Çocuklar Televizyonu Ne Kadar Seyretmeli? / Prof.Dr. Sefa Saygılı
Ülkemizde televizyon çok önemli yer tutmaktadır. Hem göze hem kulağa hitap ettiğinden oldukça tesirli olan bu âletin mahzurlarını da bilip uyanık olmak gerekir. Televizyonun çocuklar üzerindeki etkileri hakkında pek çok ülkede çok sayıda yayınlar olmuş, aileler uyarılmıştır.
Taklit ve Televizyon
Çocuk, ruhsal gelişimini aile içinde tamamlamak zorundadır. Yetişkin kişi olmayı, taklit dediğimiz büyüklere benzeme arzusu ile öğrenir.
2-6 yaş arasındaki çocuğun belirgin özelliği taklittir. Bu yaşlardaki çocukta iyiyi kötüden ayırabilme yeteneği, yani üst benlik gelişmemiştir. Gördüğünü iyi veya kötü diye tefrik edemeden taklit eder.
Çocuğun başlıca taklit kaynağı ana ve babasıdır. Gününün tamamına yakınını geçirdiği evinde anne ve babasının hareketlerini, konuşmalarını, davranışlarını, olaylara verdiği tepkileri taklit ederek büyür.
Televizyon evlere girince anne ve baba arasındaki muhabbet ve hürmet dolu iletişim, aile sohbetleri oldukça azaldı. Artık aile fertleri saatlerinin çoğunu televizyon karşısında geçirmektedir. ABD’de yapılan bir incelemeye göre her Amerikalı, hayatının 15 yılını televizyon seyrederek harcamaktadır. Yorgun olarak işten dönen baba, anne ve çocuklarla yeterince ilgilenmeden televizyon seyretmeye dalmaktadır. Bu durumda çocuğun taklit edeceği anne-baba ilişkileri yanında, gördüğü ilgi ve sevgi de azalmaktadır. Çocuk, taklidi, ailenin sevgi ve şefkat dolu havasından televizyona yöneltmek mecburiyetinde kalmaktadır.
Bir anne 4 yaşındaki kızının dansçılar gibi oynadığını, hâlbuki ailelerinde böyle bir olay olmadığını telefonda bildirerek bunun sebebini sormuştu. Kendisine, çocuğun televizyonu taklit ettiğini, bunun normal bir davranış olduğunu söyledim. Gerçekten çocuklar televizyondaki sahneleri taklit ederler, ne olduğunu çoğu zaman anlamazlar bile.
6-11 yaşlarındaki çocuğun taklidi, ebeveyninden çevreye yönelir. Ayrıca bu yaşlar, çocukta iyiyi kötüden ayırabilme yeteneğinin oluştuğu çağdır. Bu yaşlarda vereceğimiz ideal fikirler onların şahsiyetine yön verir.
Çocuk televizyon seyrederek oradaki uygunsuz kimlikleri kendine örnek alabilir. Bugün en geniş izleyici kapasitesine sahip bazı televizyon programları, evlilik öncesi hatta evlilik dışı yaşanan cinsel ilişkileri “sıradan” kabul etmek konusunda bizleri şartlandırmaktadır.
Yine reklamlar çocukları gereksiz tüketime itmektedir. İçki, cinsellik vs. reklamları çocuk için olumsuz örneklerdir. Ayrıca dizi ve filmlerde içki ikram edilmekte, “Eğer eğlenmek istiyorsak içmemiz gerekir.” diye bir mesaj beynimize kazınmaktadır. Çocuklar bir yıl içinde yaklaşık 20 bin reklam izlemektedir.
Televizyon ayrıca çocukları hareketsiz ve pasif bir yaşantı tarzına itmektedir. Haftada 21 saatten fazla televizyon izleyen insanların şeker hastalığı ve şişmanlık riski artmaktadır.
Televizyon Eğitici mi ?
Çocuk, normal gelişim basamaklarını zorlama olmadan aşmalıdır. Aşırı müdahale onlarda ilerlemenin aksine gecikme ve zarara sebep olur. Mesela; 6 aylık çocuğu yürümeye zorlarsak bunu başaramayacağı bir yana, yaşı gelince de yürümesi gecikir. 4 yaşındaki çocuğa okuma-yazma öğretmeye kalkarsak okumaya karşı soğukluk gelişecek, okula alışması zorlaşacaktır. Televizyon bu açıdan çocukları erken büyümeye zorlamaktadır.
