Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel
Toplanma sebebimizi de sayın Başkanımız bizlerle paylaştı. Yaşanan süreç içerisinde bu konulara vakıftım. Etimesgut Belediyesi olarak her alanda her konuda il belediyeciliği yapmaya çalışıyoruz. Çok zaman telaffuz etmişimdir. Sadece şehrin yer altı, yer üstü, sosyal donatı gibi işlerle değil; aynı zamanda sosyal belediyecilik yönünü de, toplumun kültürüne olan hizmeti de ortaya çıkarması, vatandaşın ihtiyacı ve talebi ne ise hangi alanda bir gereksinim var ise o alanda da vatandaşının yanında olabilmesi, bizim belediyecilik anlayışımız içerisindedir. Bunu Etimesgut’ta yapmaya çalışıyoruz.
Burada siz engelli vatandaşlarımızın ve ailelerimizin belli bir meselesinin çözümü ile ilgili buradayız. Devletimizin kurumları, belediyelerimizde görev yapan eğitimciler, kamu görevindeki herkes bir mücadelenin içerisinde. Bu güzel şeylerden bir tanesi de engelli vatandaşlarımıza yönelik. Belki yeterli değil, belki istenilen noktada değil ama belediyemizin ortaya koyduğu çalışmalardır. Bu çalışmaların içerisinde oluyorsunuz ve katılıyorsunuz. Bu organizasyonları her zaman her yerde sizlerle gerçekleştiriyoruz. Belediye bünyesinde bir “Engelli Meclisi” kurduk. Bu engelli meclisi sayesinde engelli vatandaşlarımıza ve ailelerine ulaştık. Etimesgut’ta kurulu olan Tüm Engelliler Derneğinin ve Belediye Engelliler Meclisinin de başkanı aynı kişi. Belediyemiz ile birlikte çok şeylerin çözümü yönünde ciddi mesafeler kat ettiğimizi söylemek herhalde yanlış olmaz. Belediyemizin Engelli Meclisi gerçekten Türkiye’deki engelli istihdamı ile ilgili büyük mücadele vermiştir. Görsel ve yazılı medyada, siyasi alanda, ilgili hükümet kanadında olsun, ana muhalefet ve muhalefet alanında olsun gerekli destek arayışlarını sürekli sürdürmüştür. Sonuç olarak Türkiye’deki engellilerin oluşturmuş olduğu konsorsiyumlara veya birlikteliklere çok ciddi katkıları olmuş ve halen de olmaktadır. Türkiye’de engelliler sınavı yapılmıştır. Etimesgut’taki benim hemşerilerim, vatandaşlarım ciddi manada müracaat etmiş ve imtihanda yüksek puan alanlar olmuştur. Öncelikle bu imtihanda başarılı olan hemşerilerimi ve ailelerini tebrik ediyorum. Tabii ki bu noktaya gelene kadar Belediye olarak, Engelli Meclisi olarak ciddi eğitim çalışmaları verdik. Onlara katkı sağladık. Hangi alanda becerisi, yetisi var ise onun öne çıkması için çalışmalar yaptık. Şimdi bir yere geldik. Geldiğimiz noktada imtihanın neticesine göre tercihler yapılacak. Bu tercihlerin de sağlıklı yapılması lazım. Yapılan tercihten de sonuç alınması lazım. Takdir edersiniz ki herkes her alanda başarılı olmayabilir. Bu, tercih konusunda belli bir birikimi olan, bu konuda daha önce yaşanmışı olan insanların başarabileceği bir konudur. O zaman madem bu noktaya geldik; 97 ile 60 puan arasında ciddi puan alan vatandaşlarımız var. O zaman bunların bugüne kadar gelişlerinin tercihlerinde bir kayıp olarak ortaya çıkması kendisi kadar bizi de üzer. Bu noktada da kendilerine hizmet verelim dedik. İşte Engelliler Meclisimiz bugün bu yönü ile bu programı hazırladı. Sonuçta biraz önce Başkanımız da ifade etti. Temmuz’un 20’sine kadar bu programın devamını talep etti. Ben de buradan talimat veriyorum “Tercih zamanının son anına kadar tercihlerde düzenleme yapacak altyapıyı hazırlayın lütfen.” Bu yönü ile bir arkadaşımız, vatandaşımız, hemşerimiz ekmek sahibi olur, iş sahibi olursa inanın biz çok mutlu oluruz. Biz yöneticilerin hani derler ya “Başını yastığa koyduğu zaman ya da başını iki eli arasına koyduğu zaman” yani insan kendini sorguya çektiği zaman, ne yaptım sorusuna cevap aradığı anlarda, işte bizim de cevap aradığımız ve bulabildiğimiz hizmetler buralardır. Onun için sevgili hemşerilerim Allah (cc) hepimizin yar ve yardımcısı olsun. İşlerimiz zordur. Herkesin hayatında zorluklar vardır. Sizlerin hayatı biraz zor olabilir ama engeli olmayan insanların hayatları da çok daha zor olabilir. Bunlar İlahi takdirin işidir. O işlere de bizim müdahale etmemiz söz konusu değildir. Biz ancak zor hayatı ne kadar kolaylaştırabiliriz, yaşamı daha ne kadar kolaylaştırıp insanımızın hizmetinde olabiliriz bunun mücadelesindeyiz. Bunda da güzel şeyler yaptığımıza inanıyorum. Dolayısı ile bugün Etimesgut’ta belki de onlarca insanımız kamu görevlisi olacak. Belki Ankara içi belki de dışında bir yer olacak. Ama Türkiye’nin bir yerinde olacak. 