Engelli İstihdamında Yaşanan Sorunlar ve Çözüm Önerileri / Dr. Ahmet Cahit Akman
Engellilik nedir? Engellilik çeşitlerine dair neler söylenebilir?
Engellilik, hangi sebeple olursa olsun kişinin fiziksel veya ruhsal yetilerinde çeşitli düzeydeki kayıplar nedeniyle tam bir iyilik ve huzur halinde olamaması durumudur. Geniş anlamda düşünüldüğünde bedensel veya zihinsel herhangi bir fonksiyon kaybı nedeniyle, diğer bireylere nazaran kısmen veya tamamen toplumsal yaşama katılım konusunda zorlanan bireyler “engelli” olarak tanımlanmaktadır. Ülkemizde engellilik tanımı istihdam boyutu ile ele alındığında tüm vücut fonksiyon kayıplarının en az yüzde 40 olduğunun sağlık raporu ile belgelendirilmesi şartı bulunmaktadır. Engellilik çeşitleri literatürde; ortopedik, görme, işitme, dil ve konuşma, zihinsel, süreğen (kronik) hastalık, ruhsal ve duygusal ve birden fazla (çoklu) engel olarak gruplandırılmaktadır. Engelli gruplarının istihdamı incelendiğinde ise ruhsal ve zihinsel engel grubundaki bireylerin, diğer engelli türlerine göre işe girişte daha dezavantajlı oldukları görülmektedir.
İstihdam kavramından hareketle “engelli istihdamı”na dair düşüncelerinizi alabilir miyiz? Engelli istihdamı niçin önemlidir?
Çalışmak ve iyi bir gelir sahibi olmak kuşkusuz her bireyin en önemli beklentisidir. Üretim faktörlerinden olan emeğin ne ölçüde kullanıldığı istihdamın ana konusunu oluşturmaktadır. Emek faktörünün işsiz kalması ülke açısından ekonomik ve sosyal sorunlara neden olması yanında kişinin hayatındaki pek çok olumsuz durumun da kaynağıdır. İşsizliğin yoğun bir şekilde yaşandığı günümüz koşullarında, insanın hayalini kurduğu işi elde edebilmesi ve bu işi elde tutabilmesi gün geçtikçe daha önemli hale gelmektedir. Engelli bireyler yaşanan bu süreçten normal ve sağlıklı bireylere göre çok daha fazla etkilenmektedir. Engelli bireylerin toplumsal hayata katılmalarına yönelik atılacak en önemli adım ise istihdamda yer almalarını sağlamaktır. Çalışma yaşamında yer alan engelli bireylerin gelir düzeyinin yükselmesi, kendilerine olan güvenlerini artıracak ve bu sayede onurlu bir yaşamın kapısını aralayabileceklerdir. Yine engellilerin istihdam edilmesi sosyal dışlanmayı azaltacak unsurların başında gelmektedir. İstihdam edilen engelli birey kendisini toplumun bir parçası olarak görecek ve böylece toplumsal bütünleşme daha kolay sağlanmış olacaktır.
Engelli istihdamında yaşanan sorunlar nelerdir? Bunlar niçin bir problem olarak iş hayatına yansımaktadır?
Engelli istihdamında yaşanan sorunlar çok detaylı olmakla beraber temel sorun alanlarına baktığımızda; eğitim eksikliği ve mesleksizlik sorunu, işverenlerin olumsuz tutum ve uygulamaları, erişilebilirlik ve ergonomi sorunları, koordinasyon ve istatistiki veri eksikliği ile yasal düzenlemelerden kaynaklanan sorunların ilk sıralarda yer aldığı görülmektedir. Eğitim eksikliği ve mesleksizlik sorunu normal bireyler açısından işsizliğin en önemli nedeniyken engelli bireylerin mesleksiz olması çok daha önemli bir sorun alanı olarak karşımızda durmaktadır. Engellilerin mesleki olarak yetersiz oluşu ve vasıflı engelli işgücü bulunamaması işverenlerin engelli istihdamında karşılaştığı en önemli sorunların başında gelmektedir. İş hayatına yansıyan bir diğer sorun alanı ise engelli istihdamına yönelik olarak işverenlerin olumsuz algı ve tutumlarının bulunmasıdır. İşverenlerin engelli istihdamına yönelik olumsuz tutum geliştirmesinin temel nedeni; engelli istihdamının zorunluluktan kaynaklanan bir ek maliyet getirmesi ve engelli istihdam yükümlülüklerine uymama nedeniyle ağır yaptırımlara maruz kalınacağı endişesi yatmaktadır. Bunun yanında işyeri çalışma ortamının engellilere yönelik olarak düzenlenmesi ağır ve tehlikeli işlerde faaliyet gösteren işletmeler için gerçekten önemli bir sorun teşkil etmektedir. Erişilebilirlik ve ergonomi konusu maliyetli bir alan olduğu için işverenlerin bu konuda özendirilmesi ve teşvik edilmesi gerekmektedir. Bir diğer sorun ise ülkemizde engelli istatistiklerine yönelik güvenli ve ilgili kurumların erişimine açık bir veri tabanı bulunmamasıdır. Aktif olarak iş arayan ve çalışabilecek düzeyde olan engellilerin tespit edilerek takip ve izleme sistemi kurulması çok önemlidir. Son olarak ülkemiz anayasasında yerini bulan sosyal devlet anlayışı doğrultusunda engellilerin istihdamına ilişkin pozitif ayrımcılık olarak adlandırılan yasal düzenlemeler, devletin engelli istihdamına yönelik iyi niyet çabalarını göstermesi bakımından dikkat çekmektedir. Ancak mevcut yasal düzenlemeler, istihdam boyutu ile düşünüldüğünde yeterliliği tartışmalıdır. Bu konuda Yalova genelindeki elli ve üzeri sayıda eleman çalıştıran işverenlerin büyük çoğunluğunun düşüncesi, mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı yönündedir.
