Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Etkili İletişimin Dinamikleri / Doç. Dr. Salih Gürbüz

Bu Yazıyı Paylaşın:
Etkili İletişimin Dinamikleri / Doç. Dr. Salih Gürbüz

İletişim çok popüler bir kavram. İletişimin “Bir iyilik meselesi” olduğunu ifade ediyorsunuz. İnsan varlığı ile iletişim arasında nasıl bir bağ var? İyilik ve kötülüğün bir arada olduğu bir dünyada iletişime varoluşsal olarak nasıl bir anlam yükleyebiliriz? Bu anlamda insan-sevgi ilişkisi iletişime nasıl bir katkı sağlamakta?

İletişim insanı anlamak, anlamlandırmak ve insanın hem kendi iç hem de dış dünyasındaki yolculuğunda en önemli fıtri özelliğimizdir. İletişim insandır. İnsan iletişim ile var edildi (yaratıldı). Allah Teâla Hazretleri (c.c) kullarıyla iletişim kurarak onlara iyiliği emretmekte, kötülükleri tarif ederek günah vb. olumsuz sapmalardan korumaktadır. İletişim ile peygamberler kavimleriyle anlaştılar, bazen uzlaştılar, bazen de ayrıştılar. Anlaşılmadılar. İletişim özünde ilahi bir ikramdır. Yüce Rabbimizin kullarına en değerli ikramıdır. Bu ikram ile doğarız, yaşarız. Bu ikramı ne kadar iyi değerlendirebilirsek o kadar değerlenir ve bu ikramın karşılıklarını hem bu dünyada hem de öteki âlemde alacağız diye düşünmekteyim. Kişilerarası ilişkilerde iletişimde en önemli anahtar kelimelerden birisi de selamdır. İslam inancında da Kur’an-ı Kerim’de selam vermenin bizlere bir sorumluluk olarak yüklendiğini biliyoruz. Selam vermek emniyet kemeri gibidir. İnsanların birbirine en çok duyduğu güvenin tesisinde en önemli anahtardır. Selam ve ardından gelen tebessüm insanı aslında yaratılışının özündeki duruluğa ve uhreviliğe taşır. İletişim ne kadar iyi gerçekleşirse, yani iyilikten yana kötülükten uzak bir iletişim dili ile kişiler ve içinde yaşadığı toplumda huzur ve esenlik olur. İletişim dilindeki iyilik kodlamalarını çoğaltmak toplumsal dirliği ve insanlar arasındaki haksızlıkların ve mağduriyetlerin de önüne geçer. İyi ve etkili iletişim bizi gerçek anlamda bize ulaştırır ya da yaratılışımızdaki benzersizliğe ve eşsizliği, bir diğer ifadeyle eşref-i mahlûkat olma özelliğimizin korunmasına vesile olur. Etkili iletişimden maksat ise iyi olan her bir unsuru kendimizde taşımakla ve yaşatmakla ilişkilidir. İnsan iyidir. İnsan özeldir. Ancak insan kendini aşırı özel görmeye başladıkça, ona verilen ve onu diğer varlıklardan ayıran özgünlüğünü zaman içerisinde kaybederek bencilleşmeye, daha çok kendisi için yaşamaya; yaşarken de bunu sözlerine, davranışlarına yansıtmaya başlar. Bu ise kişiyi zaman içerisinde fıtratından koparır. İletişimde kaliteyi ve iyiliği muhafaza etmek ve sürdürmek ise insanın bireyleşmesinin önüne geçecektir. İletişim ile insan çoğalır, güçlenir. İletişim ile buhranlardan ve sorunlardan uzaklaşır. İletişim ne kadar iyi ise insan o kadar öz insan kalır. İnsan yüce bir sevginin tezahürüdür. Sevgi yoksa zorbalık, kavga ve terörizm meydana gelir. İnsan insanın kurdu olmaya başlar. Birbiri için mücadele edecek ve etmesi gereken insan gider; birbiriyle hunharca mücadele eden bireyler ortaya çıkar. İletişimsizlik ayrışmadır, ayrılmadır, uzaklaşmadır, kopmadır. İletişimi etkili ve iyi yapan sevginin varlığıdır. Sevgiden kasıt ise aslında kaynağı Rabbimize dayanan ve sevilecek her bir şey üzerinden O’na ulaşmaya imkân tanıyan sevgidir. Bu sevgi Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bayram Veli, Emir Sultan, Aziz Mahmud Hüdai, Ladikli Ahmet Efendi, Hacıveyiszade Mustafa Efendi gibi nicelerini bugünlere ve gönüllere taşımış. Onların böyle yıllarca, zamanüstü tesirleri bu sevgi ile ortaya koydukları iletişimle kalıcılık sağlamıştır. Aslında geçici (fani) olan insanı ölümsüz kılacak olan en önemli nimet iletişimdir. Sevgi ile donanmış (kutsal sevgi ile) insan bedenen ölse de (her nefis şüphesiz ölümü tadacaktır) nefsi ölümü güzel tadacaktır ve nesiller ötesine sevgisi ile hoş bir seda bırakacaktır. Amacımız dünyaya iz bırakmak ama bu izler birilerini doğruluğa, iyiliğe götüren izler olmalıdır. Bu izler, yolunu kaybedenlere Hızır misali yetişen izler olmalıdır. İşte bu izleri bu anlamlara bürüyecek olan etkili iletişim becerileri ile varlık sürebilmemize bağlıdır. Buraya kadar söylediklerimizi özetleyecek olursak selam, güzel söz (nazik bir dil ve davranış), tebessüm ve sevgi etkili iletişimin en temel bileşenleridir.

