Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Elinizdeki Harita İle Kişilik Analizi / Halim Altınışık

Bu Yazıyı Paylaşın:
Elinizdeki Harita İle Kişilik Analizi / Halim Altınışık

Zannedersem bu beşinci kitabınız, değil mi? Kitabınızın ortaya çıkış öyküsünü anlatabilir misiniz? Fikir nasıl doğdu, kitabın ismine nasıl karar verdiniz, yazma süreci nasıl gelişti?

Öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. Evet “Eldeki Sırlar” beşinci kitabım. El okuma ile ilk karşılaşmam Paris’te bulunduğum 1977 yılında sokak kitapçılarını gezerken ve özellikle eski, sayfaları sararmış kitapları incelerken Cheriro’nun “El Falı” adlı eseriyle oldu. Daha sonraları aldığım eğitim ve kurslarla hem yüz okuma hem de el okuma alanında kendimi geliştirmeye başladım. Bir süre yüz okuma alanında çalışmalar yapmam ve bu konuya öncelik vermem el okuma alanındaki çalışmalarımı erteletti.

Ancak zaman zaman fırsat buldukça bu alışılmadık bilimin temellerini daha ayrıntılı olarak çalışmaya devam ettim. Bu bağlamda hem deneyim hem de eğitim yoluyla konu üzerinde kapsamlı araştırmalar gerçekleştirdim.

Çalışmalarım sırasında kendisini yetkin olarak gören kişilerin eli doğru okumayı bilmediğini gördüm. Ayrıca eldeki çizgilerin kişinin yaşamı boyunca yerlerinin ve yönlerinin değişebildiklerini; bu nedenle bazı elde edilen bilgilerin belli bir süre sonra anlamını ve geçerliliğini yitirebildiğine tanık oldum.

Görünenin arkasındaki asıl gerçeği ortaya çıkarmak temel düşüncesinden hareketle geliştirilen el okumanın, gelecekle ilgili bilgi veren medyumlar ve astrologların yöntemleriyle hiçbir şekilde bağlantısı yoktur.

Beni bu eseri yazmaya iten şey yaşamımızda el falcılarının sayısının gittikçe artarak insanlarımızı doğru ve gerçek bilgilerden yoksun bırakmaları ve yanlış yönlendirmeleri olmuştur.

Bu kitabın bölümlerinden bazıları açık kaynaklardan temin edilen ve farklı kaynaklardaki bilgilerle karşılaştırılarak gerçek bilgilerle donatılmaya çalışılmıştır. Konuyla ilgili özellikle Batı’da yapılan kapsamlı araştırmalar ile sınırlı sayıda ve dar içerikli yerli çalışmalara ulaşılmış; yazılı, görsel ve sosyal medya araçlarındaki bilgiler ayrıntılarıyla incelenmiştir. Aynı zamanda konuyla ilintili olarak tüm dünyada yayımlanan eserlere olanaklar ölçüsünde ulaşılmış ve çevirilerle okuyuculara sunulmaya çalışılmıştır.

Kitabın adına gelince, ellerdeki her çizgi, işaret, sembolün farklı anlamlara geldiğini ve bizi ortaya koyduğundan hareketle tüm bunların bir sır olduğunu gördüm. Dolayısıyla bu sırların analiz edilmesi gerektiğini düşünerek kitabın adını “Eldeki Sırlar: Kişilik Analizinde El Okuma Sanatı” olarak koydum.

Kitabınızın içeriğinden biraz bahsedebilir misiniz?

Gerçekten de kişisel deneyimimle renklendirdiğim bu çalışmam, okuyuculara elin çizgilerini analiz etme ve yorumlama konusunda temel unsurlar sunuyor. Bu çerçevede eserimi;

1. El Falından El Okumaya

2. El Tip ve Şekilleri

3. Avuç İçindeki Dağlar

4. Eldeki Parmak ve Tırnaklar

5. Avuç İçindeki Ana Çizgiler ve Anlamları

6. Avuç İçindeki İşaret ve Semboller

7. Avuç İçindeki Yardımcı İkincil Çizgiler ve İşaretler

8. El Okumada Hastalık Belirtileri

başlıklı ana bölümlerden oluşturarak konuları ayrıntılı biçimde ele aldım. Dolayısıyla kitap aynı zamanda bir başvuru kaynağı olarak da kullanılabilecektir.