Piyasanın talepleriyle engellinin teknik iş ve beceri eğitimleri arasındaki ilişkiye dair neler söylemek istersiniz? Doğru işe doğru engelli dengesi nasıl sağlanabilir? Engelli işe alım süreçlerinde yöntem olarak önerileriniz nelerdir?
Engellilerin mesleki olarak yetersiz oluşu ve vasıflı, işe uygun engelli bulunamaması işverenlerin engelli istihdamında karşılaştığı en önemli sorunların başında gelmektedir. Günümüz iş piyasasında, teknoloji ve otomasyon alanında yaşanan hızlı değişime ayak uydurabilecek yüksek vasıflı işgücü talep edilmektedir. Bu ihtiyacı karşılayabilmenin yolu ise mesleki eğitimden geçmektedir. Bu nedenle engellilere yönelik mesleki eğitim kurslarının arttırılması hususunda atılacak adımlar çok önemlidir. Yine zorunlu eğitim sonrası iş arayan engelli bireylere yönelik iş piyasasının ihtiyaç duyduğu alan ve mesleklere yönelik nitelikli ve mümkün olduğunca işyerleri ile işbirliği şeklinde istihdam garantili mesleki eğitim programları düzenlenmesi gereklidir. İş hukukumuzun “engellilerin bedenî ve ruhî durumlarına uygun işler”de çalıştırılması vurgusu çok önemlidir. Engelli bireylerin iş başarısı açısından engel türlerine ve kişisel durumlarına uygun işlere yönlendirilmeleri gereklidir. Mevcut durumda işverenlerin engelli bireylere ne tür işler yaptırabilecekleri veya hangi pozisyonda çalıştırılacağı konusunda tereddütler yaşadığı görülmektedir. Engellilik türü, işyeri özel şartları vb. nedenlerle engelli istihdamında zorlanılan ve tehlikeli olan işyerlerine yönelik farklı çözümler sunulması ve doğru işe doğru engelli dengesinin kurulabilmesi açısından “iş analizi” çalışmalarının yapılmasına ihtiyaç bulunmaktadır.
Günümüzde açık iş ilanları internet aracılığı ile yayımlanmakta, başvurular yine bu kanaldan yapılarak işe alım mülakatları interaktif bir şekilde uzaktan web tabanlı olarak gerçekleştirilmektedir. Günümüz pandemi koşulları düşünüldüğünde web tabanlı uzaktan iş görüşmeleri ihtiyaçtan ziyade zaruret haline gelmiştir. Zaman, mekân, ulaşım, sağlık gibi birçok açıdan kolaylık sağlayan uygulamalar, yüz yüze görüşme yapılamayan durumlarda kolay erişim avantajı sunmaktadır. Bu amaçla İŞKUR bünyesinde oluşturulan iş kulüplerinde iş koçları tarafından engellilere yönelik web tabanlı iş arama ve mülakat yöntemleri uygulamalı olarak gösterilmeli ve önceden ilan edilen tarihlerde kontenjan açığı olan işverenler ile engelli iş arayanlar sanal ortamda buluşturularak iş görüşmesi yapabilmeleri sağlanmalıdır.
Engellilerin iş hayatı içinde kesinlikle haberdar edilmeleri gereken resmî, sivil kurum ve kuruluşlar hangileri ve Türkiye’de bu yapılar layıkıyla etkin midir? Engelli istihdam politikalarında yasal boşluklar olduğunu düşünüyor musunuz? İşleyiş ve tutarlılık açısından düzenlenmeye muhtaç konular nelerdir?
Engellilerin istihdamı ve çalışma hayatında karşılaştıkları sorunların çözümüne yönelik hizmet sunan birçok kurum ve kuruluş bulunmakta olup bu alanda dağınık bir yapı söz konusudur. Öyle ki engelli bireylerin bu kurumların görevleri ve hizmet alanları ile ilgili çok fazla bilgisi bulunmamaktadır. Engellilerin çalışma hayatı ile ilgili tüm gerekli bilgileri ve kamu, özel, memur veya işçi statüsü fark etmeksizin tüm istihdam hizmetlerinin ülkemizin kamu istihdam kurumu olan İŞKUR koordinesinde tek elden yürütülmesi bu alandaki dağınıklığı önleyerek daha verimli bir hizmet sunumu gerçekleştirilebilecektir. Yine engelli bireylere yönelik hizmet sunan özel istihdam büroları, dernek ve sivil toplum kuruluşlarının listesi paylaşılmalı ve engelli bireylerin bu kurum ve kuruluşlardan suiistimal edilmeden yardım alması sağlanmalıdır. Engelli bireylere sağlık, eğitim, bakım ve istihdam gibi hizmetleri sunmakla sorumlu kurumlar arasındaki işbirliği düzeyi yeterli değildir. Bu konuda eksik olan işbirliğinin temin edilmesi maksadıyla acilen harekete geçilmesi bu alanda yaşanan koordinasyon eksikliğinin giderilmesi elzem görünmektedir.