Etkili iletişim de çok önemli. Etkili iletişimin temel unsurları neler olmalı? Anlatacaklarınızın yanı sıra metaforik ya da kıssa türü anlatımlar kavramsal açıdan iyi bir iletişim alanı oluşturur mu?

SAYGI kavramı etkili iletişimdeki en önemli kavramlar arasında yer alır. Birey yaratılmışların en mükemmeli olarak bu mükemmelliği yaşamak ve sürdürmek için saygıya ihtiyaç duyar. Birey hem kendisine hem de karşısındaki muhatabına ne kadar çok saygı duyuyorsa etkili iletişimde de o kadar başarılı olabilir. Ancak etkili iletişimin gerçekleşebilmesi için yanıtının aranması gereken saygı ile ilgili sorulması gereken önemli ve temel sorular vardır. Bu sorular “Birey, saygı kavramından ne anlamaktadır; saygıyı ne kadar iyi bilmektedir; diğerlerinin varlığının ne kadar farkındadır, diğerlerine nasıl bir değer vermektedir; kendi dışındakileri hem duygu hem de düşünceleri bakımından ne kadar benimsemekte ve önemsemektedir?” şeklinde ifade edilebilir. Bu sorulara verilebilecek cevaplar saygı kavramının anlaşılmasını netleştirmekte ve etkili iletişim sürecinde kilit bir rol oynamaktadır.

Etkili iletişimde saygıdan sonra gelen diğer önemli bir unsur ise DOĞAL DAVRANABİLME becerisidir. Sanal ve sosyal medya platformları nedeniyle kişi, doğal olma fıtratından uzaklaşmaktadır. Böylece insanın insana teması azalmakta, zoraki görüşmelerin yaşandığı etkili iletişimin kurulamadığını olaylar ve ardından sorunlar dizisi ortaya çıkmaktadır.

“Peki, ne kadar doğalız?”

Doğal ve samimi olabilmenin sınırları; dokunabilme, duyabilme, görebilme, hissedebilme kısaca temas edebilme davranışlarının sıklığı ile ilişkilidir. Etkin DİNLEME de etkili iletişimde gerekli olan diğer önemli bir unsur olarak dikkat çekmektedir. Karşınızdaki kişiyle iletişim kurarken tüm uzuvlarınızla birlikte “seni dinliyorum” demelisiniz. OLGUN insan olmak da etkili iletişimde gerekli olan bir diğer ögedir. Olgun insanın neyi, ne zaman, nerede ve nasıl söyleyeceğini bilmesi gerekir.

Empati, iletişimde etkili bir yoldur diyebilir miyiz?

