Çizgiyle Hayat Bulan Fikirler / Osman Turhan
Karikatürün sanata ve düşünceye katkısı tartışılmaz. Karikatür temelde neye yaramaktadır?
Çalışmalarımı karikatürden ziyade çizgiyorum olarak tanımlıyorum. Amacım okurumu eğlendirmek değil, tek karede meselelerin özetini sunmaktır.
Çizgilerin genel manada düşünceye katkısı büyüktür, hatta çoğu zaman yazıdan daha etkili olduğunu söyleyebilirim. İnsana ve yaşananlara farklı pencereden bakabilme refleksi geliştirir çizgi sanatı. Okuma duyarlılığı olmayan geniş kitlelere tek karede özetlenmiş bir konunun etkisi elbette sayfalar dolusu yazıdan daha cazip gelecektir. Bu açıdan çizgi sanatı önem arz eder.
İnsandaki karşılığı nedir? Sosyal ve psikolojik ne tür etkileri vardır? Düşündürtme boyutu nasıldır?
Düşünme, yorumlama kabiliyetini geliştirir insanın. Bazen farkındalık oluşturur bir çizgi. Kimi zaman tebessüm ettirir sadece. Kanaatimce çizgi sanatı sadece eğlence aracı olmamalıdır. Elbette tebessüm ettirebilir ama illa ki düşünce, fikir boyutu olmalıdır. Makale misali, kelimeleri çizgilerden oluşan bir kitap gibi düşünebiliriz çizgi sanatını mesela.
Yazıdan daha çarpıcıdır çizgi. Çünkü tüketimi kolaydır, birkaç saniyede görüp anlaşılması söz konusudur. Yazı daha zahmetlidir. Uzun cümleler, sayfa dolusu yazılar vs. Hele de okumayı pek hazzetmeyen bir kitleye hitap ediyorsa yayın, çizginin gücü kaçınılmazdır. Sanırım bu sebeple insanlar çizgiyi daha cazip bulabiliyor.
Çizerin düşüncesi çizgiye nasıl yansır, ilham boyutu nasıldır? Karikatürdeki üretkenliğin altında yatan nedir?
Çizer de tıpkı yazar gibidir aslında. Tek farkı, kelimelerle değil de çizgi ve renklerle yansıtıyor fikrini kâğıda. Tabi öncelikle kendisinin bir dünya görüşü, sağlam analiz kabiliyeti, yorumları olmalı. Okuruna yol gösterebilecek kapasitesi olmalı ki faydalı olabilsin. Bunun için de öncelikle kendi kültürünü, tarihini iyi tanımalı ve farklı kültürlere de yabancı olmamalıdır.
Üretkenlik tamamen çalışma prensibiyle alakalı. Nitelikli çizgi derdi olan insan belli bir zaman sonra çok zor konularda bile hızlı fikir üretmeye başlayacaktır. Çünkü insan hangi branşa isteyerek ve severek odaklansa o konuda kabiliyetleri ortaya çıkar.
Karikatür, sanatın toplum için yapıldığı zeminlerde ne tür etkiler yapabilmiştir? Çarpıcı örnekler verilebilir mi?
Çizgi çok etkili bir afiş, slogan etkisi de olabildiği için toplumsal zeminde etkileri hep olagelmiştir. Keskin bir kılıç misalidir yazı da çizgi de. Ehliyetsiz kişinin elinde tehlikeli neticeler doğurur çoğu zaman. Hele ki manevi değerlerden uzak ise kalem erbabı, adeta zehir misalidir mürekkebi. Öyle ki bazen medeniyetler çatışmalarına da zemin hazırlayan çizgiler yapılarak, provokasyonların aracı olarak da kullanılmıştır maalesef.
Kendi adıma çizgi sanatını ince eleyip sık dokuyarak icra etmeye gayret ediyorum. Az konuşmak misali az çizmek ama öz çizmek arzusundayım. Az kelam ile çok mana ifade etmek neyse az çizgi ile çok derin manalar çağrıştırmak bu sanatı hakkıyla yapabilmek demektir. Ne kadar başarıyoruz bilemem ama gayretimiz bu doğrultudadır.
Muhafazakâr ya da belli bir geleneği olan bir karikatürist olmakla, sınır tanımayan bir karikatürist olmak arasında fark var mıdır? Sınırlar, ölçüler sizce nasıl belirlenmeli? Karikatürist etiği hakkında neler söylenebilir? Bu mesleğin etiği / otosansürü nasıl değerlendirilmelidir? Ya da karikatür sanat mıdır siyaset midir? Ne kadarı sanatı sanat olmaktan çıkarır?
İnsanın aslen maddeten ve manen belli sorumlulukları olduğu tartışılmaz. Tabi her insan bunun farkında değil zaten ve bütün problemlerin kaynağında da bu şuur zafiyeti yatıyor. Çizer de bir insan olduğuna göre aynı disipline tabidir. Sanatın sınırsız bir duyguyla icra edilebileceğini düşünenlere katılmıyorum. Sınırsız özgürlük olmayacağı gibi sanatta da hakarete varan, kul hakkını ihlal edebilecek durumda veya toplum ahlakına değerlerine zarar verebilecek noktada durmak gerekir. Otosansür denilen durum kul hakkına girmemek için durabilmektir bence. Bu kırmızı çizgileri belirleyen de çizerin vicdanıdır, manevi olgunluğudur. Bu sebeple akıl ve ahlaki şuur her daim devrede olmalıdır. Çizgi sanatını kimi zaman körü körüne siyaset aracı olarak kullananlar vardır; çoğu zaman sadece sanat kaygısı taşıyanlar da mevcuttur. Sanatı Allah rızası için icra etmek sanıyorum en güzeli. Çünkü Allah rızası için çizilen kompozisyonlar daha ziyade gönüle hitap eder.
İnsan ve hayata, hayatın anlamına dair duygu ve düşüncelerinizi alabilir miyiz?
Şu ana kadar konuştuklarımız da hayatın anlamından bağımsız değildi zaten. Aldığımız her nefesin hesabını vereceğimizi düşünürsek, yazıp çizdiklerimiz, söylediklerimizin de elbette bir hesabı olacaktır. Bu şuurla hareket eden bir sanatkâr elbette kimseyi incitmez ve insanların maddeten ve manen faydalanabileceği sanat eserleri üretir.
Her kim ne işle meşgul ise onu, hakkını vererek en iyi şekilde yapmalıdır. İnsanın yanlış yollara sapmadan doğru ve dürüst prensiplerle görevini, sanatını icra edebilmesi kanunla tek başına mümkün olmasa gerek. Bu disiplini sağlayan değer manevi değerlerdir. Kişinin vicdanına hitap eden ve erdemli bireyler yetiştiren bir eğitim sistemi ortaya konmalıdır.
Kendi branşımdan bir örnek vermek gerekirse; kul hakkına riayet eden, manevi değerler ışığında ilerleyen bir sanatkâr, kimseyi incitmez ve meşru olmayan hallerle sanatını kirletip bulandırmaz. Öyle ki kirlenmiş bir resim, bulanık bir edebiyat ya da şiir, muhatabının zihin zehirlenmesine sebep olacaktır. Oysa sanatın gayesi huzura vesile olmak, tefekküre yönlendirmek ve neticede en büyük sanatkâr olan Cenab-ı Hakk’ı hatırlatmaktır. Sanatını bu hassasiyetle icra eden erdemli insanlara ne mutlu.