İşverenlerin engellilerin istihdamına yönelik tutumlarını etkileyen temel gerekçelerin dolaylı olarak istihdam politikaları ile ilişkili olduğu görülmektedir. Bu anlamda en önemli istihdam politikası aracı olan kota yönteminin tekrar gözden geçirilerek kota ve ceza uygulamasında esneklik sağlanması önem arz etmektedir. Engelli istihdam yöntemlerinin dayatmacı bir mantık ve tüm işyerlerine aynı şekilde katı kurallar dâhilinde uygulanması, yaşanan sorunlara bir çözüm getirmemekte, sorunların çözümüne yönelik yeni yöntem ve yasal düzenlemeler beklenmektedir. İşverenler engelli istihdamı ile ilgili zorunluluk ve yaptırımlara tamamen karşı çıkmamakta ancak zorunlu istihdam yönteminin dengeli bir biçimde kullanıldığı esnek bir kota sistemi istemektedir. Buna ilave olarak para cezası dışında alternatif yaptırımların yürürlüğe konması beklenilmekte ve İŞKUR’un bu süreçte daha aktif rol alması gerektiği anlaşılmaktadır.
Yalova özelinde yaptığınız akademik çalışmada en çok neler dikkatinizi çekti? Bu tür saha çalışmalarının Türkiye geneline dair uygulamalarda hayata geçirilebilecek ya da farkındalık oluşturacak neleri ortaya koyduğunu söyleyebiliriz?
Yalova özelinde gemi inşa ve tersanecilik alanındaki işyerlerinin fazla olmasının etkisiyle; çok tehlikeli sektörlerde faaliyet gösteren işyerleri ve niteliği gereği engellilerin çalışabilmesinin zor olduğu işlerde kontenjan açıklarının kapatılmasında oldukça zorlanıldığı ve bu işyerlerinde çalışmak isteyen engelli bulunamaması dikkat çekmektedir. Saha çalışması kapsamında alanda yaptığım araştırma sonuçlarının Türkiye genelinde uygulanacak politikalara ışık tutacak yönleri olduğunu düşünüyorum.
Ülkemizde engelli istihdamına yönelik olarak yapılan hukuki düzenleme ve politika belgelerinde, AB’ye uyum sürecinin etkileri olduğu açıkça görülmektedir. Ancak başka ülke uygulamalarının tercüme edilerek olduğu gibi uygulamaya geçirilmesi sorunun çözümü için yeterli olamamakta hatta kimi zaman yeni sorunların oluşmasına sebep olmaktadır. Ülkemiz engelli istihdamına yönelik uygulanacak yöntem ve süreçlerin kendi kültür dokumuz ve algılamalarımız doğrultusunda şekillenmesi gerekmektedir. Sorunun çözümünde çeviri terimlerle adlandırılan muadil hizmetler yerine engelliler ve işverenlerin istek ve beklentilerinin tespit edilerek geliştirildiği ülkemize has yöntemlerin daha başarılı olacağını düşünmekteyim.
Engelli istihdamı konusunda işverenlerin yaşadığı sorunlara yönelik yaptığımız çalışmada elde ettiğimiz verileri tahlil ettiğimizde; sorunların çözümü için ilk olarak işe en başından yani eğitimden başlanması gerekmektedir. Çünkü engelli istihdamında yaşanan en önemli sorun kaynağı burasıdır. Engelli bireylerin kariyer hedefleri ve iş piyasası ihtiyaçları doğrultusunda eğitilmeleri ve doğru mesleğe yöneltme süreci bu aşamada çok önemlidir. Bununla birlikte kurumlar arasındaki iş birliğinin ve görevlerin net bir şekilde tanımlandığı, istihdam bağlantısını sağlayacak somut hedefleri ve gerçekleşme tarihleri olan engelli ve işverenlerin beklentilerine cevap verebilecek, ihtiyaç odaklı yasal düzenlemeler ile engelli çalıştırma maliyetlerinin azaltılması ve istihdamın desteklenmesine yönelik “uygulanabilir” düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır.
Unutulmamalıdır ki işverenlerin engelli istihdamında yaşadıkları sorunların çözümü için sadece istihdam politikaları ve yasal düzenlemeler yapılması yeterli olamamaktadır. Yapılan düzenlemeler kadar bu konuda toplumsal bilinç düzeyinin arttırılması ve mevcut yasaların uygulanmasını temin edecek mekanizmaların hayata geçirilmesi daha önemli görünmektedir.