Empati her ne kadar günümüz dünyasında Batının bireyleştirdiği insanın özünde, yaratılışında zaten yüklü olan “diğerkâmlı” olma gücünün ve bereketinin tüketilmesi, hor görülmesi ya da yok edilmesi nedeniyle kendi ürettikleri insanı beğenmemeye başladıktan sonra nasıl eski ayarlarımıza dönerizin bir çabası olarak kavramlaştırdıkları resetleme tuşu gibidir. Empati gerçekten yaratılışta bize yüklü gelen özelliklerimizdendir. Bizler mükemmel formda yaratılan insanlar olarak paylaşma, infak motivasyonları ile dünya yolculuğuna başladık. Bizler ne kadar paylaşabiliyorsak ve ne kadar kendimizin dışındakileri (bunlar sadece diğer insanlarla sınırlı değil), dünyadaki her bir canlıyı düşünebiliyorsak ve onlar adına da bir şeyler yapma aşkı ve enerjisi ile fiillerde bulunuyorsak biz zaten empati yapabilen insanlarızdır. Empati bir enerji yaratır. Ben empatiyi bu anlamda diğerkâmlı olmakla eş tutuyorum. Ne kadar çok dışardakiler için sen varsan, o kadar çok senin iletişimin güzel olur, hayatın o kadar insanca olur. Empati dünyevi duygudaşlık olarak ele alınabilecek sığ anlamlarda ifade edilemeyecek bir kavram olduğu için özellikle bu şekilde detaylandırma gereği duydum. Bireylerin günümüzde yaşadığı birçok buhran sadece kendisi için yaşamak talihsizliğinin sonucudur. Özellikle tarihsel süreçte de olduğu gibi günümüzde de çok çeşitli numuneleri bulunan sivil toplum örgütlerinde diğerleri adına bir şeyler yapabilme heyecanı ve hareketinde olan bireyler dünyanın basit mevzularında kaybolmaktan kurtulacak ve her türlü aslında sıradan olan ama buhranlara, depresyona, ruhsal çöküntülere götüren sıkıntıların/hastalıkların üstesinden de gelebilecektir.

İletişim sadece konuşmak mıdır? Hassaten iletişimde beden diline yüklenen anlama dair neler söylemek istersiniz? Beden dilini nasıl okuyabiliriz?

Konuşmak sadece ses yolundan gelen havanın titreşerek dışa çıkması şeklinde meydana gelen olay mıdır? Aslında konuşmak sadece bu mudur, sorusunu sormak gerekir. İnsanın sadece ağzı konuşmaz, her ağzı olan da konuşmaz/konuşamaz. Ellerimiz, ayaklarımız, gözlerimiz, burnumuz, kulaklarımız, yüzümüz, saçımız, dudaklarımız, omuzlarımız velhasılıkelam gözle görünen tüm uzuvlarımızla iletişim kurarız/konuşuruz. Onları bazen kontrol edebiliriz bazen de onlar bizden habersiz konuşabilir. En çok da insanı sosyal yaşamda zora sokan, kontrol edemediğimiz bedenimizdir. Bazı insanların yalan söylediklerini sizden gözlerini kaçırdığında, başka yerlere bakarak konuştuğunda, vücut hareketlerindeki panikten vb. unsurlardan anlayabilirsiniz. Bazen istemsiz şekilde kimi insanların yüzü utanmadan dolayı kızarıverir. Kişi buna müdahale edemez, kontrol edemez. Şüphesiz bazı durumların, zaman içerisinde çeşitli egzersizlerle üstesinden gelinebilir. Nefes egzersizleri özellikle tavsiye edilen aktivitelerdir. Beden dilini okuyabilmek için kişinin oldukça sosyal olması, etrafındakileri çok iyi gözlemleyebilmesi gerekir. Ne kadar çok insanla iletişim kurarsanız ve o insanları ne kadar çok izlerseniz, insanların beden dillerindeki ortak kodlar hakkında o kadar çok çıkarımlarınız oluşacaktır. Bu kazanım ise size etkili iletişim kurmada olumlu katkılar sağlayacaktır. Karşınızdakinin yüzünün utanmadan mı, sinirden mi kızardığını gözlemleyerek anlayabilirsiniz. Utanmanın tonu daha çok açıkken öfkenin tonu daha çok koyudur. Hatta utanmanın yüz hattı daha yumuşak iken öfkenin yüzü daha gergindir. Kendisini karşı tarafa kabul ettirmek ve güç gösterisi yapmak isteyen bazı kişiler bir ortamda bacakları üst üste atabilirler. Bu durum bazı durumlarda saygının ihlalini de beraberinde getirir. Kimi zaman da kişisel prestijin ve kişinin temsil ettiği makamın ve değerlerin korunması adına da gerekli görülebilir. Kimi zaman bir el bir diğerinin omzuna ya da sırtına sakince değdiğinde sevgi anlamı verirken kimi zaman da bu onu küçümseme anlamı da taşır. Bu durum ise beden dillerindeki anlamlarda farklılaşmanın, kişilerin ilişkilerindeki öncül hikâyelerin rolü olduğunu gösterir. Beden dillerindeki anlamlar bağlama göre değişiklik gösterebilir. Bazen bir el uzanır öpmeniz için, siz sevgiyle, hürmetle öpersiniz (Anadolu'da bir gelenek haline gelmiş), bazen de o el sizin için o kişiye boyun eğmeniz anlamına gelir.

