranışı olan hastalar da belli birtakım tekniklerle bu sorunlarını aşmayı başarabilirler.