Ayağınıza Sağlık / Öğr. Gör. Cengiz Kastan
Ayakkabı seçerken ayak sağlığı açısından nelere dikkat edilmelidir?
70’li yıllardan itibaren giderek sentetik deriye yönelme oldu, çünkü dünyadaki deri üretimi talebe yeterli değil. Talep hızlı artığı için deri fiyatlarında aşırı bir artış olacaktı ve bunu önlemek için sentetik deri yani kumaşın PVC ile kaplanmasıyla oluşan, imitasyon dediğimiz, hava almayan sentetik deri kullanılmaya başlandı. Bir de bazı kumaş türleri ayakkabıda kullanılıyor. Olaya tüketici açısından yaklaştığımız zaman öncelikle ayakkabının önemini göz önünde bulundurmamız lazım. Özellikle çocuklar için çok önemli, çocukların ayaklarında 7–8 yaşlarına kadar değişmeler oluyor. Yumuşak olan kemik yapısı sert kemik yapısına dönüşüyor. Çocuklarda yürüyüş ve basma bozuklukları oluşabilir, ayağın şeklinde bozukluklar olabilir, ayak bazen içe dönük olabilir. Ayağın gelişimi yirmili yaşlara kadar devam eder ama ayak lise çağına kadar genel şeklini alır. Bu dönemde çocukların hava almayan, sentetik malzemeden oluşmuş ayakkabıları uzun süre ayaklarında tutması ayak sağlığı açısından zararlı. Hem ayağın şekil olarak gelişmesine zararlı hem de ayağın hava almasını engelleyerek ciltte tahrişlere yol açıyor. Burada iki ana konu var; birincisi tüketicinin yeterince bilinçli olmaması, ikincisi tüketicinin ekonomik anlamda güçsüz olması. Tüketici yeterince bilinçli olsa ekonomik gücün dezavantajını bertaraf edebilir, yine aynı fiyatlara sandalet türü ayakkabılar alınabilir, dolayısıyla hava almamanın etkisi azaltılabilir.
AYAKKABI ÖĞLEDEN SONRA SATIN ALINMALI
Ayakkabıyı öğleden sonra satın almalıyız, çünkü gün içinde ayakta şişmeler oluyor, ayak genişliyor. Dolaysıyla sabah saatlerinde ayak yeterince genişlemeden satın alırsanız sonrasında ayakkabı ayağınıza küçük gelecektir. Bu ne kadar ayakta durduğunuza, ortamın ısısına vb. faktörlere de bağlı. İkinci dikkat edeceğimiz husus, ayakkabının ayağa uygun olması. Özellikle kadınlar çok hoşuna giden ayakkabıyı hızlı bir şekilde ayağına giyiyor çıkartıyor, oldu diyor. Benim önerim mağazada ayakkabıyı satın alırken iki tekini de on dakika ayağınızdan çıkarmadan deneyin. Mağazanın içinde oturun, dolaşın, çünkü ayakkabı giyer giymez ayağınızı vurmaz. Çok büyük ve çok küçük ayakkabı sıkıntılıdır, parmaklarınıza üstten basınç yapmaması lazım, burun bölgesinde parmak yüksekliğini koruması lazım. Bir de kadınların yüksek ökçeli ayakkabılara dikkat etmesi lazım. Tıp dünyası yüksek ökçeli ayakkabılara olumlu bakmıyor ama moda dünyasında bu her zaman olacak. Belli bir giysiyle ya da bazı ortamlarda yüksek ökçeli ayakkabı doğru bir tercih ama yüksek ökçe ayakkabının doğru yapılmış olması önemli. Yani ayakkabıyı giydiğiniz zaman ökçe kısmı ne kadar yüksek olursa olsun öne ya da arkaya doğru eğimli olmaması gerekiyor. Ayakkabı giyildiği zaman ökçenin yere 90 derece dik açıyla durması gerekiyor ki ağırlığı doğru aktarsın. Sağlık açısından baktığınız zaman yüksek ökçe ayakkabılar az giyilmeli ama moda açısından da uygun yerde giyilebilir. Burada bir ikilem var, tüketicinin kendi tercihine kalıyor.
Yazın mümkün olduğu kadar hafif ayakkabı tercih edilmeli. Mesela mikrofiber dediğimiz malzeme kalın görünüyor ama kimyasal yapısından dolayı hafif bir malzemedir. Kışın da hafif ayakkabı tercih etmeye özen göstermek gerekiyor ve karda buzda ıslak zeminde kaymayan ayakkabı tercih etmeliyiz. Bunun için termo plastik en uygun malzemedir, poliüretan ve mikro fiber malzeme de kaymaz ama PVC tabanlı ayakkabı alırsanız kayacaktır. Hemen hemen bütün deriler özellikle hava geçiren ama su geçirmeyen bütün deriler -özel üretilmemişse- kar suyunu çeker. Çok karlı yağmurlu havalarda deri su çekecektir, deri ayakkabıyı kuru havalarda tercih etmeliyiz.
DERİ AYAKKABI NASIL KULLANILIR ?
Deri ayakkabı her gün giyilmemeli, çünkü deri yaşayan bir madde. Deri ayağın hareketlerine göre, ayaktaki hacim değişikliğine göre kendini değiştiriyor. Her gün giydiğinizde genişleyip büzülüyor, her gün giyerseniz çabuk deforme olur. Onun için bir gün giyip bir gün dinlendirmekte büyük yarar var, bu sayede ayakkabının ömrünü uzatırsınız. Sezonu bitmiş ayakkabıyı kaldırırken cilalayıp ve hava alan ancak doğrudan güneş ışığına maruz kalmayan ve nemli olmayan bir ortamda saklayabilirsiniz. Hazır boyalar derinin bakımı için çok uygun değildir. Ayakkabının içine gazete kâğıdı koyabilirsiniz hem formunu muhafaza eder hem de ortamdaki nemi alacaktır.
Rugan ayakkabılar hafif nemli bir bezle silinebilir, ayakkabının üzerinde çamur varsa temizlenmeli sonra hafif bir cila ile parlatılabilir. Nubuk ve süet ayakkabılar fırçayla temizlenebilir.
Ayakkabının iç astarı da çok önemlidir. Ayakkabının dışı sentetik bile olsa iç astarının deri olmasına özellikle dikkat etmelisiniz. Ayakkabının özellikle burun kısmında karanlık, sıcak, nemli bir ortam yani bakterilerin oluşması için gereken bütün şartları taşıyan bir ortam var. Dolayısıyla ayakkabının içi deforme olduysa ve kokular oluşmaya başlamışsa sevdiğimiz bir ayakkabı bile olsa artık kullanmamak gerekiyor.
PİYASADA KÖSELE AYAKKABI ÇOK NADİR BULUNUYOR
Kösele nedir, ayakkabının kösele olduğunu nasıl anlarız? Kösele ayakkabı ayak sağlığı açısından tavsiye ediliyor, bu konuda bilgi verir misiniz?
Kösele, büyük baş hayvan derisinin işlenerek kalınlaştırılmasıyla oluşuyor ve tabana üç dört milimetre kalınlığında uygulanıyor. Sağlıklı bir malzeme ama günümüzde ekonomik şartlardan dolayı hemen hemen hiç yok.
Tüketicinin köseleyi anlaması çok zor, çünkü boyanıyor, boyanmasa köselenin kendi natürel renginden anlaşılabilir. Köselenin üzerinde çok ince tüy delikleri olabilir, özellikle ökçenin ön tarafında ama bunları tüketicinin anlaması mümkün değil. Ya satıcınıza ya da markaya güvenmeniz lazım.
Üst kısmı deri ayakkabı var ama tabanı kösele ayakkabı yok denecek kadar az, günümüzde bitmiş durumda.
Ama şunu da belirteyim; kösele olmayan ayakkabı sağlıksız ayakkabı demek değildir, çünkü asıl mesele ayakkabının hava almasıdır.
ORTOPEDİK AYAKKABIDA PAZARLAMA HİLESİ
Ortopedik ayakkabı alırken nelere dikkat etmeliyiz, ortopediste başvurulmalı mı?
Özellikle çocuk ayakkabısına dikkat çekmek istiyorum. Ayakkabının tabanında orta kısmında bir şişkinlik vardır, tezgâhtarlar bunu göstererek işte bu ortopedik ayakkabı diye sunarlar. Almanya’da yapılan bazı çalışmalarda, çocuk ayakkabısında o şişkinliğin kullanılmamasının doğru olduğu ve ayak gelişimi devam ederken dışardan müdahalenin gelişimi bozduğu tespit edilmiş. Ayakkabının tabanının düz olması gerekiyor ki ayak gelişirken formunu kendi kendine oluştursun.
Ortopedik ayakkabı aslında ayak yapısındaki bir bozukluktan dolayı doktorun reçete ile verdiği ayakkabıdır. Sıradan ayakkabılara ortopedik ayakkabı deyip satmak işin sadece pazarlama boyutudur.
Tüketici ayakkabı alırken ayakkabının boyuna, enine, özellikle tarak bölgesinin sıkmamasına ve parmak yüksekliğini korumasına dikkat etmeli. Bu üç noktaya dikkat ederseniz rahat bir ayakkabı giyersiniz.
MODA TRENDLERİ NASIL BELİRLENİYOR
Ayakkabı nasıl tasarlanıyor, ayakkabıda moda trendleri nasıl belirleniyor?
Ayakkabı tasarımı yaparken olayı ikiye ayırıyoruz; bir, kişiye özel ayakkabı yapabilirsiniz, bir de seri üretilecek ayakkabı yapabilirsiniz. Eğer bir kişiden bahsediyorsak o kişiyi ele alıyorsunuz, kişiyle ilgili bilgiler topluyorsunuz; neler yapmış, hayatındaki önemli dönüm noktaları, fiziksel ve ruhsal görüntüsü vb. çıkarmaya çalışıyorsunuz. Ünlü bir kişiyse çok zor olmuyor. Bir kişiyle ilgili on tane anahtar kelime tespit ediyoruz. Fiziksel olarak da kıyafetlerini türüne göre ayırıyoruz. Mesela abiye giymiş, sekiz on tane abiyeli fotoğrafını, sekiz on tane spor kıyafetli fotoğraflarını vb. bunları gruplandırıyoruz. Hangi gruba yönelik ayakkabı yapacaksak o grubun fotoğraflarında ortak noktalar bulmaya çalışıyoruz. Mesela diyoruz ki “Bu kişi kendine güvenen birisi, şöyle bir mesaj vermek istiyor...” Kıyafetin sosyal yönü şudur: Kıyafeti giyen kişi topluma vermek istediği imajı pekiştirmek için belli kıyafetler seçer. Dolayısıyla vermek istediği görüntüyü belirliyoruz. Ruhsal, fiziksel özellikleriyle ilgili on tane anahtar kelime çıktıktan sonra bunları yarı yarıya azaltmaya çalışıyoruz. Kalanların içinden de iki üç tanesini öne çıkartıyoruz. Diyoruz ki, öyle bir ayakkabı çizmemiz lazım ki birisi ayakkabıya baktığı zaman o anahtar kelimeleri çağrıştıracak bir ayakkabı olsun.
TASARIMIN VERDİĞİ MESAJ
Bir ayakkabının sivri burunlu olmasıyla yuvarlak burunlu olması farklı mesajlar verir. Yuvarlak burun daha rahat bir insanı temsil eder; sivri burun agresif, saldırgan, daha hareketli bir imaj verir. Sivri burunda ince ve yüksek ökçeler tercih edilir. Yuvarlak burun bir ayakkabıyla daha kalın ökçeler kullanılır. Kişiliğiyle ilgili bunları ortaya koyuyorsunuz, bunlar işin form boyutuyla ilgili.
Seçeceğiniz malzemelerde de mesela yumuşak, soft bir malzeme seçebilirsiniz, diğer uçta da rugan olabilir. Rugan kendini ortaya koymak isteyen, dikkat çekmek isteyen bir imaj verir. Son yıllarda ayakkabılarda metaller kullanılıyor, burada bir saldırganlık var, aynı zamanda gotik bir tarz var. Gotik dediğiniz zaman ilk akla gelen renk siyah renk. Renkler daha çok moda trendleriyle ilgili, her sezon beş altı trend öne çıkıyor. Aslında hiçbir renk ve trend tesadüf değil, yani birileri bunları belirliyor. Renklerle ilgili komisyon oturuyor, dünyada çalışabilecekleri tasarımcıları seçiyorlar. Bu tasarımcılar kendi ülkelerinde mümkün olduğu kadar geniş kitleleri etkilemiş bir iki tane olayı rapor ediyorlar. Mesela bu yıl savaş olmuş, bu savaştan dolayı insanlar göç etmişler... Toplantıda birisi öneriyor, “Göçebe diye bir trend yapalım.” diyor ve olayı kıyafete dönüştürüyorlar. Göçebe dediğin zaman birçok ihtiyacını karşılayacak malzemeyi çantasında taşıyan, belki dışarıda yatan, uzun kabanlar, kürkler giyen bir insan ve bu insan tipinin kıyafetleri trend oluyor. Bunun gibi beş altı trend belirleniyor ve dört sezonluk renkler belirleniyor. Mesela kırmızı deniliyor ama kırmızının elli tane tonu var, pantone numarasıyla birlikte renk belirleniyor. Kadın giyimi, erkek giyimi, çocuk giyimi ve iç giyim olmak üzere dört renk grubu belirleniyor ve iplik üreticileri bunlara uygun olarak iplik üretiyor. Ham madde ortaya çıktığında tasarımcı bunları somutlaştırmaya başlıyor. Her tasarımcının tarzı farklı ama ana trend aynı, renkler aynı. Bir tasarımcı için işin tepe noktası defile düzenlemektir, orada artık zirve yapıyor, bütün çalışmasını sunuyor. Defilelerden sonra bazı değişiklikler yapılıyor ve olay böylece seri üretime kadar geliyor. Defile yapıldıktan sonra trendler ürüne dönüşüyor. Siz giysiye bakıp da üretim yaptığınızda o artık kopyacılığa giriyor. Zamanlama olarak trendleri, ham madde üreticilerini, defilelerin tarihlerini takip edip devreye girilmeli ki uluslararası pazara aynı tarihte girebilesiniz.
Son beş yılda tasarım alanında dünyada ismini duyuran tasarımcılar var, bunlardan sadece ayakkabı tasarlayanlar da var. Büyük şehirlerde insanlarda şöyle bir arzu var; “Model sadece bana özgü olsun, sadece benim giydiğim, başka kimsede olmayan modeller olsun.” Bunlar Türkiye’de yapılıyor, çok zor bir olay değil. İstanbul’da sadece size özel ayakkabılar yapılabiliyor, bunlar çok pahalıya da mâl olmuyor.
Kıyafette geneli tamamlamanız lazım. Bazen öyle olur ki sadece ayakkabıları çok gösterişlidir, üzerindeki giysi sadedir; bazen de tersi olur, giysi çok dikkat çekicidir, ayakkabılar sadedir. Aslında giysi ile ayakkabının bağlantısı olmalıdır.
İnsanlar düzgün görünmeye çok önem veriyor. Modacı gözüyle bakarsanız görüntü önemlidir, insan vücudu da önemlidir. Modacı, bu vücudu daha düzgün, daha etkileyici, daha dikkat çekici şekilde gösterme çabasındadır. Bunu karşı cinse sunum olarak algılamamak lazım. Bir sokak düşünün çöpler içinde; süpürülmemiş, kaldırımları sökülmüş. Bir de pırıl pırıl bir sokak düşünün; tertemiz, çevre düzenlemesi yapılmış… Bu insanın hoşuna gidiyor. İnsan da öyle. Saç sakal birbirine karışmış, kılık kıyafet dağınık biriyle, giyimine özen gösteren birinin bıraktığı imaj kesinlikle aynı değildir.