Bir kıyaslama yapmaya kalkışırsak, el okuma kavramına bakış açısı Türkiye’de ve diğer ülkelerde nasıldır?

Çok eski olduğu düşünülse de aslında sosyolojik veya psikolojik boyutlarıyla “el okuma” kavramı henüz tam olarak açıklanmayı bekleyen konulardan biridir. Hal böyle olunca da duyuyoruz ama değerlendirmiyoruz, okuyoruz ama düşünmüyoruz, sorgulamıyoruz. Anlık duygusal tepkilerle karşılıyor, sıradan, üstünkörü, tarafgir ve görünenle yetinen yaklaşımlarla geçiştiriveriyoruz karakter farklılıklarını.

İnsan elindeki çizgi, işaret ve şekillerin, kişinin bazı özelliklerini yansıttığının farkına varılması, onun eski çağların astroloji bilgileri ışığında yorumlanarak kehanette kullanılmasına yol açmıştır. Daha sonra bu yöntemin ve yorumlarının Orta Doğu ve Avrupa’ya da yayıldığını görüyoruz. Bugün kullanılan el okumada ise o zamana göre bazı farklılıklar bulunmakla birlikte hemen hemen aynı yöntem uygulanmaktadır.

El okuma sanatı alanında gerçekleştirilen çalışmalar, geleneksel ve çağdaş çalışmalar olmak üzere iki başlıkta incelenebilir. Geleneksel çalışmalar genellikle el falı olarak adlandırılmaktadır. İnsanların çeşitli avuç içi özelliklerinden yola çıkarak onların kişilikleri hakkında yorumlara ulaşma çabası ve deneyimi tarihin çok eski devirlerinden beri olagelmiştir. O tarihten bugüne, hemen hemen bütün kültürlerde bu deneyim vardır. Eski Mısır, Yunan, İran, Roma ve Hint medeniyetlerinde bunun örneklerine rastlanır. Batı terminolojisinde şiromansi veya palmistry olarak bilinen bu çalışmalar, Türk kültür ve edebiyatında ise el falı olarak bilinir.

El okuma sanatı ile ilgili çağdaş çalışmalar bilimsel bir bakış açısıyla üretilen eserlerdir. Özellikle 1960’lı yıllardan itibaren görülmeye başlanan bu eserler, el okuma sanatını yeni bir çalışma alanı olarak ortaya koymuşlardır. Bu çalışmalar, insan eli ile psikolojisi arasında olduğu düşünülen ilişkileri ortaya koymayı ve bu ilişkinin iletişim sürecindeki rolünü değerlendirmeyi amaçlamıştır. Ancak bu çalışmalar el okuma sanatını yeni bir alan olarak insanlara duyururken yine aynı konuda yapılan çok temel bilimsel araştırmaları da görmezden gelmiştir. Özellikle ülkemizde yayınlanan ve popüler olan birçok el falı kitabında bu durum oldukça bariz bir şekilde görülmektedir. Bilimsel olarak cevapları yıllar önce verilen konularda bile bilimsellikten son derece uzak anlayışlar sergilenmektedir.

Bu sanatın büyük temsilcileri arasında Müslüman âlimler de yer almaktadır. Muhyiddin ibnü-l Arabi, Erzurumlu İbrahim Hakkı ve Fahreddin Razi bunlar arasındadır. Bu âlimler bu ilimlere dair özel eserler yazmışlardır.

Türk Halkbilimi alanında da el ve yüz okuma adı altında insanın görünüşü ile kişilik özellikleri arasındaki ilişkiye dayalı inanış ve uygulamaları konu alan çalışmalar bulunmaktadır. Örneğin, Mehmet Halit Bayrı’ya ait “Halk Adet ve İnanmaları” adlı eserin “İstanbul’a Ait Birkaç Not” kısmında insan bedeni uzuvlarıyla ilişkili bazı inanışlardan örnekler yer almaktadır. Bu örnekler arasında el ile ilgili inanışların da bulunduğu görülür.

Aristo, Hipokrat ve Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın kaynaklık ettiği el okuma sanatı bugün birçok ülkede çok önemli alanlarda kişileri tanıma aracı olarak başarılı bir şekilde kullanılmaktadır. Bu bağlamda eldeki tüm çizgi ve işaretlerin ülkemizde nasıl anlaşıldığını ve yorumlandığını göstermeyi vurgulamak istedim.

El okuma kişilik analizinde ne oranda doğru sonuçlar veriyor?