657 sayılı devlet memuru, kamu görevlisi olacaksınız. Belki orada çalışırken başka kuruma geçeceksiniz. Elbette ki bu çok güzel bir şey. Bu önemli bir gelişme, önemli bir nokta. Ama bir de şu olacak; bu imtihanlarda başarı sağlamış olduğu halde bir yere yerleşemeyecekler de olacak... Sizlerden istirham ediyorum. Herhangi bir yere yerleşemeyen hemşerilerimiz ve vatandaşlarımızın lütfen sonuçta kendilerini fazla üzmeden, bir sonraki sefere hazırlanmalarını ifade etmek isterim. Yaşam devam ediyor. Belki de bizim bilmediğimiz bir iş olduğunda ya da olmadığında; neyin bize faydalı olduğunu kestiremediğimize göre belki işin olmaması bizim için çok daha hayırlıdır. Olaya böyle yaklaşıp, yorumlamak gerekir. Hepimiz Amentü’ye, Kaza ve Kader’e iman etmişizdir. Öyleyse nasibimizde bir şey varsa inşallah olur. Merak etmeyin. Hatta ki ben şöyle söyleyeyim: “Eğer nasibinizde bir şey varsa ve burada kamu görevlisi olacaksanız, buradaki herkes dâhil kimse önünde engel olamaz. Çünkü nasibiniz ne ise o olur. Ama bir şey nasibinizde yoksa herkes uğraşsa da olmaz. Çünkü nasibiniz değildir.” Biz kullar olarak yapmamız gereken “Çaba, gayret ve emek”. Bunu da veriyoruz inşallah. Bundan sonrası Mevla’nın işidir. Temennimiz odur ki her insan amacına, isteğine, niyetine ulaşsın. Arzu ettiğini inşallah arzulasın. Hepinize hayırlı olsun.
Bu sınava girip başarılı olan kardeşlerimi tekrar tebrik ediyorum. Başarılı olamayanlara da üzülmemelerini tavsiye ediyorum. Bizler de çok seçim, kazanıp kaybediyoruz. Hayat böyledir. Hayat zaten kazanma ve kaybetme mücadelesidir. Öyle değil mi? Allah (cc) bizi neden yarattı? İmtihan için. Bu dünya imtihanla geçecek. Önemli olan hem bu imtihanı hem de hayat imtihanını kazanmak. Hep birlikte bu büyük imtihanı kazananlardan oluruz inşallah.
Saygı ve sevgilerimi sunarken Belediyemiz bünyesinde etiSEM (Etimesgut Belediyesi Sürekli Eğitim ve Uygulama Merkezi) projemiz var. Gazi Ünv. Tek. Eğit. Fak., Ankara Milli Eğitim Müdürlüğü ve Etimesgut Belediyesi’nin bir araya gelerek oluşturduğu proje. Proje içeriğine girmeyeceğim, bu anlamda bu proje içerisinde olan hocalarımızdan da sizlere yardımcı olacaklar var. Onları da tebrik ediyorum; yardımlarından dolayı teşekkür ediyorum.
Neden utanç duyuyorsun?
Hindistan’da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan patronun evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabilirmiş.
Bu durum, iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde patronunun evine sadece bir buçuk kova su götürebilmiş.
Sağlam kova, başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getiriyor olmaktan utanç duyuyormuş. İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş:
Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.
“Neden, niye utanç duyuyorsun?” diye sormuş sucu.
Kova cevap vermiş: “Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun.”
Sucu şöyle demiş: “Patronun evine giderken yolun kenarındaki çiçekleri fark etmeni istiyorum.”
Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanındaki yaban çiçeklerini ısıtan güneşi görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için kendini kötü hissetmiş ve yine sucudan özür dilemiş.
Sucu kovaya sormuş: “Yolun sadece senin tarafında çiçekler olduğunu ve diğer kovanın tarafında hiç çiçek olmadığını fark ettin mi?
Kova “Hayır” demiş.
Sucu: “Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve bundan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve hergün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla patronumun sofrasını süsleyebildim. Sen böyle olmasaydın, o ev de bu güzellikleri yaşayamayacaktı.”
Hepimizin kendimize özgü kusurları vardır.
Hepimiz aslında çatlak kovalarız.
Büyük planda hiçbir şey ziyan edilmez.
Kusurlarınızdan korkmayın, onları sahiplenin.
Kusurlarınızda gerçek gücünüzü bulduğunuzu bilirseniz eğer,
siz de güzelliklere sebep olabilirsiniz.
Sadi Şirazi
