Çocuklar Niçin Çalar? / Prof. Dr. Sefa Saygılı
Erken çocukluk çağında, çocuklar gördükleri ve hoşlandıkları her şeyi almak isterler. “Benim” “Ali’nin” vs. gibi mülkiyet kavramları henüz gelişmediğinden bu yaşlardaki hadiseler çalma kabul edilmez. Çocukta gerçek çalmadan söz edebilmek için mülkiyet (sahiplik) duygusunun gelişmiş olmasına bakmak gerekir. Bu da ancak 7-8 yaşlarından sonra yerleşmeye başlar.
Oyun çağındaki küçük çocuk birçok oyuncağın kendine ait olup olmadığını bilmekle beraber değeri hakkında bir fikri yoktur. Kendi oyuncaklarını bırakır, unutur, sonra da başka çocukların oyuncağını merak eder ve alır. Bu oyuncaklar ondan istendiğinde kendisininmiş gibi vermek istemezler. Bu, mülkiyet kavramının gelişmemesine bağlıdır.
Mülkiyet Kavramı Nasıl Gelişir?
Anne-baba gerektiği her yerde ve her zaman çocuğa başkasının eşyasının alınmayacağını açıklamalıdır. Ancak bu suretle çocuk, eşyanın kendine ait olmadığını anlar, almaktan vazgeçer. Başkasının eşyasını eve getirdiğinde, bunu yalanla savunabilir. “Buldum” diyebilir, “arkadaşım hediye etti” veya “ödünç verdi” gibi sözlerle izah edebilir. Bu durumda çocuğu aşağılamadan ve korkutmadan eşyayı sahibine iade etmelidir. Bu konuda kararlı olunmalı ve çocuğa izahta bulunulmalıdır. Başkasının malına saygı göstermeyi öğrenmelidir. Hele olayı dramatize etmekten, alay ve aşağılamalardan kaçınılmalıdır. Sakince, kendimizden emin ve kararlı bir tutumla “Bu senin değil, hadi ver onu.” demeliyiz. Ve bu hususta kararlı ve ısrarlı olmalıyız.
Çocuk ve Çalma
Çocuk, mülkiyet kavramının geliştiği 7-8 yaşından büyük olmasına rağmen çalma davranışı gösteriyorsa bunun üzerinde önemle durulmalıdır. Çalma davranışının altında birçok faktör yatabilir.
7-8 yaşlarında hatta daha büyük çocuklarda, anne-babasına ait kıymetli kıymetsiz bazı eşyaları alıp saklayan çocuklara rastlanır. Aile içinde önemli bir olay sayılan böyle bir durumda çocuğun hırsızlığa başladığı, çaldığı kabul edilir. Oysa burada annesinden veya babasından yeterli sevgiyi sağlayamayan çocuğun onlara ait bir eşya ile tatmin yolu araması söz konusudur. Böyle bir durumda çocuğun sevgi ve şefkat ihtiyacının keşfedilmesi ve giderilmesi gerekir.
Çocukların kendi aralarındaki oyunlarda, oyuncak ve okul araçlarının gizlice alınıp saklanması sonra da geri verilmemesi, unutulması veya unutturulması şeklindeki hareketleri sonradan gerçek çalma şekline dönüşebilir. Bu duruma anne-baba ilgisiz kalmamalı, böyle alınmış şeyleri bir yanlışlık olduğu söylenerek sahibine iade etmelidirler. Çocuk, başkasına ait eşyaları almanın hatalı bir davranış, bir kabahat olduğunu anlamalıdır.
Sevilmeyen, kıskanç çocukların daha çok hırsızlık yaptıkları görülmüştür. Çocukların bir kısmı üstünlük sağlamak, gruba katılmak için çalarlar. Zayıf kişilikli, kendini değersiz bulan, kendine güveni olamayan çocuk, bununla itibarının yükseleceği duygusuna kapılır. Böyle çocuklara şefkatle yaklaşılmalı, yetişmelerinde neyin eksik ve yanlış olduğu araştırılarak gerekli tedbirler alınmalıdır.
Aşırı baskı içinde büyüyen çocuklarda da çalma görülebilir. Baskı ve tehditler, yersiz birtakım düşünce ve kaygılar, çocukların davranış hürriyetini geniş ölçüde daraltmaya zorlar, kişilikleri dengeli bir şekilde gelişemez. Bunun sonunda ya çocuk anne-babadan kopar veya onların zıddına davranışlarda (çalma gibi) bulunur.
Ortaokul ve lise çağındaki büyükçe çocuklarda macera arayarak hırsızlığa yönelme, bunda da başarı kazanma bir haz duygusu doğurabilir. Bu çeşit çalmalarında çocuk, dar arkadaş grubu içerisinde itibar kazanabilir ve çevreden ilgi görebilir. Böylece ihtiyaç duyduğu hissi tatmin etmiş olur.
Ne Yapmalı?
Çalma olaylarının bütününe karşı aynı tepki gösterilemez. Görüldüğü gibi birçok faktörün bu olayda rolü olabilir. Çalınan şey nedir, kimden çalınmıştır ve çalınan eşya ne yapılmıştır? Bunlar öğrenilerek altta yatan faktör araştırılmalıdır. Tedbirler de ona göre alınmalıdır.
Çalmayı önlemek için alınacak tedbirlerden ilki, mülkiyet duygusunun kazandırılmasıdır. Çocuklara dolap, kutu, çekmece gibi şeyler sağlayarak, oyuncak ve diğer şahsi eşyalarını burada muhafaza etmelerine müsaade etmelidir. Kardeşlere müşterek oyuncak alınmamalı ve çocuğun müsaadesi alınmadan oyuncak ve eşyası kullanılmamalıdır. Bu surette çocuk, kendine ve başka şeylerin de ailenin diğer üyelerine ait olduğunu kavrar.
Çocuğumuzun cüzdanımızdan para çaldığına eminsek, bunu ona sormak yerine doğrudan söylemeliyiz: “Cebimden para almışsınız. Geri ver!” Parayı geri verdiğinde de ona sakince şöyle demeliyiz: “Paraya ihtiyacın olduğunda bana söyle. Bir çaresini buluruz!” Eğer parayı aldığını reddederse onunla tartışmayalım ve itiraf etmesi için baskıda bulunmayalım; ona, “Parayı aldın. Geri ver!” diyelim. Eğer parayı çoktan harcamışsa o zaman da ona giden paranın telafisi için bir görev verelim veya harçlığından keselim.
Çocuğumuzu hırsızlıkla ya da yalancılıkla suçlamaktan kaçınmalıyız; ona, “Sonunda herkesin nefret ettiği bir insan olacaksın.” gibi laflar etmemeliyiz. Bir çocuğa “Bunu niye yaptın?” gibi sormanın da faydası yoktur. Belki kendisi de niye yaptığını bilmiyordur ve bu konuda bir cevap vermek zorunda olması onu başka bir yalan söylemeye yönlendirebilir.
Ona, para ihtiyacı hakkında konuşmayı beklediğinizi belirtmeniz daha doğru olur. “Paraya ihtiyacın olduğunu bana söylememiş olmana kırıldım doğrusu!” diyebiliriz.
Çalan çocuğa sertlikle, döverek veya korkutarak değil, şefkatle yaklaşılmalıdır. Boş vakitlerini değerlendirmesi sağlanmalı; arkadaşları, okulu ve çevresi gözden geçirilmelidir. Ayrıca bir psikiyatri uzmanının yardımını istemekten de çekinilmemelidir.