Kişilik özellikleri ortaya konulurken sadece tek bir çizgi veya işarete bakarak karar vermemek gerekir. Zira bu şekilde hareket edersek ön yargılı hareket etmiş oluruz. Önemli olan her bir kişilik özelliğinin farklı çizgi ve ellerde de görülmesi ve birbirini teyit etmesidir.

Cambridge’deki bilim merkezindeki bir grup İngiliz bilim adamı, Şiroloji biliminin varlığını bilimsel olarak kanıtlamak için alışılmadık bir deney yapmaya karar verdiler. Bilim adamları, deney için vasiyet yoluyla kendilerine teslim edilen 26 kişinin ölümünü inceledi.

Bu incelemede sadece eller ele alınmış olup bilim adamlarına biyografik bilgilerin dışında başka hiçbir veri verilmedi. Bilim adamlarının görevi bu verileri el okuma yardımı ile elde etmekti. Deney bir başarıydı. Bilim adamlarına göre deneklerin gerçek biyografisi ile ellerindeki bu konudaki çizgilerin uyum içinde olması şaşırtıcıydı. 26 deneğin kader ve ölüm çizgileri ile işaretleri yaşamın seyrini tespit etmeyi sağlamıştır.

El okuma sanatı, ellerdeki belirli özelliklere kabataslak bakarak kişinin karakter yapısının çözüleceği ve çeşitli saptamalar yapılabileceği anlamına gelmiyor. Bu alanda yetkinleşen el okuma uzmanları elin ve parmakların her bir bölgesini teker teker inceleyip analiz etmenin yanında, her iki elin de bütünsel duruşunu da değerlendirme kapsamına alıyorlar.

El okuma etiği hakkında neler söylemek istersiniz?

Evet, söz konusu etik kurallarından bazılarını sizinle paylaşayım: El okuma sırasında elde edilen bilgileri üçüncü kişilere aktarmamak. Her zaman açık fikirli olmak. İstenmediği takdirde biri için el okuma değerlendirmesinden uzak durmak. Kişilerin özelliklerini iyi ya da kötü diye ortaya koymamak. Kişinin özel işaretlerini belirlemek. El okumanın insanın tüm kişiliğini ortaya koymadığını unutmamak. Özel bir sorunu çözmeniz gerekmedikçe muhatabınızın özellikle olumlu yönleri üzerinde durmak. El okumaya dayanarak başkalarının karakterlerini kendinizde veya başkalarında ön yargı oluşmasına neden olacak şekilde ortaya koymamak...

El okuma analiziyle hangi kişilik özellikleri ortaya konulabilir?

Şu hususu belirtmek gerekir: Eldeki sırların çözümüyle kişilik analizi çok eskilere dayanmaktadır. Kişilik analizine ait çağdaş yöntemler de el okuma sanatından yola çıkılarak ortaya konulmuştur. Çok eski dönemlerden başlayarak, bilginler insanın ellerin ve parmakların yapısı ile karakteri arasında bir ilişki kurmaya çalışmışlardı. Bu yöntemin temelinde insanın beden yapısı ve psikolojisi arasında doğal bir bağlantının olduğu inancı yatmaktaydı.

Bu bağlamda karşımızdaki kişinin;

* Duygusal durumları

* Sorun çözme yöntemleri

* Karar alma yöntemleri

* İş hayatındaki davranışları

* İletişim kurma yöntemleri

* Maddiyata verdikleri değer

* Maneviyata yatkınlığı

* Öğrenmeye bakış açısı

* Liderlik yönü

* Bencilliği veya paylaşımcılığı

* Merhameti veya acımasızlığı

* Ketumluğu

* Konuşkanlığı

* Arkadaşlığı

* İçe dönük veya dışadönüklüğü

* Kararsızlığı gibi özelliklerini ellerindeki işaretlerden ve çizgilerden anlamak mümkün hale gelmiştir.

Kitaplarınızdan hareketle, doğal olarak insanları ve kişilerin kendilerini tanımaya özel bir önem atfettiğiniz anlaşılıyor. El okuma bir sanat mıdır? Yani aslında insanın kendisini ve başkalarını etkin biçimde tanıması için doğru el okumanın önemi nedir?

İlginize teşekkür ediyorum. Zira “el okuma” konusu bizde her zaman ihmal edilen, genellikle fal olarak gösterilen, kişilerin geleceklerini tahmin eden ve ayrıntılı olarak ele alınmayan bir konu olmuştur.