Televizyondan elde edilen bilgiler çocuklara çilesiz, çabasız, araştırmadan, içten heves olmadan geldiğinden çocuğun okuma ve araştırma zevkini köreltecektir. Beyinlerini işletme zahmetine katlanmadıklarından zihinlerini geliştiremeyeceklerdir. Dehşetli, saldırgan, korkunç filmleri seyrede seyrede, çocuk üzerinde yaşadığı dünyanın ve içinde bulunduğu toplumun gerçeklerine, meselelerine, dertlerine yabancı kalacak, onları küçümseyecektir. Bu yabancılaşma bazen onu saldırganlığa eğilimli hale getirebilecek, bazen de acıma ve merhamet hislerini törpüleyebilecektir.
Sıradan bir genç 18 yaşına gelinceye kadar 200 bin şiddet içerikli sahneyi izlemekte, 40 bin cinayete şahit olmaktadır. Gençlerin şiddet uygulamasında, yüzde 10 oranında televizyon sorumlu tutulmaktadır.
Sürekli televizyon izleyen çocukların konsantrasyon zorluğu çektiği, durmaksızın ve düşünmeden hareket ettiği ve çabucak kafalarının karıştığı bir gerçektir. Haftada 10 saat ve üzeri televizyon izlemenin, zihin faaliyetini olumsuz etkilediği gösterilmiştir.
Yine unutmamamız gereken bir nokta da çocuğumuzun hayatta başarılı olmasına yardımcı olma yollarından birisi ona sağlıklı bir algılama ve anlayış kazandırmaktır. Ekranlar bunun tam tersini yapmaktadır. Televizyon anormal ve sansasyonel olanı vurgular. Gereğinden fazla televizyon seyreden çocuklar, bozuk ve çarpık bir gerçeklik duyusu kazanırlar. Dünyanın olduğundan daha değersiz ve korkutucu bir yer olduğuna inanabilirler.
Hâlbuki çocukların duygusal yönden sağlıklı bir gelişim gösterebilmeleri için, hayatın genellikle huzur ve barışla dolu olduğunu, mutluluğun da sürekli bir uyarılma gerektirmediğini öğrenmeye ihtiyaç duyarlar. Bu inanç ise insanlar tarafından oldukça rağbet gören, çocukları ekrana yapıştıran ve aile ilişkilerini göz ardı eden dizilerle verilen değer kalıplarına ters düşmektedir.
Televizyon ve Okul Başarısı
Çocuklarını televizyondan uzak tutan aileler onların daha başarılı olmasını da sağlamaktalar. Çünkü bu çocukların zihni daha açık oluyor ve derslere daha iyi konsantre olmaktalar. Ayrıca televizyon izleme vaktini daha faydalı faaliyetlerle geçirdikleri için dünya ve hayat hakkındaki bilgilerinin de daha geniş olduğu görülmüştür.
Yine televizyon seyretmek için geç saatlere kadar oturan çocukların uyku düzensizliği yaşadığı ve bu sorunun da okul performansını etkileyerek ertesi gün çocuğun derslere katılımını azalttığı bir gerçektir. Şiddet içeren programların da uyku düzensizliklerine sebep olduğu bilinmektedir.
Dikkat Toplama Süresini Kısaltır
Dikkat problemi okul çağındaki çocuklar arasında gittikçe daha yaygın olarak görülmektedir. Televizyon seyretmek için kısa süreli dikkat toplanması yeterlidir. Oysa okumak, çalışmak ve sınıfta ders dinlemek uzun süreli konsantrasyon gerektirir. Ekran karşısında geçirilen süre ile dikkat eksikliğinin artması arasında bir bağ vardır.
ABD’li ünlü kişisel gelişimci Zig Ziglar şöyle demektedir: “İtiraf etmeliyim ki eğer evlerinde televizyon olmasaydı çocuklarımız büyük ihtimalle “farklı” olacaklardı. İlk birkaç haftadan sonra “farklılaşacaklardı.” Daha mutlu, daha konuşkan ve açık yürekli, daha üretken, daha müşfik, daha rahat, ahlaki yönden sorumluluk taşıyan ve toplumsal yönden kabul gören insanlar olacaklardı.”
Ne Yapmalı ?
Şu tedbirler her zaman işe yarar:
* Büyükler televizyona düşkün olmayarak çocuklara örnek olmalıdır.
* Yemek yeme ve televizyon izleme aynı anda olmamalıdır. Yemek sofrası aile fertlerinin neşe içinde sohbet edecekleri, iletişim kuracakları mekânlar olmalıdır.
* Televizyon, odanın en çekici yerine konmamalıdır.
* Televizyonu çocuklar günde 1 saatten fazla izlememeli, seyredeceği programlar konusunda ebeveyn söz sahibi olmalıdır.
* Televizyon, çocuk bakıcısı ve susturucusu olarak kullanılmamalıdır.