Kişinin “susması, bakması, parfümü, oturma tarzı, yürüyüşü, oturduğu ev” gibi her bir husus birer konuşma unsurudur. Örnekleri çoğaltacak olursak bir evin odalarının rengi, evdeki halıların seçimi, kişinin çalışma ofisi ve ofis duvarlarındaki resimler-tablolar, araba tercihi, giyim tarzı, yeme alışkanlıkları gibi hususlar da konuşmanın diğer bileşenleri arasındadır. Ayrıca kişinin arkadaşlık ilişki ve seçimleri, iş başarısı, sosyal medya hesapları, kullanılan elektronik cihazlar, tercih edilen markalar, hobileri, beğenilen renkler, izlenen filmler-programlar, okunan kitaplar ve türleri, dinlenen müzikler ve türleri, vücudundaki takılar (yüzük, bileklik, kolye vb.) kişinin konuşmasının diğer boyutlarıdır.

Öyle bir an olur ki sizin bir konu konuşulurken susarak yanıt verdiğiniz olur. Kişi, aslında söylenecek birçok sözcüğü susarak dile getirir. Belki öfkelenmiştir, hem kendini hem karşısındakini kırmamak adına susar ya da şaşırmıştır, şaşkınlığın verdiği duygu durumuyla ne diyeceğini bilemez, kelime bulamaz ve susar. Susarak konuşur. Çünkü anlattığı zaman kelimelerinin boşa gideceğini bilir ya da tahmin eder. Susar, çünkü üzgündür ve hüznünü dile getirecek kelime yine yoktur. Bakıldığı zaman aslında susmak kelimeler dolusu tonlarca anlatının en zirvesinde kalan bir konuşma türüdür.

Sosyal medyanın, iletişim açısından bizde ne tür izler ve etkiler bıraktığını düşünüyorsunuz? Bu konuda nasıl hareket etmeliyiz?

“Sosyal medyada hem kendimizi hem çocuklarımızı nasıl ekip biçiyoruz?” sorusunun yanıtı toplumsal durumumuzu özetler. Kimlerle poz veriyoruz, kimlerle arkadaşlık kuruyoruz... Hiç tanımadığımız, bilmediğimiz insanlar arkadaşlık daveti gönderiyor ya da hesabınız herkese açık konumdaysa sizi takip edebiliyor.

Bu ortamları tehlikeli gösteren insanın kendisidir. İstisnai durumları hesaba katmıyoruz. Kullanıcısı insan olan ve bu ortamların bu kadar kötü kullanılmasına ham madde sağlayan yine insandır. Bilgi almak, dinlenmek ve eğlenmek için tercih edilen bu ortamları hayatınızdan çıkarmayın ama azaltabildiğiniz kadar azaltın, tedbirli olun, kontrolü elden bırakmayın, hem kendinizi hem de sevdiklerinizi nasıl etkili sosyal medya kullanabilirim konusunda eğitin. Bunu yaparken de eleştirel ve sorgulayıcı olun.

Örneğin çocuğunuz, elinde telefon ya da tablette videolar izliyor, siz bunları gördüğünüzde bu videoları izlememesi gerektiğini düşündünüz. Çocuğunuza “Neden izlememem gerek?” sorusunu sordurarak sosyal medya okuryazarlığına katkı sağlayabilirsiniz.

Sosyal medya ortamlarından kontrollü ve yararlı şekilde faydalanabilmek adına aşağıda ifade edilen bir dizi davranışı yeniden kazanmamız gerekecek. Bunlara dikkat etmeye çalışan bireylerin yaşamında sosyal medya kullanım alışkanlarında da olumlu yönde bir değişim olacaktır. Kitap, gazete vb. okunacak sayısız kaynaklara yeniden dönmeniz gerekir. Her önünüze çıkan hesabı araştırmadan eklemeyin. Aileye ve çocuklara dönmek gerekir. Çocuklarla oyun oynamak, evde internet ve sosyal medya kullanımı azalacaktır. Sosyal, kültürel ve sportif etkinliklere daha çok zaman ayırmak gerekir. Aile içi etkinlik saati oluşturulup bir gün kitap, bir gün sohbet, bir gün dizi ya da film izleme, bir gün haber programı izleme şeklinde yapılabilir. Evde yapılacak işler (ev temizliği, yemek vb.) çocuklarla birlikte yapılmalıdır.