İnsanlar hayatları boyunca farklı roller sergileyerek, zaman zaman da maske takarak çevresindeki bireylerle etkileşime girmektedirler. Bu etkileşimin sonucunda, iletişime girdiği birey hakkında değişik izlenimlere sahip olmakta ve karşısındaki insanda da çeşitli izlenimler bırakmaktadır.

Bu izlenimler, bireyler arasındaki iletişimin gelişmesinde önemli bir yere sahip olmaktadır. İnsan ilişkilerinin, toplumda önemli bir yer tuttuğunu kimse inkâr edemez. Sağlıklı ilişkiler kurabilen, dikkat edilmesi gereken kuralları bilen ve uygulayan insan, toplum tarafından sevilir, saygı duyulur.

Dolayısıyla kişinin öncelikle kendisini ve çevresindeki insanları en iyi şekilde tanıması ve anlaması gerekir. Bunun yollarından biri de el okuma sanatıdır. Evet, bu bağlamda el okuma analizi bir sanattır.

İnsanın ellerinden nasıl bir hayat geçirdiği anlaşılabilir mi?

Özellikle avuç içinde yer alan ana çizgilerden yaşam çizgisi kişinin yaşamını nasıl geçirdiğini gösterebilir. Ayrıca kader ve akıl çizgisi de bu konuda bilgiler verebilir.

Başkalarının bizi yanlış tanıma olasılığı, doğru tanımaları olasılığından daha yüksek sanırım. Doğumumuzdan itibaren kendimizi bir sosyal çevre içerisinde buluyoruz kaçınılmaz olarak. Bu, önce ailemiz oluyor; sonra okul çevresi, sokak ve derken gittikçe genişliyor. Dolayısıyla tüm bu yaşadıklarımızı her iki eldeki çizgiler, işaretler ve parmak başlangıçlarındaki yükseltilerde görmek mümkündür.

Ellerden hangi hastalıklar okunabilir?

Ellerinize dikkat ederseniz, bir kişinin yalnızca geçmişini veya geleceğini, karakterini ve eğilimlerini okuyamazsınız, aynı zamanda sağlık durumunu da görebilirsiniz. Burada ayrıntıya girmek istemiyorum. Sadece örnek olarak birkaç husustan söz edeyim.

Avuç içindeki kırmızı renkli çizgiler zehirli karaciğer hasarını ve hepatit rahatsızlığını gösterebilir. Avuç içi derisi sarımsı bir renk alırsa, muhtemelen karaciğerde veya safra kesesinde olumsuzluklar vardır demektir (hepatit, safra taşı hastalığı, safra yollarındaki bozukluklar, kolanjit, kolesistit vb.).

Eldeki ve özellikle avuç içindeki cilt küçük tabaklar şeklinde soyulursa bu A ve D vitaminlerinin eksikliğinin göstergesi olabilir.

Uzun akıl çizgisi bize aynı zamanda beynin mükemmel fiziksel sağlığı hakkında bilgi verir. Böyle bir çizgiye nadiren baş ağrıları ve baş ile ilgili diğer hastalıklar eşlik eder. Ayrıca çizgi kısa, kırmızı veya üzerinde başka kusurlar olduğunda, çizgi sahibi tehlikede demek olabilir. Özellikle kişi baş dönmesi, bayılma, aşırı durumlarda ise apopleksi ve akıl hastalığıyla karşı karşıyadır.

Karmakarışık akıl çizgisi sahibinde karaciğer hastalığının, sabırsızlığın, yalancılık ve evham yapmanın, cinnetin belirtisi olarak görülmüştür.

Avucunuzun içinde ana çizgilerden biri olan akıl çizgisi yoksa sahibinin muhtemelen sık sık baş dönmesi yaşayacağı anlamına gelir. Ayrıca özellik sahibi dikkatli olmalı çünkü ölümcül bir yaralanma riskine sahiptir. Yine bu kişinin zihinsel dengesizliğe eğilimi olabilir, bu nedenle sinir sistemi mutlaka korunmalıdır.

Akıl çizgisindeki yıldız sembolü, inme veya şiddetli kafa incinmesi gibi yaklaşan ciddi hastalığın bir işareti olarak görülebilir. Bu bağlamda çok olumsuz niteliğinden dolayı, herhangi bir fiziksel hastalık olarak “açık gökyüzü altında gök gürültüsü” yaşamak gibi ortaya çıkabilir.