Gönül Dergisi | Kültür ve Medeniyet Dergisi

Takip Et

Avrupa'dan Türkiye'ye Uzanan Gönül Köprüsü / Osman Kozan

Bu Yazıyı Paylaşın:
Avrupa'dan Türkiye'ye Uzanan Gönül Köprüsü / Osman Kozan

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Ben Yozgat’ta  doğdum. İlk, orta, lise tahsilini burada tamamladıktan sonra 1998’de eğitim görmek  için ve  ailemin orada olmasından dolayı Fransa’ya gittim.

Haziran 2011 tarihine kadar Fransa’da yaşadım. Eğitim sürecim devam etti. Orada bulunduğum dönem içerisinde müteahhitlik yaptım. Ayrıca yurtdışında bulunan Türk derneklerinde Türk toplumuna hizmet etmek için çeşitli kademelerde görevlerde bulundum. 2011 Haziran ayında Türkiye’ye geldim ve iş hayatım burada devam ediyor.

Siz bir gönüllüsünüz ve engelliler ile ilgili faaliyetleriniz var. Bu hizmetleriniz nasıl başladı bize anlatır mısınız?

Öncelikle şunu söyleyeyim, Allah rızası için iş yapmak herkese nasip olmaz. Çünkü hizmet etmek zor ve sabır isteyen bir iş. Fransa’da bulunduğum 13 yıl içerisinde çeşitli dernek ve sivil toplum örgütlerinde görevlerde bulundum. Bu zaman zarfında bazı enteresan olaylarla karşılaştım. Mesela, bazı insanlar vardı ki camiye yıllık aidat 10 euro ödemezken çocuğuna 500 euro verir eğlenmeye gönderirdi, sadece bir eğlence için. Ben de bu duruma tepki gösterirdim. Bir gün caminin hocası beni çağırdı ve “Osman kardeşim, Allah rızası için iş yapmak her kula nasip olmaz.” diyerek hem beni sakinleştirdi hem de şöyle nasihat etti: “Allah rızası için vermek zordur. Sen neden bu boyuttan bakmıyorsun. Gönülden gelerek Allah rızası için iş yapmak  herkesin işi değildir. Bizim oralarda dendiği gibi her babayiğidin harcı değildir karşılık beklemeden hayır yapmak, hatta gün gelir etrafınızdakiler tarafından yargılanırsınız. Birileri mal-mülk peşinde koşar para biriktirir, bir şeylerin sahibi olur. Bak falanca mal-mülk sahibi oldu da sen bir şeylerin sahibi olamadın, derler. Ama işin manevi boyutuna hiç kimse bakmaz. Yeşeren kalplere bakmazlar.”

Bu sözler benim sakinleşmeme ve farklı bir boyutta olayları değerlendirmeme sebep oldu. Engellileri ve zordaki insanların hallerini merak etmeye başladım. Herkes rahat ve huzurunu bozmamak için onları görmezden gelirken ben bazen huzurevlerine huzur bulmak için ziyarete giderdim.

Oraya gittiğim zaman 70-80 yaşlarında farklı rahatsızlıklarda insanlar görürdüm. Geçmişlerini sorduğumda; kimi  zamanında albaymış, kimi milletvekiliymiş, kimi belediye başkanıymış, kimi emniyet müdürü vs. Üst düzey makamlarda binlerce insanı yönetiyorlar ve hükmediyorlarmış. Ama şuanda bir çocuktan daha kötü durumdalar. Bu yaşlı insanlarımızı yardıma ve bakıma muhtaç gördüğüm zaman bir gün eğer ömrümüz varsa onların konumuna geleceğimizi ve dünyanın ne kadar boş olduğunu anlıyorum. Bir gün başıma gelecek akibetten kaçmıyor şimdiden yüzleşiyordum. Belkide bundan birkaç yıl sonra veya 15-20 yıl sonra biz de onların durumuna düşeceğiz.

Şöyle bir söz vardır; “Veren el alan elden daha üstündür.” Bunu yaparken benim düşüncemde olmayan birilerini ayırt etmedim. Yardım yaparken tek kriter muhtaç olması o kadar. Böylece herkese yardımcı olmaya çalışıyoruz.

Bizler yaratılmışların en şereflisi insan olarak Allahu Teala’nın yeryüzündeki halifeleriyiz. Bizler yeryüzünde Allah adına bir şeyler yapıyorsak bendendir değildir, ötekidir berikidir ayrımı yapmadan, renk gözetmeden Allah rızası için ihtiyaç sahiplerine yardımcı olmamız lazımdır. İnsanları ötekileştirmek, dışlamak, bu benden değil diye yardımcı olmamak bencil ve menfaat peşinde olan insanların işidir.

Bu hizmetleri yaparken önceliğiniz nedir?

Sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi birçok alanda hizmet yapılabilir. Gözlemlediğim kadarıyla engelli vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmamız gerekiyor. Özellikle akülü tekerlekli sandalye eksikliğine önem veriyor ve bunun üzerine her sene bir çalışma yapıyoruz.

Avrupada’ki dostlarımızı da bu işe kanalize ederek ihtiyaç sahiplerine her sene ulaşmaya çalışıyoruz. Ankara Yozgat ve Kayseri’de, iki tır dolusu tekerlekli sandalyenin ihtiyaç sahiplerine teslimatını yaptık. Her geçen sene daha da büyüyerek devam ediyor çalışmalarımız.

Şuanda çalışmalarımız Diyarbakır’da sürüyor. Ağırlıklı olarak Güneydoğu Anadolu bölgesini seçtik. Önümüzdeki günlerde çalışmalarımız burada devam edecek. Engelli çocuklara tekerlekli sandalyeler teslim edilirken, onların gözündeki sevgi pırıltıları her şeye değer. Çok duygulu anlar yaşanıyor tekerlekli sandalyeleri dağıtırken. Bu da bize yetiyor işin doğrusu.

Avrupa’da kiminle yürütüyorsunuz bu hizmetleri?

Almanya Engelli Gönül Dostları Derneği var. Bu derneğin yönetim kurulu üyesi Dursun Karabel ile birlikte yürütüyoruz.

Güzel faaiyetlerinizden dolayı memnun olduk. İş adamlarına bu konuda büyük işler düşüyor. Bizzat işin içinde olduğunuz için size özellikle teşekkür ederiz.

Gönül Dergisi’nde yer almaktan ben de çok memnunum. Avrupa’dan Türkiye’ye bir gönül köprüsü oluşturuyoruz. Sesimizi siz duydunuz, asıl ben size teşekkür ederim